Bir kadınlık deneyimi olarak premenstrüel sendromun romantik ilişkilere yansıması: Nitel bir araştırma


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, -, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HATİCE İPEK ÇELİK

Danışman: Öznur Körükcü

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu araştırmada, premenstrüel sendromun toplumsal cinsiyet çerçevesinde kadınlar tarafından nasıl deneyimlenip anlamlandırıldığının romantik ilişkileri bağlamında analiz edilmesi amaçlanmıştır. Hem ikili cinsiyet rollerini içermesi hem de yakınlık ve paylaşım ortamı sağlaması açısından cinsiyete spesifik deneyimlerin rahatça gözlemlenmesine fırsat verdiği düşünülen heteroseksüel romantik ilişkiler ise araştırmanın bağlamına uygun görülmüştür. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş olup güdümlü örneklem yoluyla ulaşılan; premenstrüel sendromdan etkilendiği bilinen ve romantik bir ilişki içerisinde bulunan 18-49 yaş aralığındaki 23 kadınla, yarı yapılandırılmış soru formu ile yüz yüze derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veriler eleştirel söylem analizi yoluyla anlamlı hale getirilmiş, bulguları oluşturan 3 ana ve 9 alt tema ise betimsel analizle belirlenmiştir. Bulgular fenomenolojik feminist bakış açısıyla sunulmuştur. Bulgular; "Bir Kadınlık Deneyimi Olarak PMS", "Toplumsal Cinsiyet ve PMS", "Romantik İlişki Bağlamında PMS" ana temaları altında incelenmiştir. Sonuç olarak sağlık sisteminin kadın-erkek biyolojik cinsiyetlerine özgü hastalık tanımlamalarında yanlı davrandığı, biyolojik cinsiyet temelli tanımlamalara giderken toplumsal cinsiyet rol kabullerini pekiştirdiği ve bu sebeple deneyimlere dair algıları biçimlendirdiğine ulaşılmıştır. Ayrıca PMS'nin toplumsal cinsiyet ön kabulleri, toplumsal cinsiyet algısı ve heteroseksüel romantik ilişkideki tutum, problem çözme stilleri, ilişki algısı gibi etkenlerden etkilendiği ve onları etkileyebildiği, algısal bir gerçeklik ifade ettiği görülmüştür. Ataerkil kodların gölgesinde yaşanan kadınlık deneyimlerinin kavramsal ve kuramsal gerçekliğinin daha derinindeki fenomenolojik gerçekliğinin görünen alana çıkarılması bu araştırmanın önemini ortaya koymaktadır. PMS ve benzeri kadınlık deneyimlerine dair cinsiyetçi söylemlerin engellenmesi için toplumsal düzeyde farkındalık çalışmaları; kadınların medikal, psikolojik ve sosyal bilincini yükseltmek için bu kapsamdaki hizmetlere ulaşımlarının kolaylaştırılması; PMS'nin literatüre işlenirken yeniden gözden geçirilmesi, heteroseksüel romantik ilişkilerdeki geleneksel toplumsal cinsiyet ön kabullerinin güçlü olumsuz etkisinin psikoeğitim çalışmaları ile fark ettirilmesi önerilebilir.