İleri Yaş Yetişkinlerde Psikolojik Sıkıntı ile Yaşlı Ayrımcılığı Algısı Arasındaki İlişki: COVID-19 Döneminde Antalya Örneğinde Sosyal Epidemiyolojik Bir Çalışma


Creative Commons License

Kozak D. A., Başıbüyük G. Ö.

Akdeniz Tıp Dergisi, cilt.12, sa.1, ss.1-4, 2026 (TRDizin)

Özet

ÖZ Amaç Bu çalışmanın amacı, ileri yaş yetişkinlerde algılanan yaşlı ayrımcılığı ile psikolojik sıkıntı düzeyleri arasındaki ilişkiyi ve bu değişkenlerin sosyo-demografik özelliklerle ilişkisini incelemektir. Yöntem Nicel araştırma desenine dayalı bu sosyal epidemiyolojik çalışmada veri toplama aracı olarak sosyodemografik bilgi formu, Psikolojik Sıkıntı Ölçeği ve Yaşlı Ayrımcılığı Ölçeği kullanılmıştır. Tabakalı örnekleme yöntemiyle belirlenen 400 katılımcıdan veriler pandemi koşulları nedeniyle hem yüz yüze hem de çevrim içi olarak toplanmıştır. Veriler SPSS 23 programı ile analiz edilmiş; kategorik değişkenlerde Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri, sürekli değişkenlerde Spearman korelasyon analizi uygulanmıştır. Ayrıca psikolojik sıkıntının yaşlı ayrımcılığı tarafından öngörülme düzeyini incelemek amacıyla doğrusal regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Bulgular Yaşlı ayrımcılığı ile psikolojik sıkıntı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (rs= .350, p < .001). Regresyon analizi, yaşlı ayrımcılığının psikolojik sıkıntıyı anlamlı biçimde öngördüğünü göstermiştir (R² = .122, p < .001). Yaşlı ayrımcılığı puanları yaş gruplarına göre farklılaşmış (χ²(3) = 12.254, p = .007) ve düşük algılanan gelir düzeyinde daha yüksek bulunmuştur (χ²(2) = 6.621, p = .036). Çoklu regresyon analizinde yaş, hanede yaşayan kişi sayısı ve algılanan gelir düzeyi yaşlı ayrımcılığını anlamlı biçimde öngörmüştür (R² = .034, p = .004). Sonuç Elde edilen bulgular, yaşlı ayrımcılığı algısı ile bireylerin ruh sağlığı arasında belirgin bir ilişki olduğunu göstermektedir. Toplumda yaşlılara yönelik ayrımcı söylemlerin önlenmesi için farkındalık artırıcı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bununla birlikte, yaşlı bireylerle aynı hanede yaşayan aile üyelerine yönelik psikososyal destek programları sunulmalı; yaşlılık dönemine ilişkin biyopsikososyal değişimlere dair eğitim ve danışmanlık hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır.
Objective The aim of this study is to examine the relationship between perceived ageism and psychological distress levels among older adults and the relationship of these variables with so- ciodemographic characteristics. Method This social epidemiological study, based on a quantitative research design, used a sociodemographic information form, the Psychological Distress Scale, and the Ageism Scale as data collection tools. Data were collected from 400 participants selected using a stratified sampling method, both in person and online due to pandemic conditions. Data were analyzed using SPSS 23; Mann-Whitney U and Kru- skal-Wallis tests were applied to categorical variables, and Spearman correlation analysis was applied to continuous variables. Additionally, linear regression analysis was con- ducted to examine the predictive value of ageism on psy- chological distress. Results A significant relationship was found between ageism and psychological distress (rs = .350, p < .001). Regression analysis showed that ageism significantly predicted psy- chological distress (R² = .122, p < .001). Ageism scores dif- fered across age groups (χ²(3) = 12.254, p = .007) and were higher in those with lower perceived income (χ²(2) = 6.621, p = .036). In multiple regression analysis, age, number of people living in the household, and perceived income sig- nificantly predicted ageism (R² = .034, p = .004). Conclusion The findings show that perceived ageism is significantly associated with mental health in older adults. Awareness campaigns are needed to address ageist discourse in society. Furthermore, psychosocial support should be provided to families living with older individuals, along with expanded education and counseling services regarding the biopsycho- social changes of aging.