Kanal İstanbul Projesi ve Türkiye Açısından Gerekliliği


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, DENİZ İŞLETMELERİ YÖNETİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÖKAY GÜZEL

Danışman: Yaşar Özvarol

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Kanal İstanbul Projesi, Türkiye'nin deniz taşımacılığı, çevresel sürdürülebilirlik, kentleşme politikaları, ekonomik kalkınma stratejileri ve uluslararası hukuk alanlarında çok boyutlu etkiler yaratma potansiyeline sahip mega altyapı projelerinden biridir. İstanbul Boğazı'na alternatif bir su yolu oluşturma amacı taşıyan proje, yalnızca deniz ulaşım güvenliği ve lojistik kapasite açısından değil; aynı zamanda çevresel riskler, mekânsal dönüşüm süreçleri, kamu yararı, uluslararası yükümlülükler ve jeopolitik dengeler bakımından da yoğun biçimde tartışılmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, Kanal İstanbul Projesi'ni Türkiye açısından çevresel, ekonomik, hukuki, stratejik ve kentsel boyutlarıyla bütüncül bir yaklaşımla değerlendirerek projenin gerekliliğini analiz etmektir. Araştırma, nitel araştırma yöntemine dayalı olarak kurgulanmıştır. Çalışmada sistematik literatür taraması, doküman incelemesi, karşılaştırmalı analiz ve ikincil veri analizi yöntemleri kullanılmıştır. Bu kapsamda akademik çalışmalar, resmi kurum raporları, Çevresel Etki Değerlendirmesi raporları, uluslararası kuruluş verileri ve hukuki düzenlemeler incelenmiştir. Kanal İstanbul; Süveyş, Panama ve Kiel kanalları ile Malakka, Hürmüz ve Cebelitarık gibi stratejik boğazlar bağlamında karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada öncelikle mega proje kavramı, neoliberal kentleşme, kamu yararı ve gereklilik tartışmaları çerçevesinde Kanal İstanbul'un kuramsal konumu ele alınmıştır. Bulgular, projenin yalnızca teknik bir altyapı yatırımı olmadığını; aynı zamanda ekonomik büyüme, sermaye birikimi, yeni rant alanları üretimi ve mekânsal yeniden yapılanma süreçleriyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Denizcilik ve ulaşım güvenliği boyutunda yapılan değerlendirmeler, İstanbul Boğazı'ndaki yoğun gemi trafiği, dar geçiş alanları, keskin dönüşler ve tehlikeli yük taşımacılığı nedeniyle mevcut risklerin önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Kanal İstanbul'un özellikle tehlikeli yük taşıyan gemiler için alternatif güzergâh oluşturarak belirli ölçüde risk azaltma potansiyeline sahip olduğu görülmektedir. Ancak kanalın kullanım zorunluluğunun bulunmaması, geçiş ücretleri, meteorolojik koşullar ve gemi operatörlerinin ekonomik tercihleri projenin kullanım oranına ilişkin önemli belirsizlikler yaratmaktadır. Çevresel analizler, Kanal İstanbul'un Marmara Denizi ve Türk Boğazlar Sistemi üzerinde önemli hidrodinamik değişimlere neden olabileceğini göstermektedir. Özellikle iki tabakalı akıntı sistemindeki olası değişimler, Marmara Denizi'nin oksijen dengesi, su kalitesi, sediman taşınımı ve tuzluluk yapısı üzerinde uzun vadeli etkiler oluşturabilecek niteliktedir. Ayrıca proje güzergâhında yer alan su havzaları, tarım alanları, orman ekosistemleri ve xii biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi baskılar oluşabileceği belirlenmiştir. Sazlıdere Barajı ve Terkos Gölü gibi stratejik su kaynakları üzerindeki etkiler, İstanbul'un su güvenliği açısından önemli riskler doğurmaktadır. Projenin iklim duyarlılığı yüksek bir bölgede gerçekleştirilmesi nedeniyle kentsel ısı adası etkisi, karbon yutak alanlarının azalması ve mikroklimatik değişimler de değerlendirilmiştir. Hukuki ve diplomatik açıdan çalışma, Kanal İstanbul'un Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile ilişkisini ayrıntılı biçimde incelemiştir. Bulgular, Kanal İstanbul'un Türkiye'nin egemenlik yetkileri kapsamında inşa edilebileceğini göstermekle birlikte, geçiş rejimi, ücretlendirme, askeri gemi statüsü ve uluslararası hukuk açısından yeni yorum alanları yaratabileceğini ortaya koymaktadır. Bu durum, projenin yalnızca ulusal bir altyapı yatırımı değil; aynı zamanda Karadeniz güvenliği, bölgesel güç dengeleri ve Türkiye'nin dış politika manevra alanı bakımından stratejik sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir. Ekonomik ve kentsel boyutta yapılan değerlendirmelerde, Kanal İstanbul'un yüksek yatırım maliyeti nedeniyle maliyet-fayda dengesinin kullanım oranına bağlı olduğu belirlenmiştir. Proje çevresinde planlanan yeni yerleşim alanları, lojistik merkezler ve ticari gelişim bölgeleri İstanbul'un kuzey yakasında önemli arazi kullanım değişikliklerine yol açabilecek niteliktedir. Yeni şehir projesiyle bağlantılı olarak nüfus artışı, ulaşım yükü, altyapı baskısı ve su talebinde artış beklenmektedir. Bu durumun uzun vadede kentsel sürdürülebilirlik açısından yeni riskler yaratabileceği değerlendirilmiştir. Çalışmada geliştirilen çok boyutlu karar matrisi ve senaryo analizleri doğrultusunda, Kanal İstanbul Projesi'nin ekonomik boyutta senaryo bağımlı, çevresel boyutta ihtiyat gerektiren, hukuki boyutta yorum farklılıklarına açık ve kentsel boyutta dönüşüm potansiyeli taşıyan bir proje olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Projenin uygulanabilirliği yalnızca teknik veya ekonomik göstergeler üzerinden değerlendirilmemeli; çevresel sürdürülebilirlik, kamu yararı, uluslararası hukuk, afet riski ve şehircilik ilkeleri birlikte ele alınmalıdır. Sonuç olarak, Kanal İstanbul Projesi'nin Türkiye açısından gerekliliği konusunda kesin ve tek yönlü bir değerlendirme yapmak mümkün değildir. Projenin potansiyel faydaları bulunmakla birlikte, çevresel ve hukuki riskleri yüksek düzeydedir. Bu nedenle proje hakkında karar verilirken uzun dönemli bilimsel modellemeler, alternatif senaryolar, disiplinler arası analizler, şeffaf yönetişim mekanizmaları ve katılımcı planlama süreçleri esas alınmalıdır.