Alzheimer hastalığı ve normal popülasyonda serum vitamin d düzeylerinin nörokognitif fonksiyonlara etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ESRA ERTİLAV
Danışman: Nur Ebru Barcın
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Alzheimer Hastalığı ve Normal Popülasyonda Serum Vitamin D Düzeylerinin Nörokognitif Fonksiyonlara Etkisi Demans, zihinsel işlevlerde bozulma ile kişinin günlük yaşamdaki aktivitelerinin bozulmasına yol açan bir sendromdur. Tüm demansların %60-80 gibi büyük bir bölümünü Alzheimer hastalığı (AH) oluşturmaktadır. Vitamin D'nin ana etkisi, kalsiyum ve fosfat homeostazını sağlamak olarak bilinse de kalsiyum homeostazı dışındaki görevleri arasında, inflamasyon ve immünite mekanizmalarındaki anti-inflamatuvar ve immünmodülatör etkileri; hücre büyümesi, farklılaşması ve apoptoz kontrolü; tümörogenez karşısında konak defansı sağlaması yer almaktadır. Oksidatif stres, inflamasyon ve nöronal kalsiyum sinyalizasyon defektlerinin Alzheimer Hastalığı'nın patogenezinde önemli yer tuttuğu bilinmekte; Vitamin D ise APO A1 ve proinflamatuar bir sitokin olan TNF-alfa üzerinden antiinflamatuar etki göstermektedir. Vitamin D, NO sentaz ve glutamil transpeptidaz üzerinden antioksidan etkisi ile reaktif oksijen radikallerinin oluşumunu azaltarak beyni oksidatif stresten korumaktadır. Vitamin D ve metabolitleri amiloid fagositozu ve klirensi ile Alzheimer hastalığının patogenezinden sorumlu olan anormal amiloid birikimlerini engelleyerek ve tau proteinini defosforile eden fosfataz2A enziminin aktivasyonunu düzenleyerek nöroprotektif etki gösterir. Sağlıklı kontroller ve Alzheimer hastalıları ile yapılan çalışmalarda düşük serum 25 (OH) vitamin D düzeylerinin Alzheimer hastalığı gelişiminde artmış riskle ilişkili olduğu ve vitamin D replasmanı ile suprese sinaptik plastisitenin yeniden düzenlendiği gösterilmiştir. Yine hafif ve orta evre Alzheimer hastalığı olanlarda düşük doz vitamin D ile tedavinin bellek ve kognitif alanda belirgin düzelme olduğunu göstermiştir. Çalışmamızda Vitamin D'nin santral sinir sistemi üzerindeki hücre proliferasyonu, kalsiyum sinyalizasyonu, nörotrofik faktör sinyalizasyonu, nörotransmisyon, sinaptik plastisite üzerindeki bilinen etkileri göz önüne alınarak Vitamin D'nin kognisyon üzerindeki etkileri, Vitamin D eksikliğinin Alzheimer hastalığı ile ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda 60 yaş üzeri kognitif olarak normal olan 85 hastayı Addenbrooke's Cognitive Examination (ACE-R) testi ile; NIA-AA kriterlerine göre muhtemel Alzheimer hastalığı tanısı alan 85 hastayı MMTT ile değerlendirerek, tüm hastalardan serum 1,25(OH)2 VitD3, 25(OH) Vit D3, Vitamin D bağlayıcı protein (VDBP), PTH, Ca, P düzeyleri çalışmayı planlayarak Alzheimer Hastalığı ve normal popülasyonda serum vitamin D düzeylerinin nörokognitif fonksiyon ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışmamızın hedefi sağlıklı kontroller ile AH grubu arasında serum vitamin D düzeylerini karşılaştırarak AH grubunda kontrollere göre azalmış vitamin D düzeylerini göstererek vitamin D'nin bilişsel fonksiyonlarla korele olduğunu vurgulamaktır. Sonuçlar değerlendirildiğinde serum 25(OH) Vit D3 düzeylerini AH grubunda kontrollere göre anlamlı olarak düşük saptamış olup mevcut bulgular daha önce yapılan çalışmaları destekler niteliktedir. Serum 1,25 (OH)2 Vit D3, kalsiyum, fosfor, PTH düzeyleri arasında her iki grupta anlamlı farklılık saptamadık. Vitamin D'nin etkin formunun tespiti için hesaplanan serbest VitD3, bioavailable VitD3, bioavailable Vit D3 / Total Vit D3 düzeyleri AH grubunda kontrollere kıyasla anlamlı olarak düşük saptanmıştır. VDBP düzeylerini ise kontrollerde AH grubuna oranla anlamlı olarak düşük saptanmış olup, bulgular AH'de Vitamin D'nin hem serum düzeylerinde azalma, hem de aktif form olan serbest hormon düzeylerinde azalma ile vitamin D'nin etkinliğinin hasta grubunda sınırlandığına dikkat çekmektedir. Çalışmamızda elde ettiğimiz sonuçlarla AH grubunda serum 25(OH) VitD3 düzeylerinin, Vitamin D'nin etkin formu olan serbest VitD3 düzeylerinin, biyoyararlanılabilir (bioavailable) VitD3 düzeylerinin kontrol grubundan daha düşük değerlerde olduğunu göstermiş olduk. Literatür bilgileri bir arada değerlendirildiğinde geriatrik popülasyonda dietle yetersiz alım, malabsorbsiyon, oral alım güçlüğü gibi nedenlerle vitamin D eksikliğinin sık görüldüğü bilinmektedir. Yaşlı hastalarda düşük vitamin D düzeylerinin AH gelişimi açısından bir risk faktörü olabileceği; serum düzeylerinin taranması, yetersiz ve eksiklik saptanan hastalara henüz demans evresine ilerlemeden replasman tedavisine başlamanın bilişsel fonksiyonlarda düzelmeyle ilişkili olabileceği kanısındayız. Henüz demans gelişmeyen sağlıklı kontrollerde bazal vitamin D düzeyleri ile başlanan uzun dönem takip çalışmaları ve vitamin D eksikliği olup replasman tedavisi verilen hastalarda bilişsel düzelmeyi değerlendirecek çalışmalar bizim çalışmamıza ışık tutabilir. Anahtar kelimeler: Demans, Alzheimer hastalığı, Vitamin D, kognisyon