Ebû Şekûr es-Sâlimî'de akıl-vahiy ilişkisi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: RÜMEYSA KURT

Danışman: Sabri Yılmaz

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bir yönüyle aklın, diğer yönüyle vahyin etkin olduğu bir fikrî yapıya sahip olan İslâm düşüncesinde, akıl-vahiy ilişkisi tarih boyunca kelâmî tartışmaların da merkezinde yer almış ve düşünce geleneğimizin en temel meselelerinden biri olagelmiştir. Bu ilişkiyi ele alış biçimi, sa-dece mezheplerin teolojik yönelimlerini değil, aynı zamanda bilgi anlayışlarını ve varlık tasav-vurlarını da belirleyen bir rol oynamıştır. İslâm âlimleri, özellikle kelâmcılar, inanç esaslarını temellendirirken akıl ve vahyi iki ayrı bilgi kaynağı olarak değerlendirmiş; her birinin sınırlarını ve yetkinlik alanlarını belirlemeye çalışarak dinî düşünceyi aklî ve naklî temeller üzerine inşa etme gayretinde olmuşlardır. Hanefî-Mâtürîdî düşünce geleneği, akıl ile vahiy arasında sağlıklı bir denge kurmayı hedeflemiş ve aklı, vahyin doğru anlaşılması ve yorumlanmasında vazgeçilmez bir araç olarak görmüştür. Söz konusu geleneğin önemli fakat literatürde görece az incelenmiş temsilcilerin-den biri olan Ebû Şekûr es-Sâlimî (ö. 460/1068'den sonra) de bilgi edinme sürecinde akıl-vahiy ilişkisini ele alarak, akıl konusunu müstakil bir bölümde inceleyip, aklın bilgi edinme sürecin-deki yerini temellendirmiştir. Onun akıl-vahiy ilişkisine dair yaklaşımı, özellikle aklın bilgi edinmedeki konumu ve vahyin buna katkısı, peygamberliği doğrulamada aklın işlevi, itikadî bilgilerin elde edilmesinde akıl ve vahyin rolü, hüsün-kubuh meselesi ve imanın tahkik boyu-tunda aklın önemi gibi konuları ele alışında açıkça ortaya çıkmaktadır. Sâlimî, aklı iman esasla-rının kavranmasında önemli bir unsur olarak değerlendirirken, dinin tafsiline dair bilginin elde edilmesinde ise belirleyici rolü vahye vermektedir. Böylece onun düşüncesinde, Mâtürîdî gele-nekte öne çıkan akıl-vahiy dengesinin korunduğu görülmektedir. Yaşadığı dönemde etkin olan felsefî bakış açısının da Sâlimî'nin kelâm anlayışına yansıdığı dikkat çekmektedir. Sâlimî'nin düşüncesi, hem Mâtürîdî geleneğin iç dinamiklerini daha iyi kavramak hem de Kelâm ilminde akıl-vahiy ilişkisine dair geliştirilen özgün yaklaşımları ortaya koymak bakımından önemli bir imkân sunmaktadır.