Teslis Akidesine Kadı Abdülcebbâr'ın Yaklaşımı


Creative Commons License

YILMAZ S.

Din Felsefesi Açısından Mutezile Gelen-Ek-i Klasik ve Çağdaş Metinler Seçkisi II, Recep Alpyağıl, Editör, İz Yayıncılık, İstanbul, ss.775-791, 2014

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Araştırma Kitabı
  • Basım Tarihi: 2014
  • Yayınevi: İz Yayıncılık
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Sayfa Sayıları: ss.775-791
  • Editörler: Recep Alpyağıl, Editör
  • Akdeniz Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

İslamiyetin doğuşundan itibaren Müslümanlarla Hıristiyanlar aynı ortamı paylaşarak daima birbirleriyle ilişki içinde olmuşlardır. Bir arada yaşama, Müslümanlarla Hıristiyanların günlük yaşantılarından inançlarına kadar birbirleri hakkında çeşitli düzeylerde bilgi sahibi olmalarını da beraberinde getirmiştir. Kâdî Abdülcebbar (1025) da yaşadığı dönemde Müslümanlarla içiçe yaşayan farklı inançlara sahip Hıristiyan mezheplerinin (Nesturîler, Yakûbîler ve Melkâîler), öncelikle itikadî açıdan tanıtım ve tasvirini yapmayı gerekli görmüş; bu mezheplerin, teslis akidesini bir esas olarak benimsemede ittifak etmelerine rağmen farklı yorumlamladıklarını tespit etmiştir. Hıristiyan mezheplerinin ittifakla benimsediği teslis akidesini Kur'an ve aklı esas alarak eleştiriye tabi tutan Kâdî Abdülcebbar’a göre baştan sona tevhidi, yani Allah'ın birliğini vurgulayan temel kaynak Kur'an açısından onaylanması imkansız olan bu inanç, aklî açıdan da tutarsızdır; dolayısıyla hem Kur’an’a hem de akla aykırı bir inanç kabul edilemez. Ancak, böyle bir sonuç, Müslümanlarla Hıristiyanların geçmişte birarada yaşamalarına engel olmamıştır; bu gün de olmamalıdır.