Doğu Akdeniz'deki münhasır ekonomik bölge uyuşmazlıklarının Türkiye Ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından hukuki değerlendirmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Hukuku Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FATİH ARICAN
Danışman: Mehmet Hanifi Bayram
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Doğu Akdeniz ya da diğer adıyla "Levant Havzası", eski zamanlardan günümüze kadar jeopolitik, askeri ve ekonomik olarak oldukça büyük öneme sahip bir deniz bölgesi olmuştur. 20. yüzyılın sonlarına doğru yapılan hidrokarbon kaynağı keşifleri de bölgenin önemini daha da arttırmış, nispeten dar bir deniz alanında çok sayıda kıyı devletinin bulunmasıyla birlikte bölgede deniz sınırlarının paylaşılması mücadelesi başlamıştır. 1982 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS) ile münhasır ekonomik bölge (MEB) kavramı uluslararası hukuka girmiş, bu kavram ile kıyı sahibi devletler 200 deniz miline kadar genişlikteki deniz alanı üzerinde hak ilân edebilme yetkisine kavuşmuşlardır. Bu durum Doğu Akdeniz çevresinde birçok deniz sınırı uyuşmazlığı problemlerinin doğmasına sebep olmuştur. Özellikle Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY), Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) bölge üzerindeki iddialarını tamamen göz ardı eden, hakkaniyete aykırı nitelikte MEB anlaşmaları yapmaları, bölgedeki gerilimi hızla tırmandırmıştır. Doğu Akdeniz'in nispeten küçük bir deniz çevresinde çok sayıda ülkeyi barındırması, bölgede çok sayıda ve geniş bölgelere yayılmış durumda olan adaların olması, Kıbrıs'ın ikiye bölünmüş siyasi durumu gibi birçok etken bölgede çözümün bulunmasını zorlaştırmaktadır. Bu tez kapsamında, Doğu Akdeniz çevresindeki ülkeleri defalarca sıcak savaş ihtimaline yaklaştıran ve ekonomik kayıplara sebep olan deniz sınırı uyuşmazlıkları ve bölgedeki uyuşmazlığın merkezinde olan adaların hukuki statüleri; güncel uluslararası mahkeme ilke ve içtihatları ışığında incelenecek ve uyuşmazlıklara çözüm önerileri sunulmaya çalışılacaktır. Doğu Akdeniz'in sahip olduğu yüksek potansiyeli, bölgedeki deniz sınırlandırma uyuşmazlıkları sebebiyle için gereğince değerlendirilememektedir. Bölgedeki uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi, deniz çevresindeki devletlere ekonomik ve jeopolitik faydalar sağlarken aynı zamanda küresel barışın teminini sağlayacağı için önemli durumdadır. Bu hedefler doğrultusunda Türkiye ve KKTC'nin alması gereken hukuki pozisyonları ve uyuşmazlıklara alternatif çözüm önerilerini de kapsayan bir analiz gerçekleştirilecektir.