Turkish Studies- Comparative Religious Studies, cilt.20, sa.2, ss.411-427, 2025 (TRDizin)
Kur’ân, dil ve şiirde üstün meziyetlere sahip olup belâgat ve fesâhat yönleri ile temayüz eden ve bunun iftihar vesilesi sayıldığı bir toplumda ne kadar çaba harcansa da kendisinin bir benzerinin getirilemeyeceği şeklinde bir meydan okuma (tehaddî) ile nâzil olmuştur. Bu meydan okuma Hz. Peygamber’e (s.a.v.) verilen ve kıyamete kadar devam edecek bir mucize olup aynı zamanda nübüvvetinin ispatı olarak kabul edilmiştir Ali er-Rummânî (öl. 384/994) ve onu takip eden belâgatçılar belâgatı en yüksek, en düşük ve orta olmak üzere üç dereceye ayırmıştır. Bu taksimata göre belâgatın en yüksek seviyesi i‘câz derecesi olup bu makam sadece Kur’ân’a mahsustur İ‘câz Kur’ân hakkında kullanıldığında “Kur’ân’ın, sahip bulunduğu edebî üstünlük ve muhteva zenginliği sebebiyle benzerinin meydana getirilememesi özelliği” demektir Kur’ân’ın i‘câzına dair meseleler i‘câzu’l-Kur’ân adı altında hicrî ikinci asırdan itibaren İslâm âlimlerinin gündemine girmeye başlamış ve belâgat ilmine dair çalışmalara ivme kazandırmıştır.Ebû Bekr el-Bâkıllânî (öl. 403/1013), Abdulkāhir el-Cürcânî (öl. 471/1078-79) ve Fahreddin er-Râzî (öl. 602/1012) gibi âlimlerin belâgata dair eserler telif etmelerinde temel hareket noktası Kur’ân’ın i‘câzını ortaya koymak, anlamak, hissetmek ve bu i‘câzın nereden kaynaklandığını tespit etmeye çalışmaktır. Tüm bunların yanında tarihsel süreçte çeşitli milletlerin müslüman olmasıyla birlikte Kur’ân’ın farklı dillere aktarılması kaçınılmaz bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmış ve Kur’ân çeşitli dillere tercüme edilmiştir. Çeviri “Bir kaynak dilde üretilmiş metin ve iletiyi yapı, anlam ve işlev düzleminde eşdeğerlik sağlamaya çalışarak başka bir dile (erek dile) aktarma işlemi; bu işlem sonucu ortaya çıkan ürün.” şeklinde tarif edilmiştir. Tarifte geçen “eşdeğerlik sağlamaya çalışarak” ifadesi, kaynak metindeki bütün ögelerin hedef dile tamamen aktarılamayacağına ve aynen ifade edilemeyeceğine işaret etmektedir. Herhangi bir edebî çeviri metninde durum böyle iken belâgat ve fesâhat yönü ile mu‘ciz kabul edilen Kur’ân’ın, başka bir dile lafzan veya anlam kaybı olmadan tercümesini iddia etmek hem müfessirler hem de dil bilimciler tarafından mümkün görülmemiştir. Bu bağlamda ülkemizde başta Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır (öl. 1878-1942) olmak üzere pek çok meâl yazarının telif ettikleri Kur’ân çevirileri için tercüme kelimesini kullanmaktan çekinerek “bir şeyi eksiltmek” anlamına gelen “meâl” kavramını kullandıkları görülmektedir. Çeviride önemli olan bir diğer unsur kaynak dildeki metin kendine özgü bir uzmanlık gerektiriyorsa mütercimler bu bilgiye de sahip olmalarıdır. Bu doğrultuda Kur’ân meâli yazmak isteyen bir kimsenin belâgat ilminden ve kurallarından habersiz kalması düşünülemez. Cumhuriyet döneminden günümüze kadar ülkemizde çok sayıda meâl yazılmıştır. Söz konusu meâller çeşitli yönlerden eleştirilmiştir. Bu eleştiriler arasından belâgat kurallarının meâllerde ne şekilde yer bulduğuna dair yapılan çalışma sayısı oldukça az görünmektedir. Bu çalışmada belâgat ilminin önemli bir bölümü olan meânî kurallarının ne ölçüde Kur’ân meâllerine yansıtıldığı ele alınmıştır. Zira Arap dilinin incelikleri ve sırları belâgat ilmi sayesinde bilinmektedir. Kur’ân’ın i‘câzı da belâgat ile anlaşılmaktadır. Çalışmada ele alınan kurallar ve bu kurallara verilen örnekler mümkün mertebe önceki çalışmalarda incelenen âyetlerden farklı seçilmiştir. Çalışmada belâgat kitaplarının meânî bölümlerindeki kuralların Kur’ân meâllerine ne ölçüde yansıtıldığı mukayeseli veri analizi yöntemiyle ele alınmıştır. Karşılaştırmalar sonucunda belâgat unsurlarını Türkçeye en doğru haliyle yansıtmayı başarabilen meâller tespit edilmiştir. Meânî kurallarının herhangi bir meâl tarafından yansıtılamadığını tespit ettiğimizde ise tarafımızca yeni çeviri örnekleri sunulmuştur. Bulgulara göre belâgî anlamı yansıtma noktasında dipnot parantez gibi tekniklerde bir bütünlük bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca uygun bulunan tercümelerin meâller arasında âyetten âyete değişiklik gösterdiği fark edilmiş, dolayısıyla baştan sona bir meal kitabının tercih edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Arap Dili ve Belâgatı Belâgat Meânî Kur’ân Çeviri Meâl