Akdeniz Mimarisinde İktidarın Mekân Dönüşümüne Kültürel Etkisi: Yugoslavya Örneği
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü, Akdeniz Yeni Ve Yakınçağ Araştırmaları, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NERMİN AZİZZADE JULAR
Danışman: Özgü Özturan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmada, iktidarın kültürel yapılanma üzerindeki belirleyici rolü, Akdeniz Bölgesi üzerinden Yeni ve Yakın Çağ itibari ile Yugoslavya örneğinde incelenmiştir. Araştırmada, mekânın ve ülkelerin tarihsel dönüşümleri, geçirmiş oldukları siyasi süreçler ele alınarak analiz edilmiştir. Yugoslavya'nın sosyalist öncesi dönemi, sosyalist dönemi ve bağımsızlık sonrası dönemlerde benimsediği mimari ve ideoloji, mimari yapılar üzerinden okunmuştur. Bu süreçte mimarlığın, politik ve ideolojik dönüşümlerin bir yansıması olarak nasıl biçimlendiği gösterilmeye çalışılmıştır. Ayrıca, farklı yönetim evrelerinden geçmiş olan Yugoslavya ile benzer şekilde çok katmanlı bir siyasal süreç deneyimleyen Sovyetler Birliği'nin mimari üretimleri karşılaştırmalı olarak ele alınarak, rejim değişimlerinin mekânsal ve estetik pratikler üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Mimari yapılar, yalnızca işlevsel gereksinimlere yanıt veren fiziksel oluşumlar olmanın ötesine geçerek, devletin merkeziyetçi politikalarını, kolektif yaşam ideallerini ve kültürel yönelimlerini yansıtan temsil mekânları hâline gelmiştir. Böylece mimarlık, Sovyet iktidarının toplumsal düzeni biçimlendirme ve ideolojik sürekliliği sağlama stratejisinin mekânsal bir izdüşümü olarak görev yapmıştır. Bu bağlamda Sovyet iktidarının Yugoslavya üzerindeki mimari ve siyasal etkileri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiş ve iktidarın mimariyi araç olarak değişim ve dönüşüme uğrattığı saptanmıştır. Siyasal alanda yaşanan dönüşümler, mimarlığın işlevi, temsili ve üretim pratikleri üzerinde doğrudan etkili olmuştur. Rejim değişiklikleri ile birlikte ortaya çıkan yeni politik ve ideolojik yapılanmalar, mimaride belirgin bir kırılmaya yol açmıştır. Bu süreçte mimarlık yalnızca fiziksel çevrenin inşasına yönelik bir disiplin olmanın ötesinde, değişen iktidar ilişkilerinin ve toplumsal yapılanmanın mekânsal bir aracı hâline gelmiştir. Buna paralel olarak mimari üslup ve yaklaşımlar da söz konusu dönüşümlere uyum sağlayacak şekilde evrilmiştir.