Muhammed Senâullah Pânîpatî'nin et-Tefsîru'l-Mazharî İsimli Eserinin Kıraat ilmi Açısından Değerlendirilmesi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SÜLEYMAN AYKUT

Danışman: Eyüp Yaka

Özet:

Kur'ân-ı Kerîm, Allah (c.c.) tarafından Hz. Peygamber'e (s.a.s.) lafız, kıraat şekli ve manasıyla vahyedilmiş, ondan da sahâbeye bütün eda keyfiyeti ve nazil olduğu haliyle aktarılmıştır. Hicrî ilk üç asırda Arap yarımadası ve yakın çevresinde yoğunlaşan kıraat faaliyetleri, fetihlerle birlikte toplumların İslâm'a geçiş sürecine paralel olarak Mısır, Kuzey Afrika, Endülüs, İran, Anadolu ve Orta Asya'ya kadar yayılmıştır. Kaynaklar, Kur'an kıraatlerinin Hindistan'da dördüncü hicrî asırdan daha önce yaygınlaşmış olduğuna işaret etmektedir. Ayrıca, günümüze kadar bölgedeki Müslümanların kıraate ilgileri hiç kaybolmamış ve bu sahada mahir üstatlar yetişmiştir. Söz konusu üstatlardan biri de 19. yüzyılda yaşamış olan Muhammed Senâullah Pânîpatî'dir. Çalışma, müellifin Arapça olarak telif ettiği ve en meşhur eseri kabul edilen et-Tefsîru'l-Mazharî'nin kıraat ilmi açısından değerlendirilmesini konu edinmektedir. Bu bağlamda, araştırma, kıraatlerin Hindistan coğrafyasındaki yaygınlığını temsil eden bir tefsiri ve çok yönlü bir âlim olan müellifini incelemesi açısından büyük bir öneme sahiptir. Ayrıca tez, eseri kıraat ilmi yönüyle ele alan doktora seviyesindeki ilk müstakil çalışma olması bakımından da özel bir değer taşımaktadır. Giriş ve üç ana bölümden oluşan tezde, ilk asırdan Senâullah Pânîpatî'ye kadar uzanan kıraat tarihine yer verilmiş; kıraatlerin müellifin yaşadığı coğrafyaya intikalinin tarihsel serencamı kronolojik bir yaklaşımla ele alınmıştır. Bununla beraber eserin kıraat ilmi açısından değerlendirilmesi yapılarak, müellifin kıraat çeşitlerine bakışı, kıraat farklılıklarını ele alış biçimi ve eserin kıraat yönünün sahih kıraat ilkeleriyle uyumu incelenmiş; kıraat ile Arap dili arasındaki ilişki ise fonetik (savtî), morfolojik (sarfî) ve sentaktik (nahvî) yönleriyle analiz edilerek elde edilen bulgular sonuç bölümünde sunulmuştur. Senâullah, eserinde kıraatleri mütevâtir ve şâz olarak iki kategoride ele almaktadır. On kıraatin tamamını mütevâtir kabul ederek, hepsini fazilet veya sened açısından eşit derecede görmekte ve aralarında herhangi bir tercihin uygun olmadığını ifade etmektedir. On kıraatin dışında kalan tüm kıraatleri ise şâz olarak nitelendirmektedir. Bu nedenle, mütevâtir kıraatleri asıl hüccet, şâz kıraatleri ise tefsirde ikinci derecede delil saymaktadır.
Anahtar Kelime: Kıraat = Reading ; Tefsir = Commentary