Allojenik Hematopoetik Kök Hücre Nakli Sonrası CMV Pnömonisinde Antiviral Tedaviye Ek CMV Spesifik İmmünoglobulin Deneyimi: İki Pediatrik Olgu
19. Ulusal Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları ve Bağışıklama Kongresi, Antalya, Türkiye, 2 - 05 Nisan 2026, ss.24, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: Antalya
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.24
- Akdeniz Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
P-024 Allojenik Hematopoetik Kök Hücre Nakli Sonrası CMV Pnömonisinde Antiviral Tedaviye Ek CMV Spesifik İmmünoglobulin Deneyimi: İki Pediatrik Olgu Ayşe Kübra Açık1 , Hatice Burcu Çağlar Kızıl1 , Elif Güler2 , Osman Alphan Küpesiz2 , Funda Tayfun Küpesiz2 , Tuğçe Tural Kara1 1 Akdeniz Üniversitesi Hastanesi, Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları BD, Antalya 2 Akdeniz Üniversitesi Hastanesi, Çocuk Hematoloji ve Onkoloji BD, Antalya Ayşe Kübra Açık / Akdeniz Üniversitesi Hastanesi, Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları BD, Antalya Giriş: Allojenik hematopoetik kök hücre nakli (HKHN) sonrası CMV pnömonisi, yüksek morbidite ve mortalite ile seyreder. Standart antiviral tedaviye rağmen ağır vakalarda CMV spesifik immünoglobulin (CMV-IG) eklenmesi tartışmalıdır. ECIL 7 rehberi, CMV pnömonisinde immünglobulin eklenmesini düşük kanıt düzeyinde (Grade CIII) önermektedir. Materyal ve Metot: Kliniğimizde allojenik HKHN sonrası CMV pnömonisi tanısı alan ve antiviral tedaviye ek olarak CMV-IG uygulanan iki pediatrik olgu retrospektif olarak değerlendirildi. Tanı; klinik bulgular, radyolojik görüntüleme ve BAL’da CMV-PCR pozitifliği ile doğrulandı. Hastaların demografik özellikleri, nakil özellikleri, virolojik yanıt, klinik seyir ve sonlanımları kaydedildi. Bulgular ve Sonuç: Olgu 1 (15 yaş, erkek, ALL) +272. günde, Olgu 2 (17 yaş, kız, AML) +49. günde CMV pnömonisi tanısı aldı. Her iki hasta da tanı anında entübe ve mekanik ventilatör desteğindeydi. BAL’da CMV-PCR her iki olguda da pozitifti. Olguların HRCT’lerinde CMV pnömonisini destekleyen bulgular mevcuttu (Resim 1, Resim 2). Olgu 1’de kan CMV-DNA negatifken, Olgu 2’de (1580kopya/mL) viremi mevcuttu. Her iki hastaya da gansiklovir tedavisi başlandı. CMV-IG (1 ml/kg, 2 haftada bir, 2 doz) tanının 3. gününde eklendi. Olgu 2’de CMV-IG sonrası 21. günde virolojik yanıt (logaritmik azalma) ve 3. günde MV’den ayrılma sağlandı. Olgu 1’de virolojik ve klinik yanıt alınamadı. Her iki hastada da eşlik eden invaziv pulmoner aspergilloz (İPA) ve bakteriyel sepsis mevcuttu. Olgu 1 ayrıca cGVHH ve ABY, Olgu 2 ise BKV hemorajik sistit ile komplikeydi. Olgu 1 16. günde, Olgu 2 22. günde kaybedildi. CMV-IG’ye bağlı yan etki gözlenmedi. Olgu 2’de virolojik yanıt ve MV’den ayrılma sağlanması, CMV-IG’nin ağır vakalarda klinik iyileşmeye katkı sağlayabileceğini düşündürmektedir. Ancak her iki hastanın da kaybedilmesi, CMV pnömonisinde mortalitenin sıklıkla eşlik eden komplikasyonlara bağlı olduğunu göstermektedir. ECIL 7’nin düşük düzeydeki önerisine rağmen, seçilmiş ağır pediatrik vakalarda CMV-IG bir kurtarma tedavisi olarak düşünülebilir. Pediatrik hastalarda bu kombinasyonun etkinliğini net olarak ortaya koyabilmek ve hangi hastaların daha fazla fayda göreceğini belirleyebilmek için çok merkezli, prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.