ONKOLOJİ PRATİĞİNDE “BAĞLAMA ÖZEL İLETİŞİM ALGORİTMASI”NIN GEREKLİLİĞİ VE ESASLARI ÜZERİNE: KURAMSAL DAYANAK


Creative Commons License

NESIPOGLU G., Özgönül M. L., Bulut F.

Hacettepe Sağlık İdaresi Dergisi, cilt.29, sa.3, ss.707-728, 2026 (TRDizin)

Özet

Kanser; taşıdığı olumsuz anlamı, tedavisinin uzun süreç gerektirmesi ve hastayı ölümle yüzleştirmesi nedeniyle hastanın salt biyolojik varlık boyutunda değil, psikolojik ve sosyal boyutunda da “bozulma”ya yol açmaktadır. Dolayısıyla tanının açıklanması ve uzun tedavi/bakım sürecinde hastaya biyo-psiko-sosyal yaklaşımı elzem kılmaktadır. Bütüncül yaklaşımı (biyo-psiko-sosyal) sunabilmek içinse hastanın değerleri, tercihleri, sosyoekonomik durumu, hastalığı yordayışı ve koşullarının bilinmesi, kısaca hastanın tanınması gerekmektedir. Onkoloji uzmanının hastasını tanıyabilmesiyse inşa ettiği güvene dayalı ve hasta-merkezli ilişkiyle sağlanabilmekte; hasta-hekim ilişkisinde iletişimle etiğin iç içeliğini elzem kılmaktadır. Aksi halde hastanın hekime duyduğu güvenin zedelenmesi, tedaviye uyumunun ve memnuniyetinin azalmasıyla farklı tedavi yöntemlerine başvurması; etik ikilem/ihlaller, etiko-legal sorunlar ve tıbbi kötü uygulama iddiaları söz konusu olabilmektedir. Bu durum özel iletişim araçlarına gereksinimi de beraberinde getirmektedir. Geliştirilen iletişim araçları özellikle kötü haber verme bağlamında yol gösterici olmakla birlikte, hastalığın evresi, kültürel belirleyiciler ve etik yükümlülükler gibi bağlamsal değişkenleri ele almakta sınırlı kalmaktadır. Onkolojide “olması gereken” hasta-hekim ilişkisiyse özneler-arası ilişki olup, Buber’in geliştirdiği “Ben ve Sen” ilişkisi olmalıdır ki iki taraf da etkin ve kişi/özne niteliğini taşıyabilsin. Ayrıca Kuçuradi’nin “değerler ve değerlilik ilişkisi” olarak “etik değerleri”, “kişisel değerleri” ve “ilişki değerleri”ni içeren “etik ilişki”yi de esas alması gerekli görülmektedir. Böylece hastaya yararlı olunurken, hastanın insan değeri ve onuru ile özerkliği ve mahremiyeti korunabilecektir. Bahsedilen mahiyette hasta-hekim ilişkisinin tesisinin onkoloji pratiğinde klinik, etik ve bağlamsal gereksinimleri birlikte gözeten “Bağlama Özel İletişim Algoritması”yla olanaklı kılınabileceği ileri sürülebilir. Nitekim bu algoritma; bağlamın sistematik olarak değerlendirilmesi, iletişim hedeflerinin belirlenmesi, bilgilendirme ve ortak karar verme süreçlerinin yapılandırılması, etik ilişki temelli etkileşimin sağlanması, etik sorun ve çıkar çatışmalarının değerlendirilmesi, mahremiyetin korunarak güven ve sadakate dayalı ilişkinin sürekli kılınması ile geri bildirim ve yeniden değerlendirme aşamalarını içeren süreç odaklı bir yaklaşım olarak yapılandırılmıştır. “Bağlama Özel İletişim Algoritması’nın gerekliliğinin ve esaslarının belirlendiği bu çalışmada, algoritmanın onkoloji pratiğine uygulanabilirliğini saptamak amacıyla ülkemizdeki gereksinimi karşılamaya yönelik olarak yürütülecek araştırmanın kuramsal dayanağını oluşturmaktadır.
Cancer affects not only patients’ biological health but also their psychological and social well-being because of the meanings associated with the disease, the prolonged course of treatment, and the prospect of death. Therefore, disclosing the diagnosis and managing long-term treatment and care require oncologists to adopt a holistic ((bio-psycho-socia) approach. Providing such care requires an understanding of the patient’s values, preferences, socioeconomic circumstances, perception and interpretation of the illness, and broader life situation, in short, it requires knowing and understanding the patient as a person. In oncology practice, this approach can be realized only through a trust-based, patient-centered relationship grounded in ethical and interpersonal values and principles. Communication and ethics must, therefore, be regarded as inseparable dimensions of the patient–physician relationship. Otherwise, failure to establish such a relationship may erode patients’ trust in their physicians, reduce treatment adherence and satisfaction, and encourage recourse to alternative treatments. It may also give rise to ethical dilemmas and violations, medico-legal disputes, and medical malpractice claims. These risks highlight the need to develop specialized communication tools for oncology practice. Although existing communication frameworks— particularly those developed for breaking bad news—provide valuable guidance, their capacity to integrate clinical, cultural, and ethical considerations, including disease stage, cultural determinants, and professional obligations, remains limited. The desired patient–physician relationship should instead be intersubjective and reflect Martin Buber’s concept of the “I and Thou” relationship, in which both parties are active participants and recognize one another as persons. This relationship should also incorporate Kuçuradi’s concept of the “ethical relationship”, understood as a relationship involving values and human worth and encompassing ethical, personal, and relational values. Such an approach can promote the patient’s well-being while safeguarding human worth, dignity, autonomy, and privacy. We, therefore, propose that such a relationship can be facilitated in oncology practice through a “Context-Specific Communication Algorithm” that integrates clinical, ethical, and contextual requirements. The algorithm adopts a process-oriented structure comprising the following stages: systematically assessing the context; identifying communication goals; structuring information disclosure and shared decision-making; facilitating interactions grounded in an ethical relationship; evaluating ethical concerns and conflicts of interest; sustaining trust and fidelity while protecting privacy; and obtaining feedback and conducting reassessment. In this study, we identify the rationale and core principles of the proposed algorithm and establish a theoretical foundation for a future research evaluating its applicability to oncology practice and its capacity to address needs arising within the national context.