Kappadokia, Pontos, Paphlagonia ve Kilikia Bölgelerinin Dağları
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, -, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2010
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Gülcan Şaroğlu
Danışman: Burak Takmer
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Anadolu Yarımadası'nın topografyasını, batıda Ege sahillerinden başlayarak doğuya doğru Hindistan sınırlarına kadar ulaşan dağ silsileri belirler. Güneyde Taurus diye bilinen heybetli dağlar yükselir. Kuzeyde, Kuzey Anadolu Dağları yarımadayı çevrelemektedir. Sadece birkaç noktadan geçit imkanı sunan bu dağlar Karadeniz'e paralel bir şekilde doğu-batı istikametinde ilerler. Karadeniz'den yükselen yağmur bulutlarını tutan bu dağlar bölgenin ılıman havasının da sayesinde sık ormanlarla kaplıdır. Güneyde ise manzaraya Tauros Dağları' hakimdir. Dağın gerisinde Toroslar'dan gelip kuzeydoğuya doğru bir yay çizerek ilerleyen Doğu Anadolu yüksek platosuna karışan Güneydoğu Torosları zinciri yer alır. Bu dağ silsilesi Mezopotamia ve Kilikia nehir platoları arasında bir set oluşturur. Anadolu yarımadasının iç kesimi ise derin bir havzadır. Güneydeki Tauros silsilesinin en önemli kısmını Amanos Dağları oluşturur. Dağlar sayesinde birbirinden farklı iklim özelliklerine sahip olan Anadolu yarımadası eşsiz coğrafi konumunun yanı sıra akarsuları, gölleri, yer altı/üstü zenginlikleriyle yerleşime son derece elverişli koşullar sunarak en eski çağlardan itibaren birçok topluluk ve kavmi kendisine çekmiştir. Birbirlerinin peşi sıra gelen sayısız kültür grupları kendilerinden önceki kültürlerden etkilenmiş, kendilerinden sonrakileri de etkilemiştir.Dağlar Anadolu'nun siyasi ve ekonomik tarihi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Antik kaynaklar; nümizmatik ve epigrafik veriler sayesinde, topografyayı belirleyen sarp dağların burada yeşeren kültürler üzerinde belirleyici etkileri olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Karadeniz ve Akdeniz Dağları'nda yaşayan kavimler pek çok antik yazar tarafından vahşi olarak nitelendirilmiş ve onları kontrol altına almak için üzerlerine seferler düzenlenmiştir. Bununla birlikte söz konusu kavimler yaşadıkları arazinin sağladığı koşullardan dolayı çoğu zaman düşmanlarını bertaraf edebilmişlerdir. Bu dağlık coğrafyayı ele geçirmeyi başaranlar ise kimi zaman zengin maden yataklarına, kimi zaman da donanma oluşturmak için zengin sedir ormanlarına sahip olmuşlardır. Bu elverişli koşullar nedeniyle buralara sahip olanlar Anadolu kıyıları boyunca seyreden deniz ticaretinin yanı sıra yarımada içlerinden devam eden kara ticaretini de kontrol altında tutabilmişlerdir. Bu dağlık arazi her ne kadar engebeli bir topografyaya sahipse de verimli ovaları sayesinde sakinlerine yaşamlarını idame ettirmek için gerekli ihtiyaç malzemelerini bahşetmiştir.Dağlar civarlarında yaşayan halkların dinsel inançlarında da önemli bir rol oynamıştır. Nitekim yüceliklerinden dolayı saygı gören dağlara kutsal bir çok anlam yüklenmiş ve bunlar çoğu zaman tanrılaştırılmışlardır. Öyle ki, dağlar sikke tipi olarak sıkça kullanıldıkları gibi plastik sanat eserlerinde de işlenmişlerdir.Bu tez kapsamında Anadolu tarihi açısından bu denli öneme sahip dağlar Kappadokia, Pontos, Paphlagonia ve Kilikia bölgeleri özelinde ve antik kaynaklar; nümizmatik, epigrafik ve arkeolojik veriler ışığında irdelenmiştir