TÜRKİYE AKDENİZ KIYILARINDA BULUNAN FİTOPLANKTON TÜRLERİNİN DAĞILIMI
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Su Ürünleri Fakültesi, Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Doğukan Karaca
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Erhan Mutlu
Eş Danışman: Zahit Uysal
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tez çalışması kapsamında yapılan örneklemeler 2019 yılının Haziran-Temmuz aylarında Türkiye Akdeniz kıyılarının Mersin (Taşucu)-Muğla (Datça) arasında kalan kıyı ve nispeten açık kesiminde yapılmıştır. Türkiye Akdeniz kıyıları turizm, tarım, balıkçılık ve deniz taşımacılığı ile birlikte antropojenik etkilerin yüksek olduğu bir alandır. Geçmişte yapılan çalışmalar Akdeniz'in besin yönünden oldukça fakir (oligotrofik) bir deniz olduğunu ifade etse de yapılan son çalışmalar sanıldığı kadar fakir olmadığını göstermektedir. Artan nüfus artışının yanında uygun iklimsel koşullar turizm ve tarım sektörlerinin bölge üzerindeki etkisini ve lokal ölçüde besin yükünü arttırmaktadır. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda bölgenin sucul ekosistem üzerinde yarattığı etkiyi belirlemek ve takip etmek son derece önem arz etmektedir. Fitoplanktonlar sucul ekosistemlerde besin zincirinin en alt basamağını oluşturan, çevresel faktörlerin değişiminden hızlı etkilenen ve bu değişimlere hızlı tepki veren canlılardır. Bu sebeplerden ötürü fitoplanktonlar denizlerimizin sağlığı ve sürdürülebilirliği açısından oldukça önemlidir. Tüm bunlar dikkate alındığında ülkemiz Akdeniz kıyılarının fitoplankton dağılımının bilinmesi ve bunlara etki eden çevresel faktörlerin tanımlanarak takibinin yapılması bugün ve gelecekte büyük önem taşımaktadır. Çalışma kapsamında 4 alt bölge içerisinde 69 istasyondan örneklemeler yapılmıştır. Fitoplankton örneklemeleri yüzeyden nansen şişesi ile yapılarak Glutaraldehit ile fikse edilmiştir. Fitoplankton tür kompozisyonu ve dağılımını ilişkilendirmek için suyun fiziksel, kimyasal ve optik parametreleri ölçülmüştür. Bu çalışmada suyun genel karakteristiğine PCA analizi ile bakıldığında bileşenlerin elde edilen yüzde varyans açısından çok açıklayıcı ve belirgin olmadığı görülmüştür. PCA1 ekseni boyunca 1, 2 ve 4. bölgeler göreceli olarak birbirlerinden ayrışmıştır. PCA1 bileşeninde temel fiziksel ve kimyasal parametreler korelasyon gösterirken, PCA2 ekseninde bahsi geçen parametreler yanında optik değişkenler daha etkili olmuştur. Suyun fiziksel parametreleri ayrı olarak değerlendirildiğinde bileşenlerin PCA çözümünde yüzde varyansların oldukça açıklayıcı olduğu görülmüştür. İstasyonların dağılımında tuzluluk ve yoğunluğun etkisi düşükken ilişki daha çok pH ve sıcaklık bileşenleri içerisinde gelişmiştir. Fiziksel parametreler açısından istasyonların dağılımına bakıldığında 2. ve 4. bölgenin net bir şekilde ayrıldığı 1. ve 3. bölgenin ise nispeten benzer bir dağılıma sahip olduğu görülmüştür. Kimyasal parametrelerin PCA ile çözümüne bakıldığında yüzde varyansların çok açıklayıcı olmadığı görülmüştür 1. bölgedeki istasyonlar PCA2 ekseninde NO2 ve NO3 değerleri ile negatif ilişki göstererek nispeten kümelenme oluşturmuştur. 