Plateletten zengin fibrin ve düşük doz lazer ile fotobiyomodülasyon uygulamaları sonrası ağrı, yumuşak doku iyileşmesi ve cerrahi çekim soketlerinde yeni oluşan kemik doku yoğunluğunun değerlendirilmesi


Tezin Türü: Diş Hekimliğinde Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Bilimler Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SEVGİ OZAN DEMİROK

Danışman: Cennet Neslihan Eroğlu

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Oral cerrahi prosedürler arasında gömülü 20 yaş diş çekimleri sıklıkla yer almaktadır. 20 yaş diş çekimleri sonrası postoperatif süreçte, hastaların yaşam kalitesinde düşüşe neden olan komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir. Son zamanlarda çekim soketlerine kan kaynaklı ürünlerin kullanımı ve lazer tedavilerinin uygulanmasının iyileşme üzerine etkisi merak konusu olmuştur. Bu çalışmanın amacı; cerrahi çekim soketlerinde çekim sonrası uygulanacak olan trombositten zengin fibrin (TZF) ve düşük doz lazer (DDLT) ile fotobiyomodülasyon uygulamalarının ağrı, yumuşak doku ve yeni oluşan kemik dokudaki iyileşme üzerinde etkinliği açısından bir fark olup olmadığını araştırmaktır.  Yöntem: Çalışma, Akdeniz Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı, Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Polikliniğine başvuran, 18-29 yaş arası sistemik hastalığı olmayan 26 kadın, 8 erkek toplam 34 hasta üzerinde yapıldı. Çift taraflı, mezioanguler, benzer konumda, kemik retansiyonlu gömülü yirmi yaş dişleri bulunan ve bu dişlerine çekim endikasyonu konulmuş olan hastalar vaka grubu içine dahil edildi. Tüm hastalara operasyonun riskleri, komplikasyonları, çalışmanın süresi, ne amaçla yapıldığı, hastanın dikkat etmesi gereken durumlar anlatıldı. Çalışmayı kabul eden hastalara Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu imzalatıldı. Hastaların TZF konulmayan çekim soketlerine operasyon sonrası 2., 4., 7., 11., 14., 18. ve 21. günlerde 940 nm dalga boyunda InGaAsP lazerle tek seferde cm² ye 10 J ve 0.5 W olacak şekilde derin doku ucuyla spot size 2 cm çap ayarlanarak continuous modda, 60 saniye süre ile intraoral olarak okluzal ve bukkal bölgelerden fotobiyomodülasyon yapıldı. Bu çalışmada elde edilen veriler Shapiro Wilk's ve Mann Whitney U Testi kullanılarak istatistiksel olarak analiz edildi. Bulgular: Operasyon sonrası ağrı değerlendirmesi, 2.,4. ve 7. günlerde 0-10 arası puanlanarak Visuel Analog Skala (VAS) ile yapıldı. P değerleri 0,05'ten büyük olduğu için iki grup arası istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamadı. İstatistiksel olarak anlamlı olmasa da postoperatif 2. gün TZF grubunun ağrı düzeyinin daha düşük olduğu ve 2. günden itibaren lazer uygulamasıyla beraber lazer grubunda ağrının TZF grubuna göre daha düşük olduğu gözlendi. Yumuşak doku iyileşmesinin değerlendirilmesinde postoperatif 1. hafta, 2. hafta ve 1. ayda Landry İyileşme İndeksi ile skorlama yapılıp 7 nolu dişin distalinin sondlama derinliği ölçüldü. Aradaki farklar istatistiksel olarak anlamlı bulunamadı. Hastalardan 1. ve 3. aylarda alınan ortopantomograf (OPG)'lar üzerinde İmage J programı yardımıyla çekim soketlerinin apikal 1/3 ve orta 1/3 kısımlarındaki kemik dansitesi ve trabekülasyonu (Fraktal Dimension- FD) incelenip ortalamaları alındı. Her iki grup arasında dansite ve FD ölçümünde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamadı.   26 kadın 8 erkek hasta grupları arası ağrı, yumuşak doku ve kemik iyileşmesi değerlendirildi. Ağrı düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamasına karşın 1. ay Landy İyileşme İndeksinde kadınlar lehine; 1. ay trabekül yoğunluğunda ise erkekler lehine istatistiksel olarak anlamlı fark görüldü. Sonuç: TZF ve lazer grupları arasında ağrıyı azaltma, yumuşak doku iyileşmesi ve sert doku iyileşmesi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Cinsiyetler arası farklar bulunmuş ancak çalışmanın yapıldığı dönemde Covid 19 pandemisi nedeniyle hasta sayısı ve kadın-erkek başvuru sayıları değişiklik göstermiştir.