İklim Değişikliği ve Kadın Sağlığı: Hemşirelik Perspektifinden Bir Değerlendirme


Creative Commons License

Karabulut G., Sümen A.

ASES IV. INTERNATIONAL HEALTH SCIENCES CONGRESS, Antalya, Türkiye, 1 - 02 Mart 2025, ss.105-117

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.105-117
  • Akdeniz Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Özet İklim değişikliği, küresel ölçekte halk sağlığını tehdit eden önemli bir sorundur. Sıcaklık değişimleri, yağış düzensizlikleri, şiddetli hava olaylarının artışı ve ekosistem bozulmaları gibi etkileri, fizyolojik ve psikolojik sağlık sorunlarını tetiklemektedir. Bu değişimler, hava kirliliğinin artışı, enfeksiyon ve vektör kaynaklı hastalıkların yayılması, temiz su ve güvenilir gıda temininde zorluklar gibi halk sağlığını doğrudan etkileyen riskler oluşturmaktadır. Sıcak hava dalgaları, kuraklık, yangınlar, seller ve tarımsal verimliliğin azalması, mevcut sağlık sorunlarını derinleştirerek uzun vadeli halk sağlığı krizlerine yol açma potansiyeline sahiptir. İklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkileri, toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri nedeniyle bireyler arasında farklılık göstermektedir. Kadınlar, özellikle gebeler, çocuklar ve yaşlılar, bu değişikliğe karşı daha savunmasızdır. Kadınların erkeklere kıyasla daha fazla sağlık sorunu yaşaması, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı kırılganlıklarını artırmaktadır. Gebelik sürecinde vektör kaynaklı hastalıkların artışı erken doğum ve konjenital anomalilere yol açabilirken, hava kirliliği menstrual düzensizlikler ve infertiliteye neden olabilmektedir. Menopoz döneminde ise aşırı sıcak hava dalgaları vazomotor semptomları şiddetlendirerek kadın sağlığını olumsuz etkilemektedir. İklim değişikliğine bağlı olarak gebelerin sıcak hava dalgalarına ve hava kirliliğine maruz kalması; erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve ölü doğum riskini artırmaktadır. Kuraklık ve kırsal bölgelerde yaşanan sosyoekonomik sorunlar, özellikle adölesan kızlar arasında HIV yaygınlığının artmasına katkıda bulunmaktadır. İklim değişikliğinin diğer önemli toplumsal sonucu ise kadına yönelik şiddetin artış göstermesidir. Kadınların iklim değişikliğinden orantısız şekilde etkilenmesi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştirerek kadınların sosyal, ekonomik ve sağlık alanlarında karşılaştıkları dezavantajları artırmaktadır. İklim değişikliği ve kadın sağlığı arasındaki çok boyutlu ilişki, kadınların çözüm sürecinde aktif rol almasını gerektirmektedir. İklim değişikliğinin maternal fetal sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için politika geliştirme, farkındalık oluşturma ve toplumsal cinsiyet eşitliğini önceleyen stratejiler hayata geçirilmelidir. Kadınların iklim politikalarına eşit katılımını sağlamak, onların bu süreçte güçlenmesini teşvik edici eylemlerle desteklemek büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, iklim değişikliğinin kadın ve gebe sağlığı üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak ve etkili müdahaleler geliştirebilmek için bilimsel araştırmalar artırılmalıdır. İklim değişikliğiyle mücadelede ve sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmada hemşirelerin rolü büyük önem taşımaktadır. Hemşireler, eğitimci, savunucu, araştırmacı ve uygulayıcı rolleriyle, bu süreçte kritik bir konumda yer almakta olup,kadınların ve gebelerin iklim değişikliğine bağlı sağlık risklerine karşı korunmasında aktif bir rol üstlenmelidir. Aynı zamanda, maternal-fetal riskleri azaltmaya yönelik koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerini güçlendirmeye yönelik stratejiler geliştirilmelidir. İklim değişikliğinin halk sağlığı üzerindeki etkilerini azaltmaya yönelik sürdürülebilir politika ve uygulamaların hayata geçirilmesi, kadınların ve gelecekteki nesillerin sağlığını koruma açısından büyük önem taşımaktadır. Anahtar kelimeler: İklim değişikliği, kadın sağlığı, hemşirelik.