Skleroderma Renal Krizi: Nadir Bir Hipertansif Acil Durum – Olgu Serisi


Creative Commons License

Ünal M., Yıluzar M., Bora F., İnci A., Sarı F.

ULUSLARARASI KATILIMLI 15. GÜNCEL BÖBREK HASTALIKLARI VE 10. HİPERTANSİYON NEFROLOJİ DİYALİZ VE TRANSPLANTASYON KONGRESİ, Muğla, Türkiye, 22 Nisan 2026, ss.54, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Muğla
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.54
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Akdeniz Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

SKLERODERMA RENAL KRIZI: NADIR BIR HIPERTANSIF ACIL DURUM – OLGU SERISI Mert Unal, Mustafa Yıluzar, Feyza Bora, Ayca İnci, Funda Sarı Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nefroloji Kliniği, Antalya Giriş: Skleroderma renal krizi (SRK), sistemik sklerozun (SSk) yaşamı tehdit eden, hipertansif acil durum ve hızlı ilerleyen akut böbrek hasarı (ABH) ile karakterize bir komplikasyonudur. Patogenezinde şiddetli renin-anjiyotensinaldosteron sistemi aktivasyonu rol oynar. Bu olgu serisinde, farklı klinik seyirler izleyen dört SRK olgusu tartışılmaktadır. Gereç-Yöntem: Kliniğimizde takip edilen ve SRK tanısı alan dört hastanın demografik özellikleri, klinik bulguları, laboratuvar verileri, uygulanan tedaviler ve renal sonuçları retrospektif olarak değerlendirildi. Sonuçlar: Tüm olgularda başvuru anında ciddi hipertansiyon (>180/100 mmHg) ve ABH saptandı. İki olguda mikroanjiyopatik hemolitik anemi (MAHA) izlendi. İki olguda kriz öncesi yüksek doz steroid kullanım öyküsü mevcuttu. Bir olgu gebelikte ve postpartum erken dönemde anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörü kesilmesi sonrası kriz geliştirdi. Tedavide ACE inhibitörleri ve kalsiyum kanal blokerleri kullanıldı. Takip sürecinde bir hasta tam remisyona ulaşırken, bir hastada renal fonksiyonlar düzelme eğilimine girdi. Diyaliz bağımlılığı gelişen iki hasta ise kardiyopulmoner nedenlerle kaybedildi. Tartışma: SRK tipik olarak hastalığın ilk beş yılında, özellikle hızlı progresyon gösteren diffüz kutanöz SSk’de ve sıklıkla ilk yıl içinde gözlenmektedir. Bizim olgularımızın zamanlaması da bu genel eğilimle uyumludur. Klinik tabloya MAHA eşlik edebilmektedir. ACE inhibitörlerinin klinik pratiğe girmesi SRK prognozunu iyileştirmiş olsa da, sunduğumuz bu olgu serisinde de izlendiği üzere, hastalık günümüzde hâlen yüksek morbidite ve mortalite ile ilişkilidir. Özellikle steroid kullanımı ile gebelik ve postpartum dönemde ACE inhibitörünün kesilmesi tetikleyici faktörler olarak dikkat çekmektedir. Olgu serimiz, erken tanı ve agresif kan basıncı kontrolünün, renal rezervin korunması ve mortalitenin azaltılmasında belirleyici olduğunu göstermektedir.