6th International Current Issues Congress on Medicine, Nursing, Midwifery, and Health Sciences, İzmir, Türkiye, 22 - 23 Mart 2025, ss.95-103
Son yıllarda giderek artan sosyal medya kullanımı, kadınlar ve toplum üzerindeki etkileri açısından dikkate değer bir boyuta ulaşmıştır. Sosyal medya, beden pozitifliği hareketi, kadın dayanışması, girişimcilik fırsatları, özgüven artırıcı mesajlar, kadın hakları ve ekonomik bağımsızlık gibi konuların daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamaktadır. Kadınların bu platformları bilinçli ve etkin bir şekilde kullanmaları, toplumsal cinsiyet eşitliğinin güçlenmesine katkıda bulunabilmektedir. Öte yandan, sosyal medyanın kadınların beden algısı ve toplumsal cinsiyet rolleri üzerindeki olumlu etkilerine karşın, bazı olumsuz sonuçlar doğurduğu da gözlemlenmektedir. Artan sosyal medya platformları, idealize edilmiş bir beden ve güzellik algısı oluşturarak kadınları homojenleştirmekte ve bunun doğal bir sonucu olarak bedensel memnuniyetsizliği tetiklemektedir. Bu durum, aşırı egzersiz yapma, düşük kalorili beslenme ve estetik müdahalelere yönelme gibi sağlıksız davranışları teşvik edebilmektedir. Dijital ve sanal bir ortam olan sosyal medya, bireylerin benlik sunumlarını dönüştürmekte ve özellikle kadınlar arasında dış görünüşe dayalı sosyal karşılaştırmaların artmasına neden olmaktadır. Bununla birlikte, sosyal medya toplumsal rollerin değişiminde ve yayılmasında önemli bir rol oynamakta, kadınlar ise medyanın oluşturduğu toplumsal cinsiyet rollerinden daha fazla etkilenmektedir. Günümüzde sosyal medya, estetik işlemleri teşvik eden ve gerçekçi olmayan güzellik standartlarını yaygınlaştıran bir yapı sergilemektedir. Dijital platformlarda kadınların güzellik, zayıflık ve gençlikle ilişkilendirilmesi, onların öncelikli olarak dış görünümleri üzerinden değerlendirilmesine yol açmaktadır. Bu durum, kadınların beden algısını doğrudan etkileyerek beden memnuniyetsizliği, vücut şekline dair kalıcı hoşnutsuzluk, sosyal görünüş kaygısı ve estetik işlemler yaptırma eğilimini artırmaktadır. Sosyal medyada sıkça karşılaşılan ince, fit ve estetik açıdan “mükemmel” olarak sunulan kadın figürleri, kadınların kendi bedenlerini bu idealize edilmiş standartlarla karşılaştırmalarına neden olabilmektedir. Paylaşımların büyük bir kısmı filtreler ve fotoğraf düzenleme uygulamalarıyla manipüle edilse de birçok kadın bu görüntüleri gerçekçi sanarak kendini yetersiz hissedebilmektedir. Sosyal medya, kadınların olumlu bir şekilde temsil edilmesi açısından önemli bir potansiyele sahip olmakla birlikte, aynı zamanda kadına yönelik şiddetle ilgili damgalayıcı inançların yayılmasına da aracılık edebilmektedir. Olumsuz yorumlar, siber zorbalık ve beden üzerinden yapılan eleştiriler, kadınların beden algısını olumsuz yönde etkileyerek özgüvenlerini zedeleyebilmektedir. Ayrıca, sosyal medyada yer alan şiddet içeriklerinin kadınlar üzerinde olumsuz psikososyal etkiler yarattığı ve onların toplumsal hayata katılımını sınırladığı belirtilmektedir. Sosyal medya kullanımı, kadınların yeme davranışları üzerinde olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Sosyal medyada fazla vakit geçiren kadınların, özellikle ince veya kaslı bedenlerin vurgulandığı içeriklerle karşılaştıklarında, bedenlerinden daha az memnun olma eğiliminde oldukları ve bunun da düşük benlik saygısına yol açtığı belirtilmektedir. İnce olma baskısı, özellikle genç kadınlar arasında yeme bozukluklarının artmasına neden olabilmektedir. Özellikle fitpiration (sağlık ve zindeliği teşvik eden ince, kaslı kadın görüntüleri) içeriklerinin izlenmesi, beden utancı ve depresyon gibi psikolojik sorunlarla ilişkilendirilmiştir. Sosyal medya, mahremiyet algısını dönüştürmekte ve kadın bedenini kamusal bir meta haline getirmektedir. Sosyal medya kullanımının yaygınlaşması, kadın bedeninin pazarlama aracı olarak kullanılmasına zemin hazırlamakta ve bunun sonucunda mahremiyetin giderek erimesine neden olmaktadır. Sosyal medyanın, kadınların suç işlemesine katkıda bulunabileceği ve cinsel tacizin, nesneleştirme yoluyla beden utancı ve güvenlik kaygıları oluşturabileceği vurgulanmaktadır. Kadınların sosyal medyada geçirdikleri zamanın artışıyla birlikte anksiyete ve depresyon semptomlarının da belirgin şekilde arttığı ifade edilmektedir. Sosyal medyada, kadınlardan hem fiziksel olarak çekici hem de başarılı, bakımlı, iyi bir anne, ilgili bir eş ve güçlü bir kariyer sahibi olmalarını bekleyen bir algı ortaya çıkmaktadır. Bu beklentiler, kadınlar üzerinde ciddi bir psikolojik baskı oluşturmaktadır. Bu dinamiklerin anlaşılması, beden memnuniyetsizliği ile ilişkilendirilen olumsuz sağlık etkilerini azaltmaya yönelik müdahalelerin geliştirilmesi açısından kritik bir önem taşımaktadır. Elde edilen bulgular, toplumsal olarak dayatılan güzellik standartlarının kadınların psikolojik sağlıklarını tehdit edebileceğini ve sosyal medya kullanım sıklığının kontrol edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, sosyal medya kullanımının kadınlar üzerindeki etkilerini anlamak ve onlara yönelik destekleyici müdahaleler geliştirmek büyük önem taşımaktadır. Hemşireler, kadınların beden ve toplumsal cinsiyet algısını sağlıklı bir şekilde geliştirmelerine yardımcı olabilecek önemli sağlık profesyonelleridir. Gerçekçi olmayan güzellik standartları ve sosyal medyanın olumsuz etkileri konusunda farkındalık yaratarak, beden pozitifliğini ve öz-kabulü teşvik edebilirler. Ayrıca, yeme bozuklukları, özgüven eksikliği ve depresyon gibi psikolojik sorunları erken dönemde fark ederek, gerekli yönlendirmeleri yaparak psikososyal destek sağlayabilirler.
Anahtar Kelimeler: Kadın, sosyal medya, beden algısı, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, hemşirelik