Myra kaya mezarları
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HASAN ONUR TIBIKOĞLU
Danışman: Nevzat Çevik
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Myra Likya'nın ortasında, bölge coğrafyasının ender kıyı düzlüklerinden birine, onun hemen arkasında yükselen bir tepe doruğundan yayılarak egemen olmuş; tarihsel süreç içerisinde denizin, nehrin, toprağın, yolların sunduğu bereket ile bu konumun ötesine siyasi ve kültürel olarak da nüfuz etmiştir. İlk olarak antik yazında Hellenistik kaynaklara dayanılarak Likya Birliği'nin altı büyük kentinden biri olarak anılan ve bugünün arkeolojik verileri açısından en erken Klasik Dönem'de varlığı kanıtlanabilen Myra'nın söz konusu dönemlerden Roma içlerine uzanan zamandaki, geniş anlamda yerel kültür, ekonomi ve siyasi önemini açıkça ortaya koyan görkem ve zenginlikteki kalıntıları, kente ve dolayısıyla Likya öz kültürüne dair daha erken dönemlerdeki bilinmezler adına her daim merak uyandırmış ve buna dair sorgulamalar için de bir yansıma oluşturmuştur. Bu anlamda bölgenin pek çok noktasında çeşitli tipleriyle yaygın kaya mezarları, özellikle içlerinde bölge kültürünün özgün unsurları olarak Likya Cephesi"ni yansıtan yüzlercesiyle Likya'nın temel olarak Klasik Dönemi'ne ve bakışımlı olarak daha erkenine izdüşüm sağlamak üzere pek çok kez başvurulan önemli bilgi kaynaklarıdır ki Myra, yerleşimi etrafına konumlandırılmış üç nekropol içerisinde toplam 104 adet kaya mezarı ile Likya toplamının yaklaşık % 10'unu barındırarak bilimsel bakışta bu geniş bilgi kaynağının önemli bir merkezi durumundadır. Myra'nın Likya kaya mezarları ve bu bağlamdaki ölü gömme geleneklerinin anlaşılmasındaki eşsiz rolü, söz konusu edilen nicelik yanı sıra esasında teknikte, ölçüde, süslemede görkemli örneklerle, geniş bir cephe çeşitliliği sunmasından ileri gelir. Bu çeşitliliğin Likya genelini kapsayacak biçimde anlaşılabilmesi adına sistematikleştirilme çabası bu çalışmanın temelini oluşturmuş, Myra kaya mezarları bu kavramsal düzlem üzerinde inşa süreçleri, oda planları, ölü yatağı tipleşmeleri, ölü gömme gelenekleri bakımından ayrıntılı incelemeye tabi tutulmuştur. Bu bağlamda ilkin teknik olarak Likya özelinde kaya mezarı nedir? Özgün çeşitlilikte ahşap mimari görünümlerin, kaya mezarlarının taş cephelerindeki yansımaları nasıl kavramlaştırılır? gibi sorularla yola çıkılarak bu konuda bazı karşılaştırmalı değerlendirmeler ortaya konmuş buradan hareketle cephelerin sunduğu mimari unsurlar tek tek, işlevleri temelinde Türkçenin zengin ahşap mimarisi terimleri ile eşleştirilmiştir. Çalışmanın başında bu gibi tanım ve kavram standartlarının oluşturulmasıyla Likya kaya mezarı çeşitliliğinin çözümlenmesi çabası adına akıcı ve esnek bir yöntem sağlanmıştır. Böylelikle Likya kaya mezarları mimari ve teknik açıdan gösterdikleri daha ince farklılıklar göz önüne alınarak 5 ana grup halinde ayrıştırıldı ve bu başlıklar altında 12 adet ana ve 20 adet alt tip benzer yaklaşımla tanımlandı. Buna göre 29 adet farklı cephe görünümü sunan sınıflamaya göre Myra nekropolleri 18 adet cephe tipiyle bölgede kent