AVRASYA 15th INTERNATIONAL CONFERENCE ON SOCIAL SCIENCES, Tbilisi, Gürcistan, 13 - 15 Mart 2026, ss.232-245, (Tam Metin Bildiri)
Fotoğraf tarihinde siyah beyaz görüntü uzun süre belgesel gerçeklik ve nesnellik temsili olarak
görülmüştür. Renk ise çoğunlukla ticari dünyanın, reklam endüstrisinin veya amatör anı
fotoğraflarının bir unsuru olarak görülmüş ve aslına sadık bir kopyalama aracı olarak
değerlendirilmiştir.
Günümüz çağdaş fotoğrafında renk, nesnel gerçekliği pasif biçimde kaydeden teknik bir detay
olmaktan çıkmış; fotoğrafçının izleyici algısını yönettiği ve kendi gerçekliğini inşa ettiği aktif
bir göstergeye dönüşmüştür. Dolayısıyla renk artık fotoğraflanan nesnenin fiziksel bir niteliği
değil, o nesnenin veya sahnenin izleyicide nasıl bir his uyandırması gerektiğini belirleyen
psikolojik ve kültürel bir katman haline gelmiştir. Bu durum fotoğrafın geleneksel nesnellik
algısı inancını kırarak, izleyiciyi fotoğrafçının zihnindeki kurgusal ve yeniden anlam ürettiği
gerçeğe davet eder.
Bu bildirinin amacı, fotoğrafta rengin yalnızca nesnenin bir niteliği olmadığını, izleyicide belirli
duygu ve çağrışımlar üreten bir anlatım aracı olduğunu ortaya koymaktır. Araştırmada nitel
yöntem benimsenmiş olup örnek olay incelemesi kapsamında William Eggleston’ın dye-
transfer tekniği ile ürettiği çalışmalar ve Gregory Crewdson’ın sinematografik renk ve ışık
kurgusuna dayalı fotoğrafları analiz edilmiştir.
Çalışma sonucunda, çağdaş fotoğrafta rengin nesnel gerçekliği doğrudan aktaran bir unsur
olmaktan uzaklaştığı; bunun yerine fotoğrafçının öznel müdahalesini görünür kılan, izleyicinin
algısını yöneten ve yeni anlam üretimini tetikleyen temel bir yapı taşı haline geldiği saptanmıştır.