Kibyra Doğu Nekropolisi Claudii ve Flavii aileleri mezarlığı


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MUSTAFA ŞİMŞEK

Danışman: Nevzat Çevik

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Kibyra'da 2008 yılından itibaren çeşitli zaman dilimlerinde gerçekleştirilen nekrolojik araştırmalar ve edilenin arkeolojik bulgular, kentin Helenistik ve Roma Dönemi ölü gömme geleneklerini ve ritüellerini anlayabilmek konusunda önemli bilgiler sunmuştur. 2013 yılında Doğu Nekropol'de başlatılan arkeolojik araştırmalar ise; kent, nekropol ve ölü gömme gelenekleri denklemi üzerine çok yönlü yeni tartışmaları gündeme taşımıştır. Öyle ki bu çalışmanın da içeriğini oluşturan söz konusu alan, Kibyralı Claudii ve Flavii Aileleri'nce çeşitli mezar anıtlarıyla imar edilen büyük bir aile mezarlığına ev sahipliği yapar. Antoninus Pius Dönemi'nin ilk yıllarında kentin doğu anayol hattı üzerinde imar faaliyetleri başlatılan ve MS 4. yüzyıl ortalarına kadar kullanılan bu büyük aile mezarlığı özellikle kentin Roma Dönemi ölü gömme geleneklerine dair bilgileri artırırken başkaca arkeolojik araştırmaların zorunluluğunu da kaçınılmaz kılmıştır. Bu araştırmada esas olarak; mezarlığı karakterize eden farklı mezar tipleri çok yönlü arkeolojik analizlere tabi tutulmuş ve aynı zamanda demografik yapı içerisinde kimi vatandaşların ekonomik ve sosyo-politik güçleriyle elde ettiği bir takım ayrıcalıkların kentin nekropol peyzajına yansıma biçimleri irdelenmiştir. Bu bağlamda; ilk olarak kentin Helenistik dönem itibarıyla beliren geleneksel urbanizasyonundan başlamak suretiyle Roma Dönemi'yle evrilen kent ve yerleşim anlayışının nekropoller üzerindeki dönüştürücü etkisine ve bu aile mezarlığının Roma Dönemi nekropol yapılaşmalarındaki ayrıcalıklı yerine değinilmiştir. Ulaşım, lokasyon, parselasyon ve planlama gibi farklı açılardan tanıtlanan bu mezarlığı vücuda getirmiş farklı mezar tipleri de tipolojik, kronolojik, epigrafik, ikonografik ve ikonolojik açıdan analiz edilmiştir. Alandaki mezar türlerinin ilki, mezarlığın plan ve görsel karakterini belirleyen asal unsurların ilki olan yeraltı oda mezarlarıdır. İki farklı mimari tipoloji altında tasniflenen bu mezarlar öncelikle Kibyra oda mezar geleneği ölçeğinde tartışılmış ardından Anadolu'da Erken Tunç Çağı'ndan itibaren farklı kültür bölgelerinde ortaya çıkan ve Erken Doğu Roma Dönemi'ne kadar varlığını devam ettiren ilgili başkaca örneklerin referansıyla tipolojik ve kronolojik temelde analiz edilmiştir. Diğer mezar türleri ise lahitler ile az sayıdaki basit münferit mezarlardır. Münferit mezarların arkeolojik analizleri yalnızca Kibyra özelinde sınırlı tutulurken lahitler için ise geniş ölçekte tartışmalar yapılmıştır. Nitekim öncelikli olarak, Helenistik Dönem itibarıyla Kibyralı yerel sanatçıların yaratısı olan münferit taş mezarların tekil temsilcileri ile bunlar üzerinde aktarılan sepukral plastik sanatın nitelikleri incelenmiş ve söz konusu atölyelerin sahip olduğu dinamik ile yetilerin Roma Dönemi lahit sanatına ulaşan olası etkilerine işaret edilmiştir. Öte yandan alandaki bu lahitler beş farklı tipolojik başlık altında tasniflenmişlerdir. Bu bağlamda ilk olarak Roma Dönemi'nde faaliyette bulunan ve ekol haline gelerek yerel atölyelerin ilgili eserleri üzerinde açık etkileri görülen Roma merkez ile eyaletlerdeki diğer merkezi lahit üretim atölyeleri ve eserleri tanıtlanmıştır. Ardından malzeme, kanonik şema, tipoloji, kronoloji, stil-ikonografi ve ikonolojik açılardan değerlendirilen lahitlere ilişkin köken ve atölye sorunsalı açıklanmaya çalışılmıştır. Yakın bağlantılarıyla lahitlerin neredeyse vazgeçilmez taşıyıcıları olan krepidomalar ve bomikoslar da bu konuyla ilinti olarak yine tipolojik, kronolojik ve menşei zemininde genel tartışmaya dahil edilmiştir. Son olarak mezar anıtları üzerinde tespit olunan çok sayıdaki epigram aracılığıyla defnedilen kişilerin kan bağları ve soy ağaçları açıklanmaya çalışılırken öte yandan mezarların hukuksal hakları ve bunlara bağlı oluşan resmi yaptırımlar üzerinde durulmuştur. Araştırmalarda belgelenen küçük bulgular iskeletlerden ve çok çeşitli mezar armağanlarından oluşmaktadır. Antropolojik veriler yalnızca bu mezarlık özelinde değerlendirilmiş ve gerekli demografik istatistikler oluşturulmuştur. Değişik türlerdeki çok sayıda mezar armağanı ise yalnızca mezar programındaki fonksiyonları ve anlamsal bütünlükleri bağlamında incelenmiş olup tipolojik ve kronolojik açılardan değerlendirmeye alınmamıştır.