FARKLI EĞRİLER İLE KESİTSEL VE LONGİTUDİNAL EKSTRAUTERİN BÜYÜME GERİLİĞİNİN SIKLIĞI VE ETKİLEYEN FAKTÖRLER
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MUHAMMED ÖKKEŞ CANSIZ
Danışman: Kıymet Çelik
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Yenidoğan yoğun bakım ünitelerindeki tıbbi ve teknolojik gelişmeler, prematüre bebeklerin sağkalım oranlarını belirgin şekilde artırmış olsa da, ekstrauterin büyüme geriliği (EUBG) yaşamın ilerleyen evrelerinde nörogelişimsel ve fiziksel sonuçları olumsuz etkileme potansiyeli taşıyan yaygın bir morbidite olarak varlığını sürdürmektedir. Klinik pratikte EUBG tanısı için kullanılan kriterler çeşitlilik göstermekte olup ağırlığın 10. persentilin altında olmasına dayanan kesitsel tanımlar ile Z-skorundaki standart sapma kayıplarını (Δ-Z skoru) esas alan dinamik tanımlar arasında tanısal uyumsuzluklar bulunmaktadır. Bu bağlamda, gebelik haftası 32 ve altında olan 191 prematüre bebeğin retrospektif olarak incelendiği bu çalışmada, Fenton ve Intergrowth-21 büyüme eğrileri kullanılarak EUBG sıklığının karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi ve bu tabloya etki eden demografik ve klinik risk faktörlerinin belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız Ocak 2021 – Ocak 2025 tarihleri arasında 32. gestasyonel hafta ve altında doğup YYBÜ'ne yatırılan 191 prematüre olgunun dahil edildiği tek merkezli, retrospektif gözlemsel olarak yapıldı. Çalışma için Akdeniz Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan onay alındı. EUBG tanımlamada 3 farklı tanım (taburculukta < 10. persentil, Δ-Z skoru < -1 SDS ve Δ-Z skoru < -2 SDS) ve büyüme eğrilerinde 2 farklı eğri (Fenton ve Intergrowth-21) kullanıldı. Her iki eğriye göre EUBG saptanan ve saptanmayan hastalar demografik ve klinik veriler açısından karşılaştırıldı. İstatistiksel analizlerde p < 0,05 değeri anlamlı kabul edildi Bulgular: Çalışmaya dahil edilen olguların ortalama gebelik haftası 28 ± 1.9, ortalama doğum ağırlığı ise 1178 ± 330 gram olarak saptanmıştır. Farklı tanı kriterlerine göre EUBG sıklıkları incelendiğinde, taburculuk anında vücut ağırlığının 10. persentilin altında kalması (kesitsel tanım) durumunda Fenton eğrileri bebeklerin %35,4'ünü EUBG olarak sınıflandırırken, Intergrowth-21 eğrisinde bu oran %25,4 düzeyinde kalmış ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Dinamik değerlendirme kriteri olan Z-skorunda 1 standart sapmadan (Δ Z-skoru < -1 SDS) fazla düşüş saptanması esas alındığında, EUBG oranı Fenton eğrisine göre %54 iken Intergrowth-21 eğrisine göre %22 olarak saptanmıştır. Ciddi EUBG göstergesi olan 2 standart sapma altı değerlerde ise bu oranlar sırasıyla %15,3 ve %6,9 olarak kaydedilmiştir. Her üç tanımlama modelinde de Fenton büyüme eğrisinin Intergrowth-21 standartlarına kıyasla daha yüksek oranda EUBG tanısı koyduğu saptandı. Bu durum, Fenton eğrisinin postnatal adaptasyon sürecini içermeyen yapısı nedeniyle EUBG tanısında daha katı bir eşik sergilediğini ve klinik pratikte olası bir aşırı tanı riskini beraberinde getirdiğini göstermektedir. Düşük doğum ağırlığı, uzamış TPN süresi, MKH, NEK varlığı ve uzamış hastane yatış süresi gibi risk faktörleri incelendiğinde, kullanılan eğriden bağımsız olarak bu parametrelerin EUBG gelişen grupta istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu görüldü. İki eğri ve üç farklı tanım kullanılarak yapılan değerlendirmede ortak risk faktörü ise TPN süresi ve MKH olarak karşımıza çıkmaktadır. Taburculuk anındaki Z-skorları değerlendirildiğinde, en düşük skora sahip parametrenin boy ölçümü olduğu saptanmış olup bu durum MKH ve kronik nutrisyonel eksikliklerin iskelet matürasyonundaki duraksamaya yol açtığının güçlü bir göstergesidir. Intergrowth-21 eğrileri, özellikle Δ Z-skoru < -1 SDS kriterine göre değerlendirildiğinde RDS, BPD, geç sepsis, PDA ve ROP gibi morbiditeleri EUBG varlığı ile ilişkilendirmede Fenton eğrilerine göre daha seçici ve ayırt edici bulundu. Örneğin, Intergrowth-21 eğrisine göre ciddi EUBG gelişen grupta NEK sıklığı %38,5'e ulaşırken aynı zamanda ROP varlığı ile EUBG arasındaki ilişki bu eğride çok daha güçlü şekilde izlenmiştir. ROP ve büyüme geriliğinin IGF-1 eksikliği zemininde ortak bir patofizyolojiye sahip olması, bu ilişkinin klinik önemini artırmaktadır. Sonuç: Prematüre bebeklerde EUBG tanısı konulurken yalnızca taburculuk anındaki ağırlık persentilini dikkate alan kesitsel ölçümler yerine, somatik parametrelerdeki Z-skoru değişimlerini (Δ Z-skoru) izleyen dinamik ve boylamsal bir yaklaşımın benimsenmesi klinik önceliklerin belirlenmesi açısından daha rasyoneldir. Fenton eğrileri, minör büyüme sapmalarını bile yakalayacak kadar yüksek bir duyarlılığa sahip olmakla birlikte Intergrowth-21 eğrileri, aşırı tanı oranlarını düşürerek gerçek patolojik büyümeyi ve nörogelişimsel/metabolik morbidite potansiyeli olan bebekleri ayırt etmede daha üstün bir klinik risk stratifikasyonu sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Prematüre, Ekstrauterin Büyüme Geriliği, Fenton, Intergrowth-21, Δ-Z skoru, Morbidite.