Çocuklarda Diyabetik Ketoasidoz Şiddeti ile Klinik ve Biyokimyasal Parametreler Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi


Creative Commons License

Bahar Y. F., Çetin K., Tırtar A., Ünver Tuhan H., Parlak M.

4. Ulusal Çocuk ve Ergen Diyabet Sempozyumu, Ankara, Türkiye, 18 - 21 Aralık 2025, ss.105-106, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.105-106
  • Akdeniz Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

PS-36 Çocuklarda Diyabetik Ketoasidoz Şiddeti ile Klinik ve Biyokimyasal Parametreler Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi Yasemin Funda Bahar, Kürşat Çetin, Ali Tırtar, Hale Ünver Tuhan, Mesut Parlak

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Endokrinoloji

Giriş-Amaç: Diyabetik ketoasidoz (DKA), çocukluk çağında tip 1 diyabetin yaşamı tehdit eden akut komplikasyonlarından olup hiperglisemi, ketonemi ve metabolik asidoz ile karakterizedir. Özellikle tanı anında veya hastalığın izleminde insülin tedavisine uyumsuzluk gösteren çocuklarda ve demografik açıdan riskli gruplarda (küçük yaş, düşük sosyoekonomik düzey vb.) sıklığı artış göstermektedir. DKA’nın zamanında tanınması ve şiddetine göre tedavi yönetiminin planlanması çocuklarda mortalite ve morbiditenin azalması açısından büyük önem taşımaktadır. Çalışmamızda, Akdeniz Üniversitesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği'nde izlenen DKA tanılı çocuklarda, DKA şiddeti ile çeşitli biyokimyasal parametreler ve klinik seyir arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Yöntem-Gereçler: Retrospektif olarak yürütülen bu çalışmaya, 2020–2025 yılları arasında DKA tanısıyla Akdeniz Üniversitesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği’ne başvuran 125 çocuk hasta dâhil edildi. İnsülin tedavisi almayan hastalar DKA’nın şiddet derecelerine göre; pH 7.20–7.30 veya bikarbonat <15 mmol/L olanlar hafif, pH 7.10–7.20 veya bikarbonat <10 mmol/L olanlar orta, pH <7.10 veya bikarbonat <5 mmol/L olanlar ise ağır DKA olarak üç grupta incelendi. Demografik veriler (yaş, cinsiyet), başvuru laboratuvar bulguları (glukoz, HbA1c, insülin, c-peptid, kan gazı (pH, bikarbonat (HCO₃)), anti-GAD (Anti-glutamik asit dekarboksilaz antikoru), doku transglutaminaz IgA, serbest t3, serbest t4, tiroid stimülan hormon (TSH), anti tiroid peroksidaz (anti- TPO) ve anti tiroglobülin (anti-HTG)), servis ve yoğun bakım yatış süreleri ile DKA’dan çıkma süreleri kaydedildi. Gruplar arasında karşılaştırma için Kruskal-Wallis ve bağımsız örneklem t-testi, değişkenler arası ilişkiler için ise korelasyon analizleri yapıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi.

Bulgular: Çalışmaya alınan hastalar hafif (n=20), orta (n=72) ve ağır (n=33) olmak üzere üç grupta değerlendirildi (Tablo 1). DKA olgularının arasında yaş, cinsiyet, glukoz, HbA1c düzeyleri açısından anlamlı fark saptanmadı. Serbest T3, serbest T4 ve TSH düzeylerinin ise DKA şiddeti ile ters orantılı anlamlı olarak azaldığı saptandı (p<0.005). Korelasyon analizlerinde, DKA şiddeti arttıkça hastanede kalış süresinin ve DKA’dan çıkış süresinin anlamlı olarak uzadığı saptandı. Yaş ile c-peptid (r=0,420, p<0,001), insülin (r=0,273, p=0,005) ve HbA1c (r=0,228, p=0,010) düzeyleri arasında pozitif; hastanede yatış süresi (r=-0,309, p<0,001) ile negatif yönde anlamlı korelasyon belirlenmiştir Anti-GAD ile anti-TPO (r=0,213, p=0,018), anti-TPO ile anti-Tg (r=0,478, p<0,001) düzeyleri arasında pozitif anlamlı ilişki saptanmıştır.

Sonuçlar: Literatürde çocuklarda DKA şiddetinin; cinsiyet, tanı yaşı, başvuru süresinin yanı sıra c-peptit gibi endojen insülin rezerviyle ilişkisi bilinmektedir. C-peptid düzeylerinde görülen azalma, özellikle ağır DKA olgularında belirgindir ve bu hastalarda beta hücre rezervinin daha düşük olabileceğine işaret etmektedir. Yaş, insülin ve HbA1c arasındaki pozitif ilişki metabolik yanıtın yaşa bağlı değişkenliğini yansıtabilirken; otoimmün antikorlar arasındaki korelasyon otoimmün hastalıklarla birlikteliğini göstermektedir. Elde edilen bulgular, DKA şiddetinin azaltılmasında erken tanının önem taşıdığını düşündürmektedir