Yapı Bilgisi Eğitimi İçin Mobil Artırılmış Gerçeklik Tabanlı Bir Öğrenme Modeli Önerisi
Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Hilal Tuğba Örmecioğlu
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Desteklendiği Program: Diğer
Özet:
Eğitim teknolojileri alanında AG (artırılmış gerçeklik) ve MAG (mobil artırılmış gerçeklik) uygulamalarının kullanımı son yıllarda önemli ölçüde artmış olmasına rağmen, literatürdeki çalışmaların büyük bir kısmı bu teknolojilerin öğrenme çıktıları üzerindeki doğrudan etkilerine odaklanmış; söz konusu etkilerin hangi bilişsel ve duyuşsal mekanizmalar aracılığıyla ortaya çıktığı yeterince açıklanamamıştır. Mimarlık ve iç mimarlık eğitiminde, özellikle yapı bilgisi gibi zihinde canlandırılması güç, çok katmanlı ve uzamsal akıl yürütme gerektiren içeriklerin öğreniminde öğrencilerin yaşadığı kavramsal güçlükler, pedagojik olarak yapılandırılmış dijital öğrenme ortamlarına olan ihtiyacı daha da belirgin hale getirmektedir. Bu bağlamda, bu araştırmanın temel amacı; CTML (Çoklu Ortamla Öğrenmenin Bilişsel Kuramı-Cognitive Theory of Multimedia Learning) ilkeleri doğrultusunda tasarlanan MAG tabanlı bir öğrenme modelinin (M-ARLearn), öğrencilerin akademik başarıları, teknoloji kabul düzeyleri ve öğrenme motivasyonları üzerindeki etkisini bütüncül bir çerçevede incelemek ve bu değişkenler arasındaki ilişkileri mekanizma düzeyinde ortaya koymaktır. Araştırmada, nicel ve nitel veri toplama süreçlerinin birbirini tamamlayacak şekilde yapılandırıldığı açımlayıcı sıralı karma yöntem deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunu, üç farklı yükseköğretim kurumunun mimarlık ve iç mimarlık bölümlerinde öğrenim gören lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Nicel verilerin analizinde bağımsız örneklemler t-testi, ön test puanlarının kovaryans olarak kontrol edildiği ANCOVA (Kovaryans Analizi) ve çoklu doğrusal regresyon analizleri kullanılmış; kuramsal modelin sınanmasında Hayes'in PROCESS makrosu (Model 4) aracılığıyla aracılık analizleri gerçekleştirilmiştir. Nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formları aracılığıyla toplanmış ve NVivo yazılımı kullanılarak tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular, M-ARLearn modeli ile desteklenen öğretim sürecinin, öğrencilerin yapı bilgisi dersindeki akademik başarılarını ve öğrenme motivasyonlarını geleneksel öğretim yöntemlerine kıyasla anlamlı düzeyde ve yüksek bir etki büyüklüğü ile artırdığını göstermektedir. Bununla birlikte, TAM (Teknoloji Kabul Modeli- Technology Acceptance Model) kapsamında öğrencilerin teknolojiye yönelik algılarının akademik başarı üzerindeki doğrudan etkisinin sınırlı olduğu; ancak öğrenme sürecine katılımı başlatan önemli bir algısal eşik oluşturduğu belirlenmiştir. Aracılık analizi sonuçları, öğretim yönteminin akademik başarı üzerindeki etkisinin önemli bir bölümünün (yaklaşık %33–37) öğrenme motivasyonu üzerinden dolaylı olarak gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Özellikle ARCS (Attention-Dikkat, Relevance-Uygunluk, Confidence-Güven, Satisfaction-Tatmin) motivasyon modelinin dikkat ve ilgi/uygunluk boyutlarının (%11-%10) bu süreçte belirleyici rol oynadığı tespit edilmiştir. Nitel bulgular, nicel sonuçları destekleyerek M-ARLearn modelinin öğrenme sürecine etkisini daha derinlikli biçimde açıklamaktadır. Öğrenciler, uygulamanın sunduğu 3B (üç boyutlu) görselleştirme, etkileşimli manipülasyon ve soyut yapı elemanlarını somutlaştırma olanaklarının öğrenmeyi kolaylaştırdığını; bu süreçte bilişsel yükün azaldığını ve içsel motivasyonlarının arttığını ifade etmişlerdir. Ayrıca öğrencilerin uygulamayı kolay, anlaşılır ve ilgi çekici bulmaları, teknoloji kabulünün öğrenme sürecindeki kolaylaştırıcı rolünü desteklemektedir. Farklı üniversite ve bölümlerden elde edilen bulguların tutarlılığı, önerilen modelin yapı bilgisi eğitimi bağlamında genellenebilir bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak bu araştırma, MAG uygulamalarının mimarlık ve iç mimarlık eğitiminde yalnızca teknolojik bir yenilik olarak değil; bilişsel tasarım, algısal kabul ve motivasyonel süreçlerin etkileşimiyle çalışan bütüncül bir öğrenme mekanizması olarak ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda çalışma, literatüre CTML ilkelerinin teknoloji kabulünü desteklediği, bu kabulün motivasyonu artırdığı ve nihayetinde akademik başarıyı olumlu yönde etkilediği mekanizma temelli bir dijital pedagoji modeli önermekte ve bu modelin yapı bilgisi eğitimi bağlamında ampirik olarak doğrulanabileceğini göstermektedir.