Avrupa Birliği hukukunda kentsel atık suların arıtılmasına yönelik yeni kurallar
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Hukuku Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HANİFE YOKTAN
Danışman: Mehmet Hanifi Bayram
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Küresel bir kriz olan su problemi, uluslararası hukuk mevzuatı ve uygulamaları açısından önemli bir yer ifade etmiştir. 1970'lerin sonlarından bu yana çeşitli yönleriyle ele alınmıştır. Suyun azlığı, mevcut kullanılabilir su kaynaklarının giderek azalması, iklim değişikliği nedeniyle kuraklık ve aşırı yağışın su dengesini bozması gibi birden fazla çeşitli problem ile karşılaşılmıştır. Su kıtlığında; nüfus artışı ve aşırı tüketim gibi faktörler de etkilidir. Suya erişim, yaşam hakkı ile bağlantılı olarak, insan hakkı kapsamında nitelendirilmeye ve düzenlenmeye başlanmıştır. İnsan hakkı olarak su anlayışı, kavramsal içeriği ile; içme suyu, suya erişim hakkı, temiz su ihtiyacı gibi konuların altını çizmiştir. Temiz ve sağlıklı suya erişim, dünyanın birçok yerinde hala tam anlamıyla sağlanamamıştır. Suyun kalitesi ve temizliği, çevre ve insanın faydasınadır. Yalnızca yaşam hakkı bağlamında değil; insanlara, tüm olanaklarını gerçekleştirebilecek bir çevre sunabilme açısından da vazgeçilmezdir. Tarım, endüstri, sağlık, kimya ve sanayi gibi birden fazla farklı sektörde suya ihtiyaç duyulmaktadır. Su kaynakları, bu sektörlerdeki eylemler neticesinde ortaya çıkan atık ile karşı karşıya kalmaktadır. Mevcut tatlı suyu kullanılamaz hale getirecek eylemler de bu krizin bir parçasıdır. Suyun kalitesini bozacak etkenlerin, ekosistemi ve su dengesini koruyucu nitelikte bertarafı gerekmektedir. Kirlilik, bu bağlamda küresel su krizinin bir yönünü yansıtır. Atık su deşarjlarının; ayrıştırılmadan, detaylı denetim ve gözleme tabi tutulmaksızın doğrudan kent akışına karışması temiz su kaynaklarının kalite seviyelerinin düşmesine yol açmaktadır. İnsan hakkı olarak su anlayışı, kullanılan ve atık hale gelen suların istenilen şekilde deşarjının sağlanabileceği anlamı da taşımamaktadır. Aksi halde insan hakkı olarak nitelendirilen temiz suya erişim hakkı, kendi içerisinde çelişkiler barındırmış olacaktır. Suya erişim ve temiz su hakkının, yalnızca insan hakkı olarak nitelendirilmesi her zaman tek başına yeterli olmayabilir. Ancak tarihsel süreçte çözüme götüren adımların atılmasına öncülük etmiştir. Suyun nicelik ve niteliğinin aynı anda korunması için hem çevreyi hem de insanı koruyucu bütüncül bir çözüm yöntemi gereklidir. Su ekosisteminin devamlılığı ve habitatının güvenliği bu şekilde sağlanabilecektir. Çalışmanın ilk aşamalarında, insan hakkı ve su ekosisteminin gözetilerek, atık suyun düzenleme altına alınması sürecinin incelenmesi amaçlanmıştı. Başlangıçta yalnızca, mevcudiyetini koruyan 1991 tarihli Kentsel Atık Su Arıtımı Direktifi'nin üzerine şekillenmişti. 20 yılı aşkın süredir uygulanan direktifin, 2020'li yıllarda meydana gelen sağlık ve çevre ile ilgili değişikliklere ne oranda cevap olabildiği temel inceleme konusuydu. Nihayetinde varılması öngörülen sonuç ise; daha bütüncül bir yaklaşım ve ekosistem temelli önlemlerin arttırılması gerektiği ve getirilecek yaptırım ve denetimlerle uygulanabilirliğin sağlanması idi. Çalışma kapsamı; 26.10.2022 tarihli, AB Komisyonu'nun Kentsel Atık Su Arıtımı Direktifinin revizyonu önerisi ile atık su arıtımının yeni kuralları olarak isim değişikliği ve içerik genişletilmesine gidilmiştir. Revizyon önerisinde, tezin de inceleme konusunu ele alan; kentsel atık su arıtımının eksiklikleri üzerinde durulmuştur. Özellikle, mevcut uluslararası metinlerle uyumluluk ve güncel problemlere çözüm olabilmesi yönleriyle eleştirilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından küresel salgın, pandemi olarak nitelendirilen COVID-19 salgını neticesinde yenilenme ihtiyacı üzerinde durulmuştur. Bu vesileyle, çalışmaya paralel olarak gelişen revizyon süreci neticesinde, direktifin hem eski hem de yeni haliyle karşılaştırmalı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. 1991 tarihli Kentsel Atık Su Arıtma Direktifi açıklanırken, AB hukukunun diğer çevre düzenlemelerine de değinilmesi amaçlanmaktadır. AB çevre düzenlemeleri, özellikle 2000 tarihli Su Çerçeve Direktifi ile getirilen yeni bütüncül yaklaşım ile AB çevre hukuku ilkeleri vurgulanmış ve temel bir çerçeve oluşturulması amaçlanmıştır. Yalnızca AB mevzuatı üzerinden değil, diğer uluslar arası hukuk kaynakları ile de açıklamalara yer verilmiştir. Direktifin yenilenme önerisi içeriğinde sınır ötesi işbirliği vurgusu ile mevcut uluslararası çevre düzenlemelerine halel gelmemesi gerektiği belirtilmiştir. Esas konu AB kapsamında olsa da, uluslararası hukukun bütünlüğü açısından, gerek OECD raporları gerekse de BM Çevre Programı ile detaylandırılmıştır. 2022 tarihli revizyon önerisi, Ekonomik ve Sosyal Komite görüşü, Bölgeler Komitesi görüşü ve son hukuki halini alan 10.04.2024 tarihli Avrupa Parlamentosu yasama kararı incelenmiştir. Getirilen yenilikler, benimsenen prensipler ve daha detaylı arıtım yöntemleri gerekçeleriyle açıklanmaya gayret edilmiştir.