Parsiyel Epilepsi ile takipli hastalarda EEG'de saptanan subklinik nöbetler uyku evreleri ile ilişkisi ve klinik değeri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Çağla Erdoğan
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): EBRU APAYDIN DOĞAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Subklinik nöbetler (SKN) bilinçte veya davranışta, objektif ve subjektif değişikliğe yol açmayan, zamana yayılan ritmik iktal deşarjlardan oluşan elektrografik nöbetler olarak tanımlanmaktadır. SKN'lerin, epilepsi tanılı hastalarda tanı ve lokalizasyonu belirlemekte yardımcı olduğu bilinmektedir. SKN'lerin saptanması, birçok hastalıkta prognoza da yardımcı olmaktadır. Gliom ve Alzheimer hastalığı tanılı hastalarda progresyon ve prognoz açısından anlamlı olduğu gösterilmiştir. SKN'i olan hastaların dirençli epilepsi sıklığının fazla ve hastalık süresinin uzun olduğu bildirilmektedir. Uyku ve epilepsi ilişkisi uzun zamandır araştırılmaktadır. Derin uyku evresinde epileptiform değişikliklerin, altta yatan elektrofizyolojik yolaklara bağlı olarak daha sık görüldüğü bilinmektedir. Çalışmamızda, Kasım 2016-Haziran 2017 tarihlerinde kliniğimize başvuran parsiyel epilepsi tanılı hastaların çekilmiş EEG incelendi. SKN'i olan hastalar seçilerek, EEG'lerinde uyku varlığı, uykuda SKN varlığı incelendi. Toplamda yirmi dakikalık EEG çekilen 140 hasta, yirmi dört saatlik EEG çekilen 28 hasta çalışmaya alındı. Çalışmaya alınan hastaların yaş, cinsiyet, kullandıkları ilaçlar ve sayıları, hastalık süreleri ve epileptik odakları hastane işletim sisteminden taranarak verilere eklendi. İstatistiksel çalışmada, iki grup kendi içerisinde ve karşılaştırmalı değerlendirildi. Anlamlı istatistiksel ilişki saptanan durumlarda, ileri analiz çalışması ile odds ratio hesaplandı. Yaş, hastalık süresi ile SKN arasında anlamlı farklılık gözlenmedi. Frontal lob epilepsisine sahip hastalarda, daha sık oranda SKN'lere rastlanıldı. Temporal lob epilepsisi olan hastalara göre 2,2 kat daha büyük bir risk saptandı. Uyku evrelerine bakıldığında ise, NREM2 ve NREM3 evrelerinde 41 kat daha fazla SKN'lere rastlanıldı. Bu iki durum için anlamlı istatistiksel fark elde edildi. İki grup için bakıldığında dirençli epilepsisi olan hastalarda 3,1 kat daha fazla SKN saptandı. Kullanılan ilaçlara bakıldığında, ilaç sayısı ile anlamlı farklılık saptanmamakla beraber, levetiresetam kullanımı ve eski nesil, geniş spektrumlu antiepileptik kullanımı ile yükselmiş risk saptandı. Çalışmamızda; SKN'lerin klinik değeri, uyku ile ilişkisi araştırılmak amaçlanmıştır. İki grup olarak çalışmaya alınmasının sebebi, imkanı olmayan küçük kliniklerde dahi yapılabilen kısa süreli EEG monitorizasyonu ile bu nöbetlerin saptanabilirliğini göstermek ve anlamlı istatistiksel sonuç elde edilmeye çalışılmasıdır. Sonuç olarak çalışmada önerimiz, kliniklerde yirmi dört saatlik EEG monitorizasyon imkanı olmasa dahi, özellikle frontal lob epilepsisi şüphesi olan hastalarda kısa süreli uyku EEG çekilmesi ve ilaç tercihi yapılırken daha dar spektrumlu yeni nesil antiepileptik tercihi yapılmasıdır. Bu çalışma göstermiştir ki, hasta sayısı arttırılarak daha geniş merkezlerce uyku ve SKN'in ilişkisinin araştırılması parsiyel epilepsi tanılı hastaları daha iyi anlamamızı ve nöbetleri daha iyi kontrol edebilmemizi sağlayacaktır.