Bireyselleşme Bağlamında Heteroseksüel Romantik İlişkilerin Aşk Ve Cinsellik Açısından Dönüşümü


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Nihal YALÇIN

Danışman: Aylin Çiçekli

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Romantik ilişkiler, toplumsal süreçlerin ve kültürel bağlamın örtük anlamlarını derinlemesine barındıran karmaşık ve çok katmanlı dinamiklerle doludur. Bu bağlamda, aşk ve ilişkiler hem bireysel hem de toplumsal dönüşümlerin birer aynası olarak, sürekli yeniden tanımlanır ve yeniden yorumlanır. Bireysel özerklik, postmodern çağın kutsal kâsesi haline gelirken, romantik ilişkiler de bu yeni paradigmada yeniden şekillenmektedir. Bu bağlamda bu araştırma, 7 kadın ve 7 erkekten oluşan bir örneklem ile, bireyselleşmenin romantik ilişkileri nasıl ve ne şekilde dönüştürdüğünü anlamaya çalışarak aşkın ve bağlılığın yeni formlarını fenomenolojik bir kazı ile keşfetmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın heteroseksüel ilişkilere odaklanmasının sebebi, heteroseksüelliğin normatif yapısının, aşk söylemi ve ilişki biçimlerini de heteronormatif söylemler yoluyla yeniden üretmesinden kaynaklanmaktadır. Diğer ve asıl önemli neden ise, tarihsel ve sosyolojik bir perspektiften bakıldığında, normatif bir örüntüsü olan heteroseksüel ilişkiler ile LGBTİQ+ ilişkiler; farklı tarihsel, toplumsal ve kültürel dinamikleri ve kendi özgün problemlerini içermektedir. Bu anlamda araştırmanın sorusunu tüm ilişki biçimlerini içerecek bir noktaya yerleştirmesi, bu farklılıkları göz ardı edebilir, derinliğini ve bütünlüğünü zedeleyebilirdi. Bu nedenle heteroseksüel ilişkilerle sınırlandırılmış bu çalışma, bireyselleşmenin romantik ilişkiler üzerindeki etkilerini daha net ve odaklanmış bir şekilde ortaya koymayı amaçlamıştır. Araştırmanın bulguları, bireyselleşmenin belirsizlik, özgürlük ve çeşitlilikle karakterize edilen doğasının, romantik ilişkiler ve bağlılıkların daha esnek, daha belirsiz ve daha çeşitli formlarını ortaya çıkardığını göstermektedir. Bu daha esnek ve geçici formlar içerisinde "takılma kültürü" olarak adlandırılan yeni bir ilişki biçimi ve kültürü karşımıza çıkmaktadır.