bazında benzersiz bir kaya mezarı çeşitliliği ortaya koyarken, bunlar içerisinde "Likya Cepheli" olarak tanımladığım özgün tiplerin büyük çoğunluğu oluşturduğu tespit edilmiştir. Myra'da kaya mezarı cephe mimarilerinin göstermekte oldukları kalıplaşmayı sistematikleştirmedeki yaklaşımda olduğu gibi mezar odalarındaki düzenleme (plan) ve donanımlar (ölü yatakları) da aynı bakışla incelendi ve sonuçta bunların belli bir sınıflama içerisinde değerlendirilebilinecek tipler gösterdiği tespit edildi. Beş adet plan tipinin Myra'daki kullanım sıklığı daha ilk bakışta, mezar odası plan tercihinde ölü yatağı sayısının önemli bir ölçüt olduğunu göstermektedir. Nitekim diğer planlara nazaran azami sayıda ölü yatağının varlığına olanak sağlayan Tip 5-Üç Yanlı mezar odası planı oldukça yaygındır. Bu aynı zamanda genel olarak aile kullanımının yansıması olarak Likya kaya mezarı odalarının arkitektonik geleneğini belirler. Myra kaya mezarları 249'u aşan sayıda ölü yatağı içermektedir. Bunlar yükseklik, kayadan ayrışma ve diğer biçimsel özellikler ölçüt alınarak 5 farklı tip altında değerlendirilmiştir. Bunlar arasında "Seki" tipi ölü yatakları, Tip 5 planlı mezar odası düzenlemelerinin Myra'daki ağırlığına paralel olarak sık tercih edilen biçimler olarak öne çıkar. Buna karşın Myra'da en az 49 adet mezar odasının ölü huzurunun sağlanmasına yönelik artan ihtiyacın bir karşılığı olarak zeminden yüksek ve aynı zamanda yalıtıma yönelik tasarlanmış diğer yatak tiplerini barındırdığı tespit edilmiş, bu mezarlardan karma tipli plan gösteren bazılarının daha sonra tadilata uğramış olabilecekleri ortaya konmuştur. Bunlara ek en az 7 mezar odasında bağımsız üretilmiş ölü yataklarının da kullanıldıkları kaya yüzlerine açılmış montaj düzenlemelerinden yola çıkılarak ortaya konmuştur. Myra kaya mezarı nekropollerinin detay incelemeleri kayalıkların nekropol alanı olarak seçilmesinden bir "kaya kentine" dönüşümünü, ölümün kentsel peyzajı; alandan mekâna ve birimlere kadar konum seçimi ve ilişkileri; oluşum aşamaları, malzeme seçimi ve işçilik faaliyetlerini, ilk defa zaman açısından doğrusal bir akış halinde ve farklı teknik aşamalarıyla ortaya koyarak sürece dair bir senaryo oluşturulabilinmesini sağladı. Bu akış yüzey izlerinden hareketle aletleri ilişkilendiren, kabartma, boyama ve hatta sıvama gibi süsleme işlemlerini de içeren süreci doğrusal bir zaman sırasıyla sunan çeşitli şemalarla açıklandı. Böylelikle örneğin kabartmalar ve benzeri gibi süslemelerin mezarın inşa-kullanım evreleriyle ilişkilerinin zamansal olarak sorgulanabilinmesi sağlandı. Diğer yandan boyama üzerine gerçekleştirilen gözlem ve analizler neticesinde Myra kaya mezarlarındaki boyalı alanların renk ve motif düzenleri, dolayısıyla ikonografileri hakkında yeni bilgi ve öneriler ortaya konuldu; Myra'da dışa açık cephelerin de –kısmen de olsa- renklendirildiği görüldü. Nekropoller (Doğu –"Nehir"- Nekropol, Güney Nekropol ve Batı –"Deniz"- Nekropol) ardışık olarak sıralanmış kentsel alan peyzajı içinde akropol yamaçlarında yer alır ve bunların ilişkileri akropolden dikey ve