Neonatal tuz kaybı tablosunun nadir bir nedeni: SCNN1B geninde novel homozigot varyant saptanan psödohipoaldosteronizm tanılı bir olgunun klinik yönetimi


Creative Commons License

Singin B., Donbaloğlu Z., Barsal Çetiner E., Çetin K., Özkan Zarif N., Çelik K., ...Daha Fazla

29. Ulusal Pediatrik Endokrinoloji Kongresi (UPEK), Antalya, Türkiye, 15 - 20 Nisan 2025, ss.169, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.169
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Akdeniz Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Neonatal tuz kaybı tablosunun nadir bir nedeni: SCNN1B geninde novel homozigot varyant saptanan psödohipoaldosteronizm tanılı bir olgunun klinik yönetimi

Berna Singin1, Zeynep Donbaloğlu1, Ebru Barsal Çetiner1, Kürşat Çetin1, Nurten Özkan Zarif2, Kıymet Çelik2, Ercan Mıhçı3, Özden Altıok Clark4, Hale Tuhan1, Mesut Parlak1

1Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı, Antalya 2Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji Bilim Dalı, Antalya

3Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Genetik Bilim Dalı, Antalya

4Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Genetik Anabilim Dalı, Antalya

GİRİŞ: Psödohipoaldosteronizm (PHA), periferik hedef dokularda aldosterona karşı direncin yol açtığı nadir bir tuz kaybı sendromudur. Tip 1 ve tip 2 olmak üzere iki türü vardır. Tip 1 PHA, otozomal dominant (OD) veya otozomal resesif (OR) kalıtımlıdır. OD form (renal form) böbrek hücrelerinde mineralokortikoid reseptöründeki mutasyonlarla bağlantılıdır. OR formu (sistemik form) ise birçok organda eksprese edilen epitelyal sodyum kanalındaki mutasyonlarla ilişkilidir. Yaşam boyu süren sistemik form daha ağır seyreder. Renal form ise sıklıkla yaşamın ilk 2 yılı içinde düzelir. Tip 1 PHA tipik olarak bebeklik döneminde konjenital adrenal hiperplazi (KAH) tanılı bebeklerde görülen semptomlara benzer şekilde tuz kaybı, gelişme geriliği, hiperkalemi ve asidozdan oluşan bir tabloyla ortaya çıkar.

OLGU:23 yaşındaki anneden sezaryenle, term, 3500 gr (50-90 persentil), 51 cm (50 persentil), baş çevresi 36 cm (50 persentil) doğan 7 günlük kız hasta; kusma, solukluk, halsizlik, emmeme ve uyku hali nedeni ile doğduğu merkeze götürülmüştü. Tetkiklerinde hiponatremi ve hiperkalemi saptanması nedeni ile KAH ön tanısı düşünülerek tarafımıza sevk edildi. Anne ve baba arasında 2. derece kuzen evliliği vardı. Fizik muayenesinde, genel durumu orta-kötü, cilt turgor tonusu bozuktu. Kuşkulu genital yapı ve hiperpigmentasyon yoktu. Diğer sistem muayeneleri doğaldı. Hastanın laboratuvar sonuçları Tablo 1'de gösterilmektedir. Hastada adrenal yetmezlik tanısı düşünülerek uygun sıvı tedavisi başlandı. Hiperkalemi için kalsiyum glukonat, glukoz-insülin infüzyonu, NaHCO3 infüzyonu ve inhaler salbutamol tedavileri verildi. Hidrokortizon ve fludrokortizon başlandı. Uygun müdahalelere rağmen hiponatremi ve hiperkalemi dirençli seyretti. 1 gr/kg/gün oral olarak kalsiyum polistiren sülfonat ve 4x1 gram oral tuz tedaviye eklenerek kademeli olarak arttırıldı. Başvuru laboratuvar bulguları; 17-hidroksiprogesteron 9,6 ng/mL (0,051-2,35), adrenokortikotropik hormon 5,66 ng/L (7,2-63,3), kortizol 32,9 (4,82-19,5) ug/dL, renin 13,1 ng/mL/saat (2,4-37), aldosteron 200 ng/dL (3-16) olarak ölçüldü. Spot idrarda Na 156 mEq/L (54-150), K 3,5 mEq/L (6,7-21,3) saptandı (eş zamanlı serum Na 118 mmol/L ve K 9,8 mmol/L). Hesaplanan transtübüler K gradienti düşük bulundu. Laboratuvar sonuçlarına göre hidrokortizon tedavisi kesildi. Kalsiyum polistiren sülfonat 4 gr/kg/gün olarak artırılmasına ve diğer tedavilere rağmen dirençli hiperkalemi nedeniyle periton diyalizi yapıldı. Diyaliz öncesi 8,2 mmol/L olan K değeri 4,3 mmol/L’ye geriledi. Hasta 4x1 gr oral tuz ve 10 gr/gün kalsiyum polistiren sülfonat tedavisi alırken elektrolit değerleri stabil seyretti. Yatışının 37. gününde tedavisi düzenlenerek taburcu edildi. Takipte, hastanın çoklu hastane yatışları oldu. Son olarak pnömoni tanısıyla yatan hastamız, 10 aylıkken ex oldu. Tip 1 PHA’nın sistemik formu olduğu düşünülen olgudan PHA ilişkili hedef genler yeni nesil dizileme yöntemiyle incelendi: SCNN1B geni 8 ekzonunda, c.1234dup (p.Glu412Glyfs*39) varyantı homozigot olarak saptandı. Bu değişim toplum genetiği çalışmalarında bildirilmemiştir. Nükleotid duplikasyon varyantı ACMG (American College of Medical Genetics) kriterlerine göre ‘’olasılıkla patojenik’’ varyant olarak sınıflandırılmaktadır.

SONUÇ: PHA'nın klinik şüphesi, agresif tedaviye başlamak için önemlidir. Klinik belirtiler ve genetik mutasyonların daha net anlaşılması, erken teşhis ve etkili genetik danışmanlık için önemlidir.

Anahtar Kelimeler: epitelyal sodyum kanalı, hiperkalemi, hiponatremi, SCNN1B, sistemik