7. TATD Kurs Günleri Kongresi, Antalya, Türkiye, 18 - 21 Nisan 2024, ss.88-90, (Tam Metin Bildiri)
GİRİŞ VE AMAÇ:Hipotermi çekirdek vücut ısısının 35 ℃ derece altında olması olarak tanımlanır (1). Primer hipotermi dışarıdan maruz kalınan ısıl duruma bağlı gelişirken sekonder
hipotermi altta yatan klinik duruma bağlı gelişir. Özelikle vücudun ısı üretme mekanizmalarının yetersiz olabileceği soğuk bölgelerde ya da yüksek irtifada dağcılık yapanlar gibi ekstrem
sporcularda beklenmesine rağmen bu durumda olmayan görece sıcak iklim bölgelerinde de sekonder hipotermi durumu yaşanabilir.
YÖNTEM:Aralık ve ocak ayı sıcaklık ortalaması 11,7 ve 10,0 derece olan sıcak iklim koşullarının hakim olduğu Antalya’da karşılaştığımız diyabetik ketoasidoz ve hipotermi birlikteliği
olan 2 vakayı sunuyoruz.
BULGULAR:Olgu 1: 41 yaşında erkek hasta üç gündür haber alınamadığı için itfaiye aracılığıyla girilen evde bilinci kapalı GKS:6 (Glaskow Koma Skoru) olarak bulunuyor ve hastaneye
getiriliyor. İlaçlarından ve tıbbi kayıtlarından insülin bağımlı diyabet ve şizofreni tanısı olduğu anlaşılan hastanın GKS:6, solunum sayısı 16 ve kussmaull solunumu paterninde, kan
basıncı 97/58 mmHg, SpO2 97, PUKŞ (parmak ucu kan şekeri) ölçülemeyecek yüksek ve rektal vücut ısısı 29,5 ℃ olarak ölçüldü. Hipotermi ve olası DKA (diyabetik ketoasidoz) ön
tanılarıyla tedavisi başlanan hastanın kan gazı analizinde pH 6,78 olarak tespit edildi. Hipotermi ve DKA tanısı alan hasta entübe edildi ve haricen ısıtma tedavisi, ısıtılmış salinle DKA
tedavisine devam edildi. Beyin tomografisi normal, toraks tomografisi enfektif ve idrar analizinde enfeksiyon bulguları -aynı zamanda keton pozitifliği- olan hastaya uygun antibiyoterapi
başlandı. Elektrokardiyografi (EKG)’de Osborn dalgaları mevcuttu. Hasta dahiliye yoğun bakım birimine yatırıldı. Burada yapılan LP (lomber ponksiyon) sonucu kültür negatif olmasına
rağmen sitolojisi leptomenenjit olarak değerlendirilen ve tiroid stimülan hormon düzeyi normal olmasına rağmen tiroksin düzeyi hafif düşük olan hastaya uygun antibiyotik tedavisi ve
hormon replasman tedavisi yapıldı. 15 gün tedavi aldıktan sonra bilinci açık, oryante ve koopere olarak iç hastalıkları servisine devredildi.
Olgu 2: 61 yaşında kadın hasta iki haftadır devam eden genel durum bozukluğu nedeniyle ilçe devlet hastanesinden üçüncü basamak olan hastanemize sevk edildi. Genel durumu
kötü, GKS:11, kan basıncı 95/60 mmHg, rektal ısısı 30 ℃ olan ve kussmaul solunumu olan hasta entübe edildi. PUKŞ 400, kan pH’sı 6,9 hasta için DKA ve hipotermi tedavisi başlandı.
Laboratuvar analizlerinde idrarda keton pozitifliği ve enfeksiyon mevcut olan hastanın BUN 187 mg/dl, kreatinin 15 mg/dl olarak tespit edildi. Hastaya acil hemodiyaliz, enfeksiyon, DKA,
hipotermi tedavisi uygulandı. Yoğun bakıma yatışı verilen hasta 10 gün sonra multi organ yetmezliği nedeniyle eksitus oldu.
TARTIŞMA VE SONUÇ:Çekirdek vücut ısısının 35 ℃ altında olması şeklinde tanımlanan hipotermi seyrek görülen bir klinik durumdur. Soğuk koşullarda karşılaşılabilecek bir durum
olmasına rağmen; uzamış hipoglisemi, DKA, hipotiroidizm, sepsis gibi durumlara bağlı ikincil hipotermi, sıcak bölgelerde de görülebilir (2). 30 ℃ altındaki vücut ısısıyla tanımlanan
şiddetli hipotermide kan akımındaki azalma sadece termoregülasyonu değil hipotalamus, hipofiz gibi yapıların etkinliğinin azalmasına ve örneğin hipotiroidi ya da adrenal yetmezlik gibi
durumlara da yol açabilmektedir (1). Ağır hipotermide mortalite özelikle yaşlılarda %80’in üzerine çıkabilmektedir (1). Hiperglisemide hipotermi beklenmese de özelikle ketoasidoz
durumunda periferik glikoz kullanımının etkin olmaması ve buna bağlı ısı üretiminin yetersiz olması hipotermi yaratabilir. Hipotermi tedavisi sıtma ve ek patolojilerin tedavisini içerir (4).
Sonuç; Hipotermi, klinik duruma bağlı olarak sekonder hipotermi olarak gelişebilir. Diyabetik ketoasidozlu hastalarda hipotermi olasılığı göz önünde bulundurulmalıdır.