Uluslararası İşbirliği Kurumu Olarak A(E)T/AB Türkiye Ortaklık İlişkisi ve Hukuki Güvence(siz)lik mi?
A.Haluk Ülman'a Armağan, Erdem G., Editör, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara, ss.151-161, 2013
- Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Araştırma Kitabı
- Basım Tarihi: 2013
- Yayınevi: Ankara Üniversitesi Basımevi
- Basıldığı Şehir: Ankara
- Sayfa Sayıları: ss.151-161
- Editörler: Erdem G., Editör
- Akdeniz Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Günümüz siyasi tartışmalarının önde gelen konularından biri olan A(E)T/AT-Türkiye ortaklığı bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Bu tartışmanın önem taşıyan ve ortaya koymaya çalıştığı boyutu; Avrupa Birliği'ne (AB) üye devletlerin vatandaşlarıyla, üçüncü ülkelerden gelen göçmenler arasındaki değerlere karşılıklı saygı temelinde, ortak yaşam alanlarının nasıl şekillendirileceğidir. Bu sorun Türkiye'deki göç olgusundan hareket edilerek ele alınmıştır. Bu alanda Türkiye ile A(E)T/AB arasında akdedilmiş üç tane Ortaklık Konseyi kararları bulunmaktadır ve bunlar AB'ye üye ülkelerdeki Türk göçmenler için çok somut biçimde serbest dolaşım hakkı öngörmektedir. Bu, ortaklık hukukundan doğan serbest dolaşım veya ‘küçük serbest dolaşım’ olarak adlandırılmaktadır.
Çalışmanın sonunda üçüncü ülke vatandaşlarıyla ilgili bazı öneriler ortaya konulmuştur. Olası yanlış anlamaları önlemek üzere, burada söz konusu olan insanlar - göçmenler - ekonomik yaşama aktif olarak katılabilen insanlardır. Onların gerçek eylemlerinin ön ve çerçeve koşulları - ki bu çalışmanın hipotezini oluşturmaktadır -, kendi gerçekliğine ve iradeye dayanmaktadır. Göçmen kabul eden ülke göç olgusuna karşı çelişkili bir tutum geliştirdiğinde, bu durum o toplumun refahını, çalışma yaşamını ve çalışanlarını ve dolayısıyla insanların barışçıl bir şekilde bir arada yaşamalarını olumsuz yönde etkilemektedir.
Çalışmada analiz edilen üç alan kısaca aşağıdaki gibi özetlenebilir:
1) Ortaklık, sanayileşmiş A(E)T/AB devletlerinden katılan (ortak olan), devletlerin çıkarlarını üye olmadan da koordine edilmesini sağlamak üzere geliştirilmiş çeşitli biçimlerde kullanılabilen bir araçtır. Ortaklığın deklare edilmiş olan hedefi, klasik dış politikasının aksine, katılan devletlerin refahının artmasını teşvik etmek ve bu yolla dünya barışına katkı sağlamaktır.
2) Başlangıçta bu şekilde tasarlanan ve akit taraflar arasında dengeli bir ilişki kurulmasını esas alan A(E)T/AB-Türkiye arasındaki üyelik amaçlı ortaklığın işlevi, zamanla sermaye ve malların globalleşmesi stratejisine dönüştürülmek istenmekteydi. Bunun sonucunda Türkiye'nin siyasi statüsü üye adaylığından üçüncü ülke statüsüne itilmeye çalışılmaktaydı.
3) Dış ve iç politikanın normal olarak birbirine çok sıkı biçimde bağlı olduğunu özellikle vurgulamak gerekmez. Ancak iç politika dış politikanın yerine geçiyorsa, burada özel bir siyasi durumun söz konusu olduğunu belirtmek gerekir. Böyle bir durumu A(E)T/AB-Türkiye arasındaki ortaklık hukukundan doğan serbest dolaşımda görmekteyiz. Örneğin; ulusal mahkemeler ulusüstü hukuku, ulusal ölçütler esas alınarak yorumlamaya zorlanmışlardır. Oysa bu işlev sadece AB üye ülkelerinin en yüksek ve son yargı mercii olan Avrupa Toplulukları/Birliği Adalet Divanı'na (ATAD yeni kısaltılmış şekliyle ABAD) aittir.
Ulusüstü antlaşma hükümleri, uluslararası antlaşma hükümlerinden farklı olarak önceliklilik, doğrudan geçerlilik ve doğrudan etkililik özellikleriyle ayırt edilirler. Ayrıca ulusal yasalarla çatıştıklarından onları ikame ederler. Ulusüstü anlaşmaların özünde yatan bu emre rağmen A(E)T/AB-Türkiye ortaklığındaki antlaşma hükümlerinin hayata geçirilmesi değişen siyasi olay ve koşullara bağlı kılınmıştır. Bu ise uluslararası ilişkilerde, eğer dengesiz ortaklık ilişkileri söz konusu ise, öncelikle egemenlik kurma ve kendi çıkarlarını koruma olgusunun belirleyici olduğunu bu çalışma göstermektedir.