PET TRUST SİSTEMİNİN TÜRK MEDENİ KANUNU BAKIMINDAN UYGULANABİLİRLİĞİ
TÜRK KANUNU MEDENÎSİ’NDEN TÜRK MEDENİ KANUNU’NA 100 YILLIK MÜCADELE SEMPOZYUMU, Ankara, Türkiye, 13 - 15 Şubat 2026, ss.161-162, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: Ankara
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.161-162
- Akdeniz Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Pet trust sistemi, evcil hayvanların bakım ve refahının, hayvan sahibinin ölümü veya fiil ehliyetini kaybetmesi hâlinde dahi güvence altına alınmasını amaçlayan ve özellikle Anglo-Sakson hukuk sistemlerinde gelişmiş bir hukuki mekanizmadır. Bu sistemde hayvan lehine özgülenmiş bir malvarlığı, bir yönetici tarafından belirli bir amaç doğrultusunda idare edilmekte; hayvan doğrudan hak süjesi olmasa da korunmaya değer bir menfaat süjesi olarak kabul edilmektedir. Türk Medeni Kanunu bakımından değerlendirildiğinde ise pet trust sisteminin birebir uygulanabilirliğinin mümkün olmadığı görülmektedir. Zira TMK m. 8 uyarınca hak ehliyeti yalnızca gerçek ve tüzel kişilere tanınmış olup, hayvanlar bu kapsamda değerlendirilmemektedir. Ayrıca TMK m. 762 ve devamı hükümleri çerçevesinde hayvanlar eşya hukuku içerisinde ele alınmakta, bu durum hayvan lehine doğrudan bir malvarlığı tahsisini engellemektedir. Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu’nda yer alan bazı kurumlar aracılığıyla pet trust sistemine fonksiyonel olarak benzer sonuçlar elde edilmesi mümkündür. Özellikle ölüme bağlı tasarruflara ilişkin TMK m. 514 ve devamı hükümleri kapsamında düzenlenen vasiyetname yoluyla, miras bırakanın hayvanının bakımını üstlenecek kişiye belirli bir malvarlığı bırakması ve bu kazandırmayı bir yükleme veya koşula bağlaması mümkündür (TMK m. 515, m. 521). Bu şekilde, hayvanın bakımı belirli bir amaca özgülenmiş olmakta ve pet trust sistemine benzer bir işlev sağlanmaktadır. Ayrıca TMK m. 101 ve devamında düzenlenen vakıf kurumu, belirli ve sürekli bir amaca özgülenmiş malvarlığı anlayışıyla, hayvanların korunması ve bakımı amacıyla kurulan vakıflar bakımından pet trust sistemine belirli ölçüde benzerlik göstermektedir. Hayvan sahibinin sağlığında yaptığı sözleşmeler yoluyla bakım yükümlülükleri öngörmesi de borçlar hukuku çerçevesinde sınırlı bir koruma sağlayabilmektedir. Ancak tüm bu hukuki araçlar, pet trust sisteminde bulunan sürekli denetim, bağımsız yönetim ve yaptırım mekanizmalarını tam anlamıyla karşılayamamaktadır. Bu bağlamda, Türk hukukunda hayvanların hukuki statüsünün ve TMK’daki düzenlemelerin, hayvan refahını esas alan çağdaş yaklaşımlar doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Pet trust benzeri yapıların açık ve sınırlı bir biçimde tanınması hem hayvanların korunması hem de bireylerin güvence altına alınan tasarruf özgürlüğünün güncel toplumsal ihtiyaçlara uygun şekilde kullanılabilmesi açısından önem taşımaktadır. Sonuç olarak, pet trust sistemi Türk Medeni Kanunu çerçevesinde doğrudan uygulanabilir olmasa da mevcut kurumlar aracılığıyla dolaylı biçimde hayata geçirilebilmekte; ancak etkili ve sürdürülebilir bir koruma için açık ve özel yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır.