Umbilikal ven iskemi modifiye albümin seviyelerinin intrauterin gelişme geriliği ile ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2011

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Osman Karadeniz

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): İBRAHİM İNANÇ MENDİLCİOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

İskemi Modifiye Albumin (İMA), ilk defa akut koroner sendromda iskeminin erken bir belirteci olarak kullanılmıştır. Bu molekül iskemik koroner hasarlı hastaların, erken tanısında, kolay ve hızlı olarak çalışılabilen bir molekül olarak literatüre girmiştir. Doku iskemisi olduğunda, dolaşımda bulunan albumin yapısal olarak değişikliğe uğramaktadır. Bu değişiklik sonucunda albuminin, kobalt bağlama özelliği azalmakta ve bu metalle bağlanmamaktadır. Biz de son yıllarda koroner hastalıklarda tanı koymada rutin kullanıma girmiş olan İMA'yı intrauterin gelişme geriliği (İUGG)'nde oluşan plasental iskemi, hipoksi ve oksidatif stresin tanısında kullanılıp kullanamayacağımızı araştırmak üzere çalışmamızı planladık. Çalışmaya başlarken hipotezimiz, İUGG'li yenidoğanların umblikal veninde İMA seviyelerinin yükseleceği şeklindeydi. Şubat 2010 – Kasım 2010 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı kliniğine başvuran ve gerekli tetkikler sonrasında İUGG tanısı konulan, gestasyonel yaşı 27-41. gebelik haftaları arasında olan 40 hasta (İUGG) ve gestasyonel yaşı 30-41. gebelik haftaları arasında olan fetal gelişimleri normal olarak saptanan 40 kontrol olgusu dahil edildi. Tüm olgulardan umbilikal venden İMA düzeyi ve pH ölçümü için uygun koşullarda kan alındı ve ölçümler yapıldı. Her iki grubun çıkan sonuçları istatistiksel olarak karşılaştırıldı. Çalışmamızın sonucunda elde edilen sonuçlara göre İUGG ve kontrol grubu arasındaki umbilikal ven İMA sonuçları değerlendirildiğinde İUGG grubunun İMA değerlerinin istatistiki olarak anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı (p=0,011). İki grup arasında umbilikal ven pH değerleri arasında anlamlı fark bulunamadı (p=0,342). Bu bulgularla, iskemik durumlarda arttığı kanıtlanan İMA'nın İUGG'de oluşan plasental hipoksi ve oksidatif stresi işaret ettiğini savunabiliriz. Buna göre, antepartum İUGG açısından riskli gebelerde kordosentez ile umbilikal ven İMA seviyesi ölçülerek tanıya destek olunabilir. Kordosentezin barındırdığı riskler nedeniyle bunun klinik pratikte çok tercih edilmeyeceğini düşünsek bile teorik olarak bilinmesinde fayda olacağı kanaatindeyiz. Bizim çalışmamızda olgu sayısının az olması bulguların genelleştirilmesi açısından sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu çalışma temel alınarak yapılacak daha ileri ve geniş serilerde, bu eksikliğin giderileceğini ummaktayız.