yamaçlardan yatay olarak düzenlenmiş yollar ile kurulmuştur. Bu planlamada belirleyici olan araziye uyumdur. Keza nekropol kayalığının topoğrafyası genel olarak mezar gruplarının yanal ve yukarı yönlü konumlanmasında da etkendir. İnşaatın ilk adımını mezar yerinin belirlenmesi oluşturur; sonrasında yapı elemanlarının yukarıdan aşağıya ilerleyen bir sırayla işlenmesi kaya yüzlerinde gözlenen farklı işçiliklerin işaret ettiği –yontmada, işlemede ve ölçmede- çok çeşitli taşçı aletlerinin kullanımıyla gerçekleştirilir. Mezar odasının oyulması işlemi ise genellikle cephe çalışmalarının belirli bir aşamasıyla paralel olarak yürütülür. Nekropol araştırmaları Likya'da kaya mezarı oluşumunda alternatif bir inşa tekniğine de dair bazı veriler sundu. Çalışmada "Giydirme -Montaj- Cepheler" başlığı ile değerlendirilen bu konu, cephe mimarilerine ait görünümün oluşturulmasında birimlerin kayaya oyularak biçimlendirilmeleri yanı sıra, bunun mümkün olmadığı kısımlarda ya da farklı planlamalara bağlı olarak tümüyle bağımsız üretilerek oda önüne bütünleştirilmesine dayanan bir teknik ile ilgilidir. Bölge nekropollerinde karşılaşılan dört farklı -Likya; İyonik ve/veya Dorik; Yalın- kapı görünümünden oluşan genel tarzlar, Myra'da da tespit edilen cephe tipleri dâhilinde kullanılmışlardır. Cephe, dolayısıyla kapı görünümlerindeki farklılıklara rağmen girişlerin örtülmesinde yalnızca Likya'nın sürgülü sistemi kullanılmıştır. Önceki temel açıklamalar aksine Myra'da bu sistemin işleyiş ilkeleri, ayrıntıda çeşitlenen özellikleri, iç dekorasyon tasarımıyla –mezar odası ve yatak tipleriyle- bağlantılı oluşumları da dikkate alınarak alternatif bir bağlama oturtulmuştur. Myra'da bazı kaya mezarları, çalışmada sofa olarak adlandırılan giriş mekânlarına sahiptir. Bu planlamanın Likya cephesine özgü ve çoğunlukla iki katlı-üçer kasetli düzenlenmiş kaya mezarları tiplerinde bulunduğu görülür. Sofalar ana cephe ardında birden fazla mezar odası bulunduğu durumlarda, kente özgü olarak odaların çevresinde farklı eksenlerde konumlanmasına olanak sağlayan ortak bir mekân özelliği taşır. Bu anlamda Batı Anadolu'nun arkada yer alan oikos ve yandan eklemlenen androna sahip prostas planlı konut tipini hatırlatır. Myra'da 102 adet mezar odası incelenmiştir. Bunlar konum ve boyutlar açısından standart göstermezler. Genellikle giriş-cephe eksenlerine uyumlu bir konumda, 3 m2 ile 9 m2 arasında değişen kullanım alanlarına sahiplerdir. Mezar sahibinin istekleri, işlevsel gereklilikler, kaya işçiliğinin doğası, kayanın yapısal özellikleri, cephe tipi ve boyutları ile komşu mezarların yerleşimi bu konuda belirleyicidir. Mezar odaları cephenin aksine herhangi bir taklit strüktür-yapı örgesi de göstermez, hareket çukuru ya da hareket alanını, duvarları izleyerek çevreleyen yataklar çoğu zaman birbirine eş ya da yakın yüksekliktedir ve nadiren köşelerde oluşan alanların bir miktar yüksekte bırakılmasıyla mezar hediyelerinin konulması için rezerv alanlarla birlikte izole olarak tasarlanmışlardır. Bazı örnekler yatayda ya da dikeyde yüksek kabartma profillerle çerçevelendirilmiş, birkaç