Dijital Kolonyalizm ve Kişisel Veri Hakları: Medya Emperyalizmi Çerçevesinde GDPR ile KVKK’nın Karşılaştırmalı Analizi
Kastamonu İletişim Araştırmaları Dergisi, sa.16, ss.40-54, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Basım Tarihi: 2026
- Dergi Adı: Kastamonu İletişim Araştırmaları Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.40-54
- Akdeniz Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Dijital kolonyalizm, bireylerin kişisel verilerinin büyük teknoloji şirketleri tarafından sömürülmesine yol açmaktadır. Özel hukuk açısından, kişisel verilerin korunmasına dair düzenlemeler çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. GDPR (General Data Protection Regulation) Türkçe adıyla Genel Veri Koruma Tüzüğü, Avrupa Birliği tarafından bireylerin kişisel verilerinin korunması ve bu verilerin işlenmesine ilişkin kurallar getiren bir yasal düzenlemedir. 27 Nisan 2016'da kabul edilmiş ve 25 Mayıs 2018’de yürürlüğe girmiştir. GDPR, Avrupa Birliği (AB) vatandaşlarının kişisel verilerinin toplanması, depolanması, işlenmesi ve paylaşılması süreçlerinde şeffaflık, hesap verebilirlik ve güvenlik sağlamayı amaçlar. GDPR, kişisel verilerin korunmasına yönelik küresel bir standart haline gelmiştir. Bireylerin haklarını güçlendirirken, şirketlerin veri işleme süreçlerinde şeffaf davranmalarını ve işlemlerinden sorumlu olmalarını sağlar. Bu düzenleme, dijital çağda veri güvenliği ve gizliliği açısından önemli bir dönüm noktasıdır. AB’de GDPR, bireylere kişisel verileri üzerinde bilgi edinme hakkı, erişim hakkı, düzeltme hakkı, silinme hakkı (unutulma hakkı), veri taşınabilirliği hakkı, itiraz hakkı ve otomatik karar almaya itiraz hakkı gibi geniş haklar tanımaktadır. Türkiye’de kişisel verilerin korunması, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ile düzenlenmiştir. Ancak KVKK, GDPR ile benzer ilkeler içerse de GDPR kadar kapsamlı değildir. Türkiye'de faaliyet gösteren ve AB vatandaşlarının verilerini işleyen şirketler hem KVKK hem de GDPR’a uyum sağlamak zorundadır. Ancak GDPR, medya emperyalizminin neden olduğu ve gücü gün geçtikçe artan dijital kolonyalizm tarafından uluslararası boyutta sıklıkla ihlal edilebilmektedir. En bilindik örneklerden biri de Facebook’un Cambridge Analytica skandalıdır. Facebook kullanıcılarının verileri, izinleri olmadan siyasi reklamlar için kullanılmıştır. Dijital ekosistemin büyük teknoloji şirketleri (big tech companies) tarafından kontrol edilmesi, onlara platform temelli deneyimler üzerinde doğrudan güç vermekte ve emperyal bir kontrol biçimi olarak değerlendirilebilecek siyasi, ekonomik ve kültürel yaşam alanları üzerinde etki sahibi olmalarını sağlamaktadır. Klasik çağın sömürgeciliğinde olduğu gibi, emperyalist güçler verinin hammaddesine el koymakta, onu işlemekte ve küresel bir hizmete dönüştürerek hakimiyetlerini pekiştirmekte ve diğerlerini kendilerine tabi kılmaktadır. Hükümetler ve teknoloji şirketleri, gözetim kapitalizminin merkezi olan büyük veriyi kontrol eden ABD’li büyük teknoloji şirketlerinin mevcut küresel hakimiyet biçimini azaltacak stratejiler geliştirmek için iş birliği yapmalıdır. Dijital sömürgeciliğe karşı bir çözüm önerisi olarak, teknolojiyi merkezsizleştiren bir dijital ekosistem modeli öne çıkmaktadır. Bu makale, dijital kolonyalizm ve medya emperyalizmi bağlamında bireysel hak ve özgürlüklerin erozyonunu özel hukuk perspektifinden analiz etmeyi ve çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır.