Euthyphron İkilemi Bağlamında Jeremy Bentham’ın Hukuk Felsefesi
Asos 11. Uluslararası Hukuk Kongresi, Kayseri, Turkey, 15 - 16 May 2025, pp.92-103, (Full Text)
- Publication Type: Conference Paper / Full Text
- City: Kayseri
- Country: Turkey
- Page Numbers: pp.92-103
- Akdeniz University Affiliated: Yes
Abstract
The Euthyphron dilemma reveals a fundamental distinction regarding the source of normativity: Is something ordained because it is good, or is it good because it is ordained? In other words, is the will the source of normativity, or can there be normative sources other than the will? While legal positivism bases the validity of the law on the command of the will, the natural law approach argues that normative criteria exist independently of the will and that violations of these criteria at one level or another can affect the validity of the law. At first glance, Jeremy Bentham appears to be a strict positivist regarding the validity of law. According to him, the legislator's will creates the law, and legal validity does not depend on whether the content is moral or not. However, Bentham's conception of “good law” is based not only on the dictates of the will but also on natural criteria such as pleasure and pain. Among legal positivists, the position of Thomas Hobbes is particularly important here. According to Hobbes, good and evil are not criteria that exist spontaneously in nature; the sovereign alone has the authority to determine them. This understanding bases legal validity entirely on the will of the sovereign and does not accept any non-will criterion of legal correctness. Bentham is a voluntarist positivist in terms of the validity of the law, but he also acts as a kind of “natural jurist” in that he appeals to nature in deciding whether a law is good or not. However, this does not mean that he adheres to the understanding of natural law in the ancient or scholastic traditions. His understanding of nature is shaped by the scientific positivism of his time. Nature is the sum of observable phenomena, and the fundamental characteristic of human nature is the pursuit of pleasure and the avoidance of pain. Therefore, the good law is the law that follows this natural reality. Good laws should be those that increase the overall pleasure and reduce the pain of individuals and society. This approach differentiates Bentham from voluntarist positivists like Hobbes. The will can decide what the law is, but it cannot decide good and evil. The criteria of good and evil are in nature. Thus, while the validity of law rests on a positivist foundation, the moral evaluation of the content of law is made within a normative framework based on nature. Bentham seems to have departed from voluntarist legal positivism on the basis of scientific positivism. As a result, Bentham's legal and moral philosophy reveals a hybrid structure between legal positivism and naturalistic ethics. His normative theory shows that he developed a “positivist conception of natural law” that looks at nature with a scientific eye and tries to draw normative conclusions, departing from classical legal positivism centered on the will. Bentham's approach reveals that it is not always possible to make a sharp distinction between legal positivism and natural legalism and that this distinction may be dysfunctional in practice.
Euthyphron ikilemi, normativitenin kaynağına ilişkin temel bir ayrımı ortaya koyar: Bir şey iyi olduğu için mi buyrulur, yoksa buyrulduğu için mi iyidir? Diğer bir ifadeyle normativitenin kaynağı irade midir yoksa iradenin dışında normatif kaynaklar bulunabilir mi? Hukuki pozitivizm, hukukun geçerliliğini iradenin buyruğuna dayandırırken, doğal hukuk anlayışı normatif ölçütlerin iradeden bağımsız olarak var olduğunu ve bu ölçütlere şu ya da bu düzeyde aykırılığın yasanın geçerliliğini etkileyebileceğini savunur. İlk bakışta Jeremy Bentham, hukukun geçerliliği açısından katı bir pozitivist gibi görünür. Ona göre, yasa koyucunun iradesi hukuku yaratır ve hukuki geçerlilik, içeriğin ahlaki olup olmamasına bağlı değildir. Ancak, Bentham’ın "iyi yasa" anlayışı yalnızca iradenin buyruklarına değil, haz ve acı gibi doğal ölçütlere dayanır. Hukuki pozitivistler arasında Thomas Hobbes’un konumu burada özellikle önemlidir. Hobbes’a göre, iyi ve kötü doğada kendiliğinden var olan ölçütler değildir; bunları belirleme yetkisi yalnızca egemene aittir. Bireylerin iyiye ve kötüye kendilerinin karar vermeye başlamaları, toplumun dağılmasının ilk işareti olacaktır. Bu anlayış, hukuki geçerliliği tamamen egemenin iradesine dayandırdığı gibi hukuki doğruluğa ilişkin de irade dışı herhangi bir ölçütü kabul etmez. Ancak Bentham, iyi yasayı tanımlarken yalnızca buyruğa değil, doğaya da başvurduğu için Hobbes’un belirlediği iradeci çerçeveden ayrılır. Burada ortaya çıkan tablo, modern hukuk teorilerinden alışık olduğumuz katı pozitivizm-doğal hukuk ayrımını bulanıklaştırır. Bentham, hukukun geçerliliği açısından iradeci bir pozitivisttir, ancak hukukun iyi olup olmadığına karar verirken doğaya başvurduğu için bir tür "doğal hukukçu" gibi de hareket eder. Ancak, bu onun antik veya skolastik geleneklerdeki doğal hukuk anlayışına bağlı olduğu anlamına gelmez. O, doğada nous, dike, arete, gibi soyutlamalar görmez. Onun doğa anlayışı, kendi döneminin bilimsel pozitivizmiyle şekillenmiştir. Doğa kozmos değildir, gözlemlenebilir olguların toplamıdır ve insan doğasının temel niteliği haz arayışı ve acıdan kaçınmadır. Dolayısıyla, iyi yasa da bu doğal gerçekliğe uygun olan yasadır. İyi yasalar, bireylerin ve toplumun genel hazzını artıran ve acıyı azaltan yasalar olarak belirlenmelidir. Bu yaklaşım, Bentham’ı Hobbes gibi iradeci pozitivistlerinden farklı bir noktaya taşır. İrade, yasanın ne olduğuna karar verebilir ama iyiye ve kötüye karar veremez. İyinin ve kötünün ölçütü doğadadır. Yasa koyucu, doğal ölçütler olan haz ve acıyı dikkate alarak yasaları oluşturmalı ve değiştirmelidir. Böylece, hukukun geçerliliği pozitivist bir temele otururken, hukukun içeriğine ilişkin ahlaki değerlendirme doğaya dayanan normatif bir çerçevede yapılır. Bentham bilimsel pozitivizme dayanarak iradeci hukuki pozitivizmden ayrılmış görünmektedir. Sonuç olarak, Bentham’ın hukuk ve ahlak felsefesi, hukuki pozitivizm ile doğalcı etik arasında melez bir yapı ortaya koyar. Onun normatif teorisi, irade merkezli klasik hukuki pozitivizmden ayrılarak, doğaya bilimsel bir gözle bakan ve normatif sonuçlar çıkarmaya çalışan "pozitivist bir doğal hukuk" anlayışı geliştirdiğini gösterir. Bentham’ın yaklaşımı, hukuki pozitivizm ile doğal hukukçuluk arasında keskin bir ayrım yapmanın her zaman mümkün olmadığını ve bu ayrımın pratikte işlevsiz olabileceğini gözler önüne serer.