2. ve 4. bölgede yer alan istasyonlar dağınık bir yapı sergilerken 3. bölgedeki bazı istasyonların NO2 ve NO3 değerleri ile pozitif korelasyon oluşturduğu görülmektedir. Optik parametre bileşenlerinin PCA ile çözümüne bakıldığında 1.ve 3. bölgenin nispeten ayrıldığı görülse de suyun optik değişkenlerinde bölgeler arası önemli bir fark görülmemiştir. Secchi diski değerinin istasyon derinliğine bağlı olarak açık istasyonlarda kısmen daha yüksek olduğu fark edilmiştir. Kıyı istasyonlarının karasal etkileri daha yüksek olduğu için içerdikleri organik ve inorganik madde miktarı Secchi derinliğini etkilemiştir. Gerçekleştirilen bu çalışma kapsamında belirlenen 4 alt bölge içerisinde 69 istasyondan örnekleme yapılmış olup 131'i tür düzeyinde olmak üzere toplamda 459 fitoplankton türü tayin edilmiştir. Bu türlerden 257'sini Dinoflagellatlar oluştururken 193 tanesini Diatomlar oluşturmuştur. Soyer indeksine göre çalışma alanında tespit edilen 459 türün 10'u kalıcı 20'si ise yaygın tür olarak tespit edilmiştir. 10 tane kalıcı türün 6'sı Miozoa phylumu 3'ü ise Bacillariophyta phylumu içerisinde yer alırken sadece 1'i (Emiliania huxleyi) Haptophyta phylumu içerisinde yer almıştır. Ortalama tür sayısının en yüksek olduğu bölge 2. bölge (Akdeniz Körfezi) olurken en düşük olduğu bölge 3. bölge (Finike-Kaş) olarak tespit edilmiştir. Bolluk değerlerine bakıldığında en yüksek ortalama bolluk değeri 7,68×104 hücre L-1 ile 1. bölgede bulunurken en düşük ortalama bolluk değeri 1,72×103 hücre L-1 ile 3. bölgede bulunmuştur. Tür zenginliğinin en yüksek görüldüğü bölge tür sayısıyla uyumlu olarak 2. bölge (d: 3,40) olurken en düşük görüldüğü bölge ise bolluk değerinin pik yaptığı 1. bölge (d: 2,58) olmuştur. Shannon-Wiener indeks verilerine bakıldığında biyoçeşitliliğin en yüksek olduğu alan 3. bölge (H': 2,75) en düşük olduğu alan ise 1. bölge (H': 1,72) olarak tespit edilmiştir. 2. ve 4. bölgelerin benzer biyoçeşitliliğe sahip olduğu görülürken genel olarak biyoçeşitliliğin doğudan batıya doğru artış gösterdiği dikkat çekmiştir. Yapılan kümeleme analizinde 3 ana floristik topluluğun olduğu görülmüştür. Buna göre bu topluluklarda yer alan istasyonların genel olarak doğu-batı ekseninde kümelendiği görülmüştür. Fitoplankton toplulukları karşılaştırıldığında dinoflagellatlardan özellikle Heterocapsa türleri bölgeler arası farkta önemli ayırıcı türler olarak bulunmuştur. Kokolitoforlardan Emiliania huxleyi 1 ve 2'nci bölge dışındaki bölgelerde önemli bir ayırıcı tür olarak yer alırken diyatomlardan Pseudo-nitzschia delicatissima tüm bölgeleri temsil eden ve katkı sağlayan önemli bir tür olarak bulunmuştur. Fitoplanktonun çevresel parametreler ile korelasyonu Kanonik Uyum Analizi (CCA) ile değerlendirildiğinde 1. bölgedeki istasyonlar başta sıcaklık ve tuzluluk olmak üzere Chl-a ve pH değerleri ile pozitif korelasyon göstermiştir. Antalya Körfezi'nin oluşturduğu 2. bölge içerisinde nehir etkisinde kalan istasyonların özellikle reaktif silikat sonrasında sıcaklık ile pozitif korelasyon göstererek diğer bölgelerden tamamen ayrıldığı görülmüştür. Çalışma alanının en batısında yer alan 4. bölgedeki istasyonlar yoğunluk ve nitrat değerleri ile pozitif korelasyon gösterirken sıcaklık ve pH ile negatif korelasyon göstermiştir. 3. bölgedeki istasyonlar ise oldukça farklı bir dağılım sergilemiştir. Fitoplankton topluluklarının dağılımında bölgeler arası fark istatiksel olarak önemli bulunurken (Monte Carlo test p değeri= 0,001; p<0,05) kıyıdan uzaklık ve bölge/kıyı-açık arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Yapılan bu tez çalışması kapsamında çalışma alanındaki fitoplankton türlerinin tür kompozisyonları ve dağılımları belirlenerek çevresel parametreler ile olan ilişkileri yapılan analizler sonucunda ortaya çıkarılmıştır.