ANTALYA KİTABI 6, Güven Dinç, Editör, Palet Yayınları, Konya, ss.231-246, 2025
1390‘lı yıllarda Osmanlı hakimiyetine giren Teke yöresi, çeşitli idari birimler altında yöne tilmiştir. 1455 tahrir kayıtlarında İstanos nahiye olarak 44, 1520 tahririnde 38 karyeye sahip olması, bölgede yaşanan sosyal olaylarla ilgilidir. Kazanın köy yerleşim sayısı 1568 tahririnde 53‘e çıkmıştır. Bu dönemde köy yerleşim sayısının artması, nüfus artış hızıyla yakından ilgilidir. XVI. Yüzyılda Braudel, Barkan ve İnalcık Avrupa‘da ve Akdeniz havzasında yoğun nüfus artışı nın olduğunu tespit etmişlerdir1. 1835‘te muhtarlıkların kurulması sırasında İstanos nahiyesin de kayıtlı köy yerleşim sayısı 42‘dir. Nihayet bu geniş saha; 1914‘te kaza statüsüne alınması için başvurular başlamış, 1917‘de tamamlanmıştır. Aynı yıllarda İstanos olan kaza ismi, Korkuteli olarak değiştirilmiştir2. Osmanlı devrinde Antalya sancak merkezine Korkuteli Kazası, kuş uçuşu yakın gözükse de aşılması zor, yüksek dağlarla çevrilidir. Kaza kırsalı doğal güzellikleri, yaylaları ve tarımsal üre timiyle öne çıkmaktadır. Yaz aylarında -sıcak Antalya‘ya nazaran- serin havası, lezzetli meyveleri ve tarihi mirası ile Korkuteli bölgede önemli konuma sahiptir3. Antalya‘nın ikliminden dolayı konar göçerlerin yaylalara çıkması, asırlardır devam eden yaylacılık kültürünün oluşmasına yol açmıştır. Kazanın ortasından akan Bozçay sadece konargöçer gruplar için değil, aynı zamanda Korku teli ovasını besleyen, verimli topraklarda meyve ve sebze yetiştiriciliğine katkı sağlamıştır. Bu durum Evliya Çelebi‘nin dikkatini çekmiştir4. Yaylalardaki yeşil alanlar, meralar ve temiz su kaynakları göçerlerin hayvanları için en uygun ortamı onlara sunmuştur.