LAPAROSKOPİK KOLESİSTEKTOMİ OPERASYONLARINDA VOLÜM VE BASINÇ KONTROLLÜ VENTİLASYONUN KARŞILAŞTIRILMASI


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2011

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Venera Aydın

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): HANİFE KABUKÇU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Laparoskopinin cerrahide kullanılmaya başlamasıyla beraber kolelitiyazis ve safra kesesi hastalıklarının cerrahi tedavisinde laparoskopik kolesistektomi altın standart olarak benimsenmiştir. Laparoskopide yeterli görüntü ve cerrahi sahanın açığa çıkartılmasında CO2 pnömoperitonyum yöntemi kullanılır. Laparoskopik kolesistektominin pek çok avantajı (hastanede kalış süresinin kısa olması, minimal postoperatif ağrı, hızlı derlenme gibi) olduğu gibi, intraabdominal basınç artışına, pozisyona, genel anesteziye bağlı sistemik dezavantajları da bulunmaktadır. Bu çalışmada laparoskopik kolesistektomi anestezisinde PCV ve VCV modları uygulamalarının hemodinamik solunum ve kan gazı parametrelerine etkileri karşılaştırılmıştır. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurul onayı alındıktan sonra ASA skoru I-II olan ve genel cerrahi tarafından kolelitiyazis tanısı konmuş, elektif laparoskopik kolesistektomi planlanan toplam 70 erişkin gönüllü hasta onamları alınarak çalışmaya dahil edildiler. Preoperatif hastanın yaşı, boyu, kilosu, BMİ ve özgeçmişi kaydedildi. Tüm hastalar operasyondan 30 dk. önce 0.01 mg/kg (i.v.) midazolam ile premedikasyon uygulandı. EKG ile KH, SpO2, brakiyal NIKB ile OAB, EtCO2, BİS, TOF monitörizasyonu yapıldı. Tüm hastalara propofol 2-3 mg/kg, fentanyl 1-2 mcg/kg, rokuronyum (esmeron) 0,5-0,6 mg/kg ile anestezi indüksiyonu uygulandı. Anestezi idamesi propofol infüzyonu 4-8 mg/kg/st, %50 O2+%50 N2O, analjezi idamesi fentanyl 1-2 mcg/kg ve sıvı replasmanı 5-7 ml/kg/saat %0,9 NaCl ile sağlandı. Troakarlar yerleştirdikten sonra hastalara ters Trendelenburg pozisyonu (30 derece baş yukarıda ve 30 derece sol yan) verildi. Hastalar uygulanan mekanik ventilasyon moduna göre rastgele iki gruba ayrıldı: Grup 1 (35 hasta) - basınç kontrollü ventilasyon, Grup 2 (35 hasta) - volüm kontrollü ventilasyon. Hastaların hemodinamik veriler, solunum parametreleri, arteriyel kan gazları ölçüldü, uyanıklık, göz yaşarması ve pupil çapı değerlendirilerek kaydedildi. Dinamik komplians, oksijenizasyon indeksi, alveoler-arteriyel oksijen gradienti ve ölü boşluk ventilasyonu/tidal volüm oranı hesaplandı. Gruplar arasında yaş, kilo, boy gibi tanımlayıcı veriler ve operasyon, anestezi, pnömoperitoneum ve uyanma süreleri bakımından fark bulunmadı (p>0.05). Grup 1in kese çıktıktan sonra BİS ve operasyon sonundaki KH grup 2ye göre anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0.05). İntraoperatif ventilasyon parametreleri arasında solunum frekansı insüflasyondan 20 dk sonra ve kese çıktıktan sonra grup 1?de daha yüksek saptandı (p<0.05). Tidal volüm insüflasyondan 10 ve 20 dk. sonra grup 2de yüksek bulundu (p<0.05). Gruplar arası karşılaştırmada pH değerleri entübasyon sonrası ve insüflasyondan 10 dk. sonra grup 2de anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0.05). Grupların alveoler ölü boşluk ventilasyonu/tidal volüm oranı pnömöperitonyum öncesi ve alveoler-arteriyel oksijen gradienti pnömoperitonyum sonrası ölçümlerine bakıldığında grup 1?in anlamlı olarak grup 2?ye göre yüksek olarak saptandı (p<0.05). Dinamik komplians her iki grupta benzerdi. Sonuç olarak; bu çalışmada laparoskopik kolesistektomi anestezisinde volüm kontrollü ventilasyon uygulanması ile pnömoperitonyum sonrası tidal volüm daha yüksek, alveoler-arteriyel oksijen gradienti daha düşük bulundu. Bu bulgular laparoskopik kolesistektomi operasyonlarında volüm kontrollü ventilasyon modunun basınç kontrollü ventilasyon moduna göre daha iyi alveoler ventilasyon sağlayabildiğini göstermektedir.