Borcun Taksitle Ödenmesine Yönelik Taahhüt ve Sözleşmeler İle Hükümleri


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Emrah Kızılhisar

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): MUSTAFA ERDEM CAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Borcun taksitlendirilmesine yönelik taahhütler ve işbu taahhütlerin hükümlerine dair incelememizde, icra hukukuna ilişkin ilkeler ve genel bağlamda icra tasarrufları üst başlığında borcun taksitlendirilmesine yönelik sözleşmeler ve taahhütlerin özellikleri ile unsurlarını ele aldık. İcra hukuku, alacağını tahsil etmek isteyen şahısların cebri icra mekanizmasına müracaatları ile başlayan sürecin işleyiş şeklini, bu sürecin ilgililer ile arasındaki ilişkileri incelediği için esas itibariyle tesisine katkı sağladığı kamu düzenin niteliğinden kaynaklı olarak kamu hukuku ile ilişkilidir. Bahsettiğimiz ilişkiden kaynaklı olarak kamu hukuku karakteri ile ilişkilendirilebilecek bir kısım özelliklerin icra hukukunda mevcut olduğu önermesi genel manada savunulabilir. Çalışmamızın ilk bölümünde Anayasanın üstünlüğü, şeklilik ilkesi, tasarruf ilkesi ve devamında sözünü ettiğimiz diğer ilke ve başlıca karakteristik özelliklerin bu bağlamda ifade edilebileceği kanaatindeyim. Bu çıkarımdan yola çıkılarak, çalışmaya böyle bir başlangıç yapılması uygun görülmüş ve devamında ise tarafların ayrı ayrı ve birlikte icra sürecini etkileyebilme kabiliyetleri özelinde icra sözleşmeleri kavramı üzerinde durulmuştur. Bu bahiste, Türk İcra Hukuku sistematiğinde icra sözleşmelerinin mevzuat noktasında ele alınmadığı, kanun koyucunun sadece belirli noktalara ilişkin olarak tarafların tasarruf kabiliyetlerinin muhtemel sonuçları hakkında bir takım önermelerde bulunduğu ifade olunmuştur. 2004 sayılı İİK'nın hakkında önermeler bulunduğu bir kurum da borcun taksitlendirilmesine yönelik taahhüt ve sözleşmelerdir. Kanun koyucu, tarafların söz konusu tasarruflarını kavramsal manada ele almamış sadece hükümleri hakkında bir kısım tespitlerde bulunmuştur. Borcun taksitlendirilmesine yönelik taahhütler ve sözleşmelerin özellikleri, hukuki anlamda kuruluşları ve hükümlerinden çalışmamızın muhtelif yerlerinde ayrı ayrı bahsedilmiştir. Mezkur tasarruflar hakkında açıklama yapıldığı üzere, kanunda açık bir hüküm olmasa bile içtihadi yollarla oluşturulmuş bazı uygulamalar, daha doğrusu kabuller söz konusudur. Bu uygulama ya da kabuller, bir taahhüt ya da sözleşmenin geçerli olabileceği hukuki alan ya da sahanın ister istemez daralmasına yol açmaktadır. İcra hukukunun karakterine uygun içkin kamu hukuku özeliliği nazara alındığında bu durum kabul edilebilir. Ancak bu durum kanunun genel anlamda öncelik verilmesi gereken lafzi manasından zamanla uzaklaşılmasına neden olabilecektir. Menfaat dengesi bağlamında tesis edilmesi gereken tarafların karşılıklı olup aynı anda korunması gereken menfaatlerinin temel hak ve hürriyetler ile de bağlantılı olduğu hususundan yola çıkıldığında, taraflardan birinin temel hak ve hürriyetine zarar getirmesi muhtemel olan ve menfaat dengesini bozabilecek bir uygulamanın genel çerçevesinin ya da kuruluş koşullarının kavramsal bağlamda mevzuat kapsamında düzenlenmesi gerekmektedir. Örneğin, 2004 sayılı İİK'nın 111. maddesinde yer alan ve tarafların borcun taksitlendirilmesine yönelik sözleşmeler yapabilecekleri anlamında değerlendirilebilecek '…borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106 ve 150/e maddelerindeki süreler işlemez. Ancak bu sözleşme veya sözleşmelerin toplam süresinin on yılı aşması halinde, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar….' şeklindeki