OBSTRÜKTİF UYKU APNE SENDROMLU HASTALARIN PREOPERATİF DEĞERLENDİRİLMESİ, ANESTEZİNİN VE CERRAHİNİN İNFLAMATUAR VE STRES PARAMETRELERİ ÜZERİNE ETKİSİ


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Ülkü İNCE

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): HANİFE KABUKÇU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Obstrüktif Uyku Apne Sendromlu Hastaların Preoperatif Değerlendirilmesi, Anestezinin Ve Cerrahinin İnflamatuar Ve Stres Parametreleri Üzerine Etkisi Obstrüktif uyku apne sendromu (OUAS) uyku sırasında üst hava yolunun sürekli olarak tekrarlayan tıkanmaları ile seyreden bir tablodur. Güncel görüş oksidatif stres ve hava yolu inflamasyonunun her ikisi de OUAS ve komorbiditesinin patofizyolojisinde önemlidir. OUAS şiddeti ve zor entübasyon arasında bir ilişki nedeniyle üst solunum yolu kontrolü OUAS hastalarında anestezi yönetiminin en önemli yönlerinden biridir. Tüm bu bilgiler doğrultusunda bizim çalışmamızın amacı polisomnografiye göre OUAS olmayan ve Hafif, Orta ve Ağır OUAS olarak sınıflandırılan hastalarda entübasyon güçlüğünü değerlendirmek ve bu hastalarda inflamasyon parametreleri ve oksidatif stres parametrelerinin düzeylerini incelemek ve cerrahi tedavinin bu parametrelere etkisini araştırmaktır. Kasım 2014-Mayıs 2016 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Polikliniklerine başvuran horlama, tanıklı apne ve gündüz aşırı uyku hali semptomlarından en az biri bulunan hatalara PSG yapılmıştır. Muayene ve PSG sonuçlarına göre operasyon kararı alınan ve AHİ:5'in altında olan 18 hasta (grup 1); AHİ:5-15 arasında olan 28 hasta (grup 2); AHİ:15-30 arasında olan 25 hasta (grup 3) ve AHİ:30'dan fazla olan 35 hasta (grup 4) çalışmaya alınmıştır. Hastaların demografik özellikleri kaydedildikten sonra zor entübasyon parametreleri değerlendirilip kaydedildi. İntraoperatif vital bulgular ve ventilasyon parametreleri de kaydedildi. Hastalardan anestezi indüksiyonu sonrası, operasyon sonrası, postoperatif 3-10 günler ve postoperatif 2. aydan sonra kan alındı laboratuvar da santrifüj edildi ve arilesteraz, paraoksonaz, nitrotirozin (NT), CRP, HDL ve LDL değerlerine bakıldı. PON1/HDL ve Arilesteraz/HDL oranları da istatistiksel olarak hesaplanıp kaydedildi. Rutin kontrollerinde tam kan sayım yapılan hastaların lökosit değerleri ve kan gazı analizleri de kaydedildi. Anestezi indüksiyonundan sonra maske ventilasyonu ve entübasyon güçlüğü zorluk derecesi anestezist tarafından belirlenip kaydedildi. Tüm veriler toplandıktan sonra biyokimyasal analiz ve istatistiksel analiz yapılarak sonuçlar değerlendirildi. Tüm gruplarda hastalar erkek cinsiyet ağırlıklıydı [14 kadın (%13.2) ve 92 erkek (%86.8)] ve cinsiyet açısından gruplar arasında fark yoktu. Hastaların ağırlığı ve VKİ gruplar arasında anlamlı farklı bulundu. Boyun çevresi gruplar arasında farklı bulunmuştur ve daha önceki çalışmalara benzer şekilde boyun çevresi, mandibuler protrüzyon kısıtlılığı, Mallampati, Cormach-Lehan derecesi ve interinsizör mesafe ile entübasyon güçlüğü arasındaki ilişki de anlamlı bulunmuştur. Biz çalışmamızda orta ve zor entübasyon olma oranını ve entübasyon girişim sayısını Ağır OUAS grubunda daha yüksek oranda bulduk ancak istatistiksel olarak anlamlı değildi. Boyun çevresi uzunluğunun Ağır OUAS grubunda fazla olması dışında diğer parametrelerde gruplar arasında fark yoktu. Lökosit ve CRP değerlerinin 3. ölçümlerinde, HDL'nin 3. ve 4. ölçümlerinde ve LDL'nin 4. ölçümünde farklılık görüldü. Hastalık grupları arasında farklılık görülmedi. Daha önceki çalışmalardan farklı olarak bizim çalışmamızda OUAS hastalarında HDL ve LDL grupları arasında fark görülmemiştir. Daha önceki çalışmalarda PON ve ARE aktiviteleri kontrol grubuna göre OUAS'lılarda düşük bulunmuş, bizim çalışmamızda ise Orta ve Ağır OUAS grubunda daha yüksek olmasına rağmen anlamlı farklılık görülmemiştir. Çalışmamızda tüm ölçümlerde OUAS olan gruplarda OUAS olmayan gruba göre CRP değeri hep daha yüksek olmasına rağmen istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Tüm bu farklılıklar bizim hasta sayımızın farklı olmasından kaynaklı olabilir. Daha önce yapılan bir çalışmaya benzer şekilde bizim çalışmamızda da nitrotirozin değerleri gruplar arasında farksız bulunmuştur. Ölçümler arasındaki farklılıklar ve benzerlikler ise benzer çalışma olmamasından dolayı tartışılamamıştır. Çalışmamızda boyun çevresi kalınlığı, mandibuler protrüzyon kısıtlılığı, Mallampati ve Cormach-Lehan derecesi ve interinsizör mesafe kısalığı ile entübasyon güçlüğü arasında anlamlı ilişki bulduk ve bu parametrelerin önceden değerlendirilerek OUAS'lı hastalarda entübasyon güçlüğünün tahmin edilebileceğini düşünmekteyiz. OUAS'lı hastalarda CRP, HDL, LDL, PON, ARE, nitrotirozin ve lökosit değerlerinin OUAS şiddetiyle ilişkili olmadığını ve CRP, lökosit, HDL ve LDL ölçümleri arasındaki farklılığın ise operasyonun inflamatuar etkisinin ilk 6 aylık dönemde devam etmesinden kaynaklı olabileceğini düşündük. Arilesteraz /HDL oranı ve Paraoksonaz/HDL oranının OUAS hastalarının takip ve tedavisinde belirteç olarak kullanılabileceği ancak entübasyon güçlüğü değerlendirilmesinde anlamsız olduğunu düşünmekteyiz. Hasta sayımızın gruplarda az olması ve postoperatif dönemde PSG yapılmamış olması çalışmamızın kısıtlılıklarındandır. Daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğu kanısındayız. Anahtar kelimeler: Obstrüktif uyku apne sendromu, entübasyon güçlüğü, inflamasyon ve oksidatif stres belirteçleri