İş Hukukunda Ara Dinlenmesi Uygulaması
11. Uluslararası Asos Congress Hukuk Sempozyumu , Kayseri, Türkiye, 15 - 16 Mayıs 2025, ss.162-163, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: Kayseri
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.162-163
- Akdeniz Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Ara dinlenmesi, işçinin günlük çalışma süresi içerisinde temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi ve kısa süreli olarak dinlenebilmesi amacıyla tanınmış bir haktır. Bu düzenleme, hem işçinin bedensel ve zihinsel sağlığının korunması hem de iş güvenliğinin sağlanması açısından büyük öneme sahiptir. Söz konusu hak hem ulusal mevzuat hem de uluslararası çalışma normları kapsamında güvence altına alınmıştır. Ara dinlenmesine ilişkin ön plana çıkan tartışma konularından ilki, bu hakkın yalnızca 4857 sayılı İş Kanunu’nda açıkça düzenlenmiş olmasıdır. Türk Borçlar Kanunu (TBK), Deniz İş Kanunu (DİK) ve Basın İş Kanunu (BİK) gibi iş ilişkilerini düzenleyen diğer kanunlarda ara dinlenmesine ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu bağlamda, adı geçen kanunlara tabi işçilerin hangi esaslara göre ara dinlenmesi hakkından yararlanacağı hususu değerlendirilmelidir. 4857 sayılı İşK’na tabi işçiler açısından m. 68, işçilere verilecek ara dinlenmesi sürelerini kademeli olarak belirlemiştir. Buna göre, günlük çalışma süresi 4 saate kadar olan işler için en az 15 dakika, 4 saatten fazla ve 7,5 saate kadar olan işler için en az 30 dakika, 7,5 saatten fazla olan işler için ise en az 1 saat ara dinlenmesi verilmelidir. Yargıtay kararları, özellikle uzun çalışma süreleri bağlamında bu düzenlemeye yönelik önemli içtihatlar geliştirmiştir. Kanunda yalnızca 1 saat ara dinlenmesi öngörülmüş olmakla birlikte, yargı kararlarında bu sürenin en fazla 11 saatlik çalışmalar için yeterli olabileceği benimsenmiştir. Bu noktada üzerinde durulması gereken bir diğer husus, kanun koyucunun açıkça yasakladığı 11 saat ve üzeri çalışma sürelerinde ara dinlenmesinin nasıl uygulanacağıdır. Yargıtay, 11–14 saat arası çalışmalar için 1,5 saat, 14 saat ve üzeri çalışmalar için ise 2 saat veya daha fazla ara dinlenmesi öngörülmesi gerektiği yönünde kararlar vermiştir. Bu yaklaşım, işçinin korunması amacını taşımakla birlikte, yasa koyucunun açıkça yasakladığı uzun süreli çalışmaları dolaylı yoldan meşrulaştırabileceği gerekçesiyle eleştiriye açıktır. İş Kanunu’nun 68. maddesinde öngörülen ara dinlenmesi süreleri asgari nitelikte olup, işçi lehine artırılabilir. Ancak kanunda açıkça düzenlenmeyen 11 saat ve üzeri çalışmalar açısından ara dinlenmesinin artırılabilirliği ve bu konuda bir üst sınırın olup olmadığı hususları tartışmalıdır. Ara dinlenmesinin uygulanması, işverenin yönetim hakkı çerçevesinde, günün uygun bir zamanında ve esasen kesintisiz bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Ancak işin niteliği, yerel gelenekler ya da mevsimsel koşullar gibi etkenler dikkate alınarak parçalı biçimde uygulanması da mümkündür. Örneğin, yemek molası ile çay molalarının ayrı ayrı kullandırılması bu kapsamda değerlendirilebilir. Bununla birlikte, ara dinlenmesinin işçiye geç gelme ya da erken çıkma suretiyle kullandırılması hukuken uygun değildir. Zira bu molanın amacı, işçinin çalışmaya kısa süreli olarak ara vererek dinlenmesini sağlamak ve verimliliği artırmaktır. İşçi, ara dinlenmesi süresi boyunca tam serbestliğe sahiptir. Eğer işçi bu süre zarfında çalıştırılırsa, söz konusu süre çalışma süresi olarak değerlendirilir ve ücretlendirilmesi gerekir. İşveren, işçiyi bu süre zarfında işyerinde tutabilir; ancak işçinin bu sürede zamanını serbestçe kullanmasına engel olmamalıdır. Ara dinlenmesi, insan onuruna yaraşır bir çalışma düzeninin ve iş güvenliğinin sağlanmasında vazgeçilmez bir uygulamadır. Uygulamada işyerine ve sektöre göre esnek düzenlemelere yer verilse de bu hakkın işçi aleyhine olacak şekilde sınırlandırılması ya da fiilen kullandırılmaması ciddi hukuki sorunlara yol açmaktadır. Ara dinlenmesine ilişkin uygulamalar, işçinin işyeri koşullarına göre esneklik içerse de bu hakkın fiilen kullandırılması ve işçinin aleyhine olacak şekilde sınırlanmaması büyük önem taşımaktadır.
Rest breaks are a legal right granted to employees to allow them to meet basic needs and rest during their daily working hours. This right is vital for protecting the physical and mental health of workers and ensuring occupational safety. It is safeguarded under both national legislation and international labor standards. However, one significant issue is that this right is explicitly regulated only in the Turkish Labor Law No. 4857. Other laws governing employment relationships, such as the Turkish Code of Obligations, the Maritime Labor Law, and the Press Labor Law, do not specifically address rest breaks. Therefore, it is essential to evaluate how employees governed by these laws can benefit from rest breaks. Art. 68 of Labor Law outlines the duration of rest breaks based on daily working hours. For work up to 4 hours, at least 15 minutes of rest, for work between 4 and 7.5 hours, the break must be at least 30 minutes, and for work exceeding 7.5 hours, at least 1 hour is required. In cases of longer work durations, the Court of Cassation has developed substantial case law. For work exceeding 11 hours, the Court of Cassation has ruled that the break should be longer than the Art. 68 provides. For work between 11 and 14 hours, 1.5 hours of rest should be provided, and for work exceeding 14 hours, at least 2 hours of rest is required. While these rulings aim to protect employees, they have been criticized for potentially legitimizing long working hours, which the law aims to prohibit. The durations specified in Labor Law are minimum requirements and can be extended in favor of the employee. However, whether rest breaks can be extended for work durations exceeding 11 hours, and if there is an upper limit to this extension, remains unclear. Rest breaks should generally be uninterrupted and scheduled at a suitable time within the scope of the employer's managerial rights. They can be divided into smaller breaks, considering factors like the nature of the work, local customs, or seasonal conditions. However, rest breaks should not be given as late arrivals or early departures. The primary purpose is to allow the employee to take a brief break from work to rest and enhance productivity. During the rest break, employees have full autonomy. They should not be required to work under the employer's instructions during this time. If the employee works during the break, it should be considered working time and compensated accordingly. Employers may keep employees on-site but should not interfere with their freedom to use the break time as they wish. In conclusion, rest breaks are a fundamental component of labor law and essential for ensuring a working environment that upholds human dignity and promotes occupational safety. While flexibility exists in practice based on workplace conditions, restricting this right or failing to implement it properly can lead to serious legal issues. It is crucial that this right is effectively implemented and not limited to the detriment of the employee.