özel örnek ise ahşap bir kline yapısallığı gösterecek biçimde süslenmiştir. Kent nekropollerinde 22 adet mezar cephesi üzerinde 14'ü Likçe ve 10'u Eski Yunanca olmak üzere toplam 24 adet yazıt bulunur. Mezar yazıtları Likya'da olduğu gibi Myra'da da ölüm mimarisinin algılanışı, işlevi hakkındaki değinileriyle yol gösterici olmuştur. Yazıt konumlarının mezar mimarisiyle birlikte değerlendirilmesi, yazıt içeriğiyle bir mezarın ya da bir mezar grubunun; mezar odası söz konusu olması halinde ise rezerve dair bağıntının anlaşılabilinmesi adına önemli bir gösterge sağlamıştır. Yazıtlarda mezar sahibinin, defnedilecek diğer kişiler arasındaki fiziksel konumunu işaret ederek belirten terimler de bulunur ki bunların pek çok durumda ilişkili oldukları kaya mezarlarının plan ve donanım özellikleri ile eşleştikleri Myra'da arkeolojik olarak gösterilmiştir. Likya'da ölüm uygulamalarının önemli bir parçası olan cenaze süreci, kısıtlı veriler ve örneğin mezar kabartmalarının tasvir geleneği gibi konuya özgü nedenlerle geniş boşluklar bırakılarak tanımlanabilmektedir. Dolayısıyla Likya'da cesedin mezarlığa ya da mezara nasıl ulaştırıldığı bilgisi hakkında bir görünüm elde edebilmek; mezar başında ya da nekropolde bir cenaze töreninin –nasıl?- gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği sorusuna güvenilir bir cevap vermek mümkün değildir. Yine de kaya mezarları söz konusu olduğunda Myra'da sarp topografyada biçimlenen nekropollere ve dik kaya yüzlerindeki mezarlara ulaşım sağlayan yolların fiziksel özellikler göz önüne alındığında pek çok durumda cenazenin, basit bir sedyeyle ve şartların el verdiği ölçüde mezara en yakın noktaya kadar taşınabilmiş olduğu varsayılabilinir. Diğer yandan Myra'da ön alanların yetersiz boyutları ya da yokluğu yanı sıra mezar kapılarının ortalama genişlik değerleri cesedin mezar odasına sokulması sırasında çevrildiğini ve çoğu zaman da kıvrılması gerektiğini; özellikle ikincisinin ölümün fiziksel süreci nedeniyle 36. saatten sonraki bir zamanda gerçekleştirilebilineceğini ortaya koymakta, dolayısıyla bu durum ölünün ancak üçüncü günün ilk ışıklarıyla defnedilmek üzere mezarlığa taşınmış olabileceği sonucunu doğurmaktadır. Kaya mezarları arasındaki pek çok örnekte, yatakların tasarım işlevi öncelikle beden halinde defne yöneliktir. Ancak Myra'da yatakların düzenlenişine bağlı olarak köşelerde bir miktar yüksekte bırakılan kare alanların urnelerin de konulabilmesi için uygun koşullar teşkil etmesi göz önünde tutulmalıdır. Myra'da geniş ve/veya sınırlanmış ön alanları bulunan örneklerde ölüme yönelik -libasyon ve de hayvan kurbanı vb. gibi- kült performanslarına olanak sağlayacak genişlikte sofalar, ön alanlar, geniş teraslar gibi sınırlanmış mekânlar ancak periyodik zamanlarda gerçekleştirilen basit bir anma faaliyeti çerçevesinde değerlendirilebilinir. Bu açıdan Myra'da bir kaya mezarının sofasında ele geçen krater parçaları, Likya kaya mezarlarında libasyon kaplarının mezar ile olan bulgu durumları açısından sıvı sunu gerçekleştirilen bir törenin varlığını ortaya koyma potansiyeli oluşturmaktadır. Ancak