İlahiyat , Ankara, 2026
Hadisler, sened ve metin olmak üzere iki temel unsurdan oluşmaktadır. Sened, metnin kaynağına ulaşmayı sağlayan ricâl silsilesine denmektedir. Bu silsilenin adâlet ve zabt bakımından yetkinliği, metnin sıhhat ve hücciyeti için belirleyici bir unsurdur. Nebevî öğretilerin dinî ve amelî hükümlere mesnet teşkil etmesi, isnâd sistemine yönelik, ilmî dikkati en üst seviyeye taşımıştır. İsnâd üzerine yapılan çalışmalarda zâhirî şartlar bakımından kusursuz addedilen bir sened, derinlemesine bir tahlil neticesinde muallel bir yapıya bürünebilmektedir. Hiç şüphesiz bu durum, hadis sistematiğinin tespiti en zor ve en dakik alanlarından birini teşkil etmektedir. Literatürdeki bazı lafız ve terkiplerin, ilk bakışta çağrıştırdıkları lügat anlamlarının ötesinde, ancak teknik araştırmalarla anlaşılabilecek manalar barındırdığı görülmektedir. 'Tecvîdü’l-isnâd' terkibi de bu nevi teknik lafızlardan biridir. Tecvîdü’l-isnâd; benzer sened ve metne sahip rivayetlerin farklı tarîklerinin mukayeseli bir analize tâbi tutulması neticesinde, senedin bir vechindeki râvi zincirinin diğerlerine nispetle zâhiren daha muttasıl, daha güvenilir ve kusursuz bir form kazanmasını ifade eder. Bu tabir, rivayetin nihaî sıhhat durumuna dair bir hüküm içermemektedir. Dolayısıyla tecvîd edilen bir rivayet, tahkik neticesinde gerçekten sahih çıkabileceği gibi, bâtınî bir illet sebebiyle münker seviyesinde de kalabilmektedir. Barındırdığı mahiyet ve 'zâhir-hakikat' çelişkisi,tecvîdü’l-isnâdın hadis tenkidinde üzerinde titizlikle durulması gereken teknik bir tabir olarak karşımıza çıkmaktadır. Elinizdeki bu çalışma, 'tecvîdü’l-isnâd' terkibi ekseninde, mütekaddimûn dönemi hadis münekkidlerinin bu kelimeye yükledikleri anlamları ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Araştırma sürecinde, söz konusu terkibin klasik literatürdeki pratik kullanımları ve sonraki dönemlerdeki çalışmalar üzerinden hareketle; bu teknik tabirin sened tahlillerindeki fonksiyonu ve münekkidlerin zihnindeki metodolojik karşılığı teferruatlı bir analize tâbi tutulmuştur. Bazı hadislerin sıhhatine dair yöneltilen sorular neticesinde yapılan araştırmalarda; 'cevvedehû', 'cevvede isnâdehû' ve 'mücevvedü'l-isnâd' gibi teknik tabirlerle karşılaşılmıştır. İlk etapta bu ıstılahların sözlük anlamlarından hareketle ilgili rivayetlerin 'sahih' olduğu yönünde zâhirî bir kanaat hâsıl olmuş, ancak derinlemesine yapılan incelemeler neticesinde aksi ortaya çıkmıştır. Teknik bir iyileştirme/tahsîn ifadesi olan bu tabirlerin her zaman nihaî bir sıhhat onayı anlamına gelmediğinin fark edilmesi, elinizdeki çalışmanın temel çıkış noktasını ve ilmî motivasyonunu teşkil etmiştir. Kitap bir giriş iki bölümden oluşmaktadır. Girişte araştırmanın konusu, kapsamı ve istifade edilen kaynaklar üzerinde durulmuştur. Özellikle 'tecvîdü’l-isnâd' konusunda yazılmış kitap, makale ve tezler hakkında bir literatür bilgisi takdim edilmiştir. Birinci Bölümde; Tecvîdü’l-isnâd mefhumu izah edilmekle birlikte, doğrudan ilişkili olduğu kavramlar ve ilimler tespit edilmeye çalışılmıştır. İkinci Bölümde; Mütekaddimûn dönemi temel kaynakları taranmış, müelliflerin bu tabire yükledikleri teknik anlamlar ve uygulama biçimleri mukayeseli bir analizle tespit edilmeye çalışılmıştır