ifadesi alacaklı ve borçlu arasındaki bu yöndeki sözleşmeler bağlamında ele alınabilecek tek ibaredir. Görüleceği üzere, 2004 Sayılı İİK'nın 111/3 hükmü anlamında değerlendirilebilecek sözleşmelerin kuruluşları hakkında kanunda herhangi bir hüküm yoktur. İcra ve İflas sistematiği için sözleşmeler genel teorisinden çıkarım yapılmak suretiyle, bu kavramın içinin doldurulması mümkün olmadığından, ilgili bölümde değinildiği üzere, uygulama ve içtihadi bir takım çözümler üretilmiştir. Kamu hukuku karakterini bir yönü ile ihtiva eden cebri icra hukukunda buna benzer çözümler üretilerek söz konusu kurucu kavramların içinin doldurulmasının işin mahiyetine uymadığı kanaatindeyim. Çalışmamızın konusu olan borcun taksitlendirilmesine yönelik tarafların tasarruflarının hükümlerinin hukuki boyutunun yanında cezai boyutunu da başlıca önemli olan unsurlar bağlamında ele almıştık. Kamu hukuku karakterini bir yönüyle içeren cebri icra hukukunda, esas itibariyle incelediğimiz borcun taksitlendirilmesine yönelik tarafların tasarruflarının hukuki boyutunun cezai boyutu olmadan ele alınması mümkün değildir. Cebri icra sistemimiz, borcun taksitle ödenmesine yönelik şartları taşıyan taksitle ödeme taahhüdü ya da sözleşmelerine tarafların uymamaları durumunda uymayan taraf bakımından bir takım yükümlülükler getirmektedir. Özetle, borcun taksitlendirilmesine yönelik tarafların tasarruflarına uyulduğu müddetçe nasıl alacaklı borçlu aleyhine takibin devamını gerçekleştiremiyorsa tasarrufun gereğinin yerine getirilmediğinde borçlunun birtakım külfetlerle karşılaşması anlaşılabilir bir durumdur ve kanun koyucu tasarrufun gereğini yerine getir(e)meyen borçlunun, taahhüdünü, önceki tasarrufunun gereğini yerine getirmesini sağlamak maksadıyla tazyik hapsine tabi tutulmasına ilişkin bir sistem öngörmüştür. Taahhüdü yerine getir(e)meyen borçlu tarafın böyle bir yaptırım ile karşılaşabilmesi için usulüne uygun bir şekilde kurulmuş olan borcun taksitlendirilmesi tasarrufuna ihtiyaç vardır. Kişilerin en temel hak hürriyetlerinden olan kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucuna neden olabilen işbu tasarrufların, icra hukuku bakımından sonuçlarının yanında, uyulmadıkları halde mevzuatımıza göre icra suçu sayılan ve tazyik hapsi ile yaptırım altına alınan icra ceza hukuku alanı, yani kamu hukuku karakterine konu olabilecek sonuçları da vardır. Öncelikli etkisini icra hukuku alanında doğuran borcun taksitlendirilmesine yönelik tarafların tasarruflarının kuruluşu, geçerliliği ve yine icra hukuku üzerindeki etkilerinin yanında borçlu tarafından yerine getirilmediği halde ne ile nasıl karşılaşacağı hususu da aynı manada üzerinde durulması ve tartışılması gereken bir konudur. Ayrıca bu husus, konuya ilişkin Anayasa'nın ilgili hükmü ve Uluslar arası metinlerin incelenmesinden anlaşılacağı üzere önem ifade etmektedir. Gerçekte usule uygun bir şekilde kurulmamış, bir borcun taksitlendirilmesine yönelik tasarrufun sehven gözden kaçırılarak geçerli olarak addedilmesi yada gerçekte taahhüdü ihlal suçunu oluşturmayan taahhüdü yerine getirememe eyleminin böyle olduğunun düşünülmesi ilgilinin kişi hürriyetinin sınırlanması ile sonuçlanacağından adil yargılama ilkelerinin eksiksiz bir şekilde uygulanması ve işbu icra suçunun unsurlarının tüm şartları ile gerçekleşip gerçekleşmediği titizlikle araştırılmalıdır. Aksi takdirde, icra hukukundaki menfaat dengesinin zedelenmesine ya da bozulmasında neden olunabileceği gibi mevzuatımıza göre bireysel başvurulara konu olabilecek nitelikte temel hak ve hürriyetlerin ihlalleri ile karşılaşılabilecektir.