KUR'ÂN MEALLERİNDE HALK DİLİ İLE DEYİMLERİNİN KULLANIMI VE BAZI ÖNERİLER


Yaka E.

KUR’ÂN MEÂLLERİ SORUNLAR, ÇÖZÜM ÖNERİLERİ-II -Meâllerde Metodolojik Sorunlar Milletlerarası Tartışmalı İlm î Toplantı, Muş, Türkiye, 11 - 13 Ekim 2024, cilt.2, sa.770, ss.197-233, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Cilt numarası: 2
  • Basıldığı Şehir: Muş
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.197-233
  • Akdeniz Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Kur’ân Meallerinde Halk Dili ile Deyimlerinin Kullanımı ve Bazı Öneriler

Kur’ân’ın anlamı ve mesajlarının anlaşılması kadar muhataba anlatılması da çok önemli

ve gereklidir. Hele başka bir dile çevirirken anlaşılan mana ve mesajın anlatımı daha bir önemli

olmaktadır. İbn Abbas’ın (ra) “Bana Kur'ân'ın garip kelimelerini soruyorsanız onları şiirde

arayınız, çünkü şiir Arab’ın divanıdır.” tavsiyesini çok dikkatle düşünmek gerekiyor. Bu söz

aslen Arap olan birinin Arapça bir metin için Arap olanlara tavsiyesidir. Bu cümleyi kendimize

uygulamaya çalıştığımızda; Kur’ân’dan anladığımızı kendi dilimizde kendi insanımıza

anlatmada yine kendi dilimizin bütün boyutlarda iyi bilinip kullanılmasının gereği ve önemi

ortaya çıkmaktadır. Yani Kur’ân’ın anlamlarını insanımıza anlatmak için dilimizin halk dili ve

edebiyatı, divan edebiyatı seviyelerinde çok iyi bilinmesi ve kullanılması elzem olmaktadır.

Bu yüzden Kur’ân meallerindeki seviye ve üslup halkın çok üstünde olması onu

anlaşılmazlığa veya yanlış anlamaya sevkedecektir. Böylece dinin, Kur’ân’ın ve Allâh’ın yanlış

anlaşılması, birçok asılsız din anlayışları ile uygulamaları hatta Kur’ân’da ifade bozukluğu,

yanlışlıklar olduğu iddialarına kadar varılabilmektedir. Bu yüzden halk dili ve deyimlerinin

Kur’ân anlamı ve mesajlarını aktarmada kullanılması mesajının daha büyük kitlelere

ulaşmasını, Allah Taâlâ’nın maksat ve muradının doğru idrakine vesile olacaktır.

Bunun örneklerini tarihimizdeki Kur’ân’ın Türkçe tefsir ve çevirilerini incelemek,

onlarda verilen manaları, kullanımları, seçilen kelimeleri ve bunların günümüzdeki

kullanılanları üzerinde araştırmalar yapılmalı. Yakın zamanda telif edilen Elmalılı ile Mehmet

Akif Ersoy’un eserlerinde kullanılan halk tabirleri, deyimleri ile Türkçe’yi kullanım üslupları

bu konuda örnek alınabilir.

Araştırmada mealler üzerinden Kur’ân mesajlarını topluma aktarırken mezkur yakın

dönem alimlerden örnekler verilecek ve özellikle halk tabirlerinin kendi insanımız tarafından

Kur’ân’ın anlaşılmasındaki etkisi ile önemi gösterilmeye çalışılacaktır. Bunun dışında

ülkemizde denetimsiz şekilde çok sayıda yayınlanan -mesela A. Metin SARUHAN’ın Asr-ı

Saâdet Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Meali örneğinde- meallerin tehlikesine dikkat çekilecek,

bunların resmi hüviyete sahip kurumlar bünyesindeki ilmi heyetler tarafından denetlenmesinin

önemine, bu konudaki önerilere de yer verilecektir. Zira Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde

bulunan Mushafları İnceleme Kurulu benzeri Mealleri ve Tefsirleri İnceleme Kurulu

oluşturularak; bu çalışmaların tefsir geleneğindeki sahih kaynaklara, Kur’ân Arapçasının

özüne, Türkçe dil, ifade ve üslup kurallarına uygunluğu gibi birçok hususun göz önünde

bulundurularak incelenmesinin önemine dikkat çekilecektir.

Ayrıca halkın Kur’ân kültürü ile bilgi durumu ilmi anketlerle tespite çalışılmalı ve bu

veriler yeni meal, tefsir ve diğer Kur’ân çalışmalarında bunlar dikkate alınmalıdır. Böylece

yazılacak mealler insanımızın seviyesine göre çeşitli kategorilerde yazılmalıdır. Mesela normal

avam seviyesi, orta öğretim, üniversite ve üstü seviyelerine göre dil ve üslupta mealler

hazırlanabilir. Böylece bir ayetin mesajının birkaç seviyede anlatımı sayesinde Kur’ân’ın daha

geniş kitlelerde daha kolay anlaşılması sağlanabilir.

Bütün çalışmalarda şu hakikat en kuvvetli ve net şekilde bilinmeli ve vurgulanmalı:

Meal, Kur’ân değildir; Kur’ân da meal değildir. Hem okuyucu hem de meali hazırlayan bunu

çok iyi kavramalıdır.