pek çok örnekte bu tür alanların ya çok sınırlı ölçüler göstermesi ya da hiç bulunmaması böylesine bir kullanımın bölgenin geneli açısından ortak bir karakter oluşturmadığını düşündürür. Diğer yandan Myra'da kurban sunuları, cenaze törenleri gibi daha geniş kapsamlı ritüeller için Doğu ve Batı Nekropol içerisinde kamunun ortak kullanımına yönelik tasarlanmış iki bağımsız alan bulunmaktadır. Zira Myra'da tasvir edilen ölü yemeği sahnelerinde, ölülerin kırmızıya ve geride kalan eşrafın –tören? üyelerinin- maviye boyanmış bir fon önünde yer almasının ölü ile arkada kalanlar arasındaki mekân ayrımına işaret edebileceği düşüncesi böylesine bir kullanımın varlığına da dayanak olarak gösterilebilinir. Myra kent nekropolleri, tek seferde 300'e yaklaşan sayıda bireyin defnedilmesine olanak sağlayacak bir kapasiteye sahiptir. Buradan hareketle kentte mezar başına düşen ortalama 3 adet ölü yatağı Likya kaya mezarlarının aile kullanımına dönük karakteriyle uyum içindedir. Öyle ki yazıtlar vasıtasıyla mülkiyet sahibi olduğunu öğrendiğimiz 18 şahıs, kendisiyle birlikte, aile bireylerine de defin hakkı tanımaktadır. Ağırlıkla Likçe olmakla birlikte Eski Yunanca'nın da kullanılmış olduğu yazıtlar çoğunlukla Likya cepheli tipler üzerindedir ve şahıs adları genelde yerel isimlerden seçilmiştir. Bu göstergeler ile Myra'da Likya geleneğindeki III. Grup mezarlardan sapan cephe tiplerine sahip örneklerin oldukça az bulunması halkın geniş kesiminin, yabancı kültür akımlarından sınırlı ölçüde etkilendiğini gösterir. Bu noktada Myra'yı özel yapan, nekropollerinin görkemli cephe tiplerinin çoğunluğu oluşturduğu temsiller barındırmasıyla benzersiz bir çeşitlilik ve üstün nitelik göstermesi ve bunun toplumsal sınıfın yüksek ekonomik seviyesi ve bu zenginliğin bireyler arasında yaygınlığıyla olan ilişkisidir. Likya kaya mezarlarının tarihlendirilmeleri konusunda genel bir zaman dayanağı oluşmuş durumdadır. Bu açıdan, Myra kaya mezarları Likya'dan daha farklı bir yansıma sunmaz; mezar kabartmaları ve yazıtlar genel olarak İÖ. 4. yy.dan daha erken bir tarih vermezler. Çalışmamda sunulan bulgulara dair tespitler ise çoğu durumda daha önce yazıt ya da kabartmalar üzerinden sunulan tarihleme önerilerini doğrular nitelikte İÖ. 4 yy.a işaret etmekle birlikte bazı hallerde daha dar bir zaman aralığı önerilmesine olanak sağlayabilmiştir. Myra kaya mezarlarının iç mekân düzenlemelerine yönelik tipolojik tespitler, kent özelinde bazı mezarların bu açıdan erken özellikler taşıdığını ve de bazılarının olasılıkla İÖ. 4. yy.ın 2. yarısında tadilat geçirerek yeniden kullanıldığını göstermiştir. Bu çalışmada tüm Likya'yı temel alarak bunun Myra özelinde yansımalarını sunan kaya mezarlarının cephe tipolojisi şu an için sistematik bir zaman eşleşmesi ortaya koyamamış olsa da önerilen sınıflama ölçütleri ile nekropollerin oluşum ve mezarların inşa özelliklerine dair detaylı tespitler, bölgenin geneli açısından bu konudaki mevcut birikim ve yeni çalışmalardan elde edilecek veriler ile bütünleştirilmesi halinde yeni açılımlar sunmak adına potansiyel taşımaktadır.