9. Uluslararası Gastronomi Turizmi Araştırmaları Kongresi, Kayseri, Türkiye, 09 Ekim 2025 - 11 Nisan 2026, ss.235, (Özet Bildiri)
Turizm bağlamında yiyecek tüketimi, günümüzde yalnızca fiziksel bir gereksinimi karşılamanın ötesinde kültürel etkileşimin, otantikliğin ve yeni deneyimlerin bir temsili olarak çok boyutlu yapıya bürünmüştür. Turistik destinasyonlardaki gastronomik deneyimler artık turizm faaliyetlerinin vazgeçilmez bileşenlerinden biri ve destinasyon seçimi ve memnuniyetin belirleyicisi olarak konumlandırılmıştır. Bununla birlikte, turistlerin farklı kültürlere ait gastronomik öğeleri deneyimleme süreci, sıklıkla belirsizlik barındırmakta ve bu durum bireylerin yiyecek tercihlerini şekillendirmektedir. Turistlerin destinasyondaki yiyecek tercihlerinde verdikleri kararlar, sağlık riskleri gibi fizyolojik temelli risklere yönelik algılar, kişinin demografik özellikleri, yenilik ve çeşitlilik arama arzusu, otantiklik arayışı, neofobik eğilimleri ve geçmiş deneyimleri gibi çok sayıda faktörün etkisi ile şekillenmektedir. Bu çalışma, turistlerin seyahatleri esnasında yiyecek tüketim tercihlerini yaparlarken karşılaştıkları belirsizliği nasıl yönettiklerini seyahat kariyer modeli çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Seyahat kariyer modeli, turistlerin seyahat deneyimi arttıkça motivasyonel yönelimlerinde değişim olduğunu öne sürmektedir. Bu bağlamda seyahate yeni başlayan bireyler, daha düşük risk toleransı ve daha yüksek neofobik eğilimler göstererek tanıdık yiyeceklere yönelirken; deneyim düzeyi arttıkça bireyler belirsizliği daha rahat yönetebilmekte ve yeni tatlara daha açık hale gelebilmektedir. Söz konusu dönüşüm, kişinin seyahat deneyim geçmişinin hangi basamağında olduğuna göre aşamalar halinde irdelenebilir görünmektedir. Çalışma, belirsizliğin azaltılması teorisi çerçevesinde turistlerin yiyecek seçiminde bilgiye erişimleri, riskleri minimize etme biçimleri ve tanıdıklık ile yeni deneyimler arasında nasıl denge kurulduğunu kavramsal olarak açıklamaya çalışmaktadır. Bu çalışma, seyahat kariyeri ve belirsizliğe yönelik algıların birbirinden ayrık biçimde değil, etkileşimsel olarak ele alınması gerektiği iddiasıyla yola çıkmaktadır. Deneyimsel birikim, yalnızca bireyin yaşına veya kuşağına göre değil, zaman içinde edinilen seyahat pratiğiyle şekillenen bir süreçtir. Bu bağlamda, seyahat tecrübesi artan bireylerin, algıladıkları belirsizliğin azalması ve bu bağlamda bir destinasyonu ziyaret ettiklerinde kendileri açısından yeni ve egzotik olan otantik yerel yiyecekleri tüketmeye daha gönüllü olmaları beklenmektedir. Bu çalışmanın, seyahat kariyer merdiveni ve belirsizliğin azaltılmasını tek potada eriterek ortaya gastronomik turizm deneyimlerini açıklamaya aday bir teorik çerçevenin konması yönüyle literatüre katkıda bulunacaktır.