Ekosinema üzerine düşünmek: Andrey Tarkovski, Abbas Kiyarüstemi ve Nuri Bilge Ceylan Sinemasında Doğa
Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Radyo, TV ve Sinema Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Bahar Urhan
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Desteklendiği Program: Diğer
Özet:
Bu tez çalışmasında, sinema ve doğa ilişkisi ekoeleştirel bir yaklaşımla ele alınmaktadır. Çalışmanın amacı Andrey Tarkovski, Abbas Kiyarüstemi ve Nuri Bilge Ceylan sinemasında doğanın nasıl kullanıldığını ve bu üç yönetmenin kişisel olarak doğayla kurduğu ilişkileri araştırmaktır. Tezin ilk bölümünde tarihsel süreçte insan-doğa ilişkileri, doğa paradigmaları ve ekoeleştirel yaklaşımlara yer verilmektedir. İkinci bölümde ise Ekosinema kavramı etrafında sinema, doğa ve ekoloji ilişkisi tartışılmaktadır. Çalışmada, ekosinema çalışmaları teorik ve pratik boyutta değerlendirilmektedir. Ekosinemanın teorik boyutunu ideolojik, etik ve estetik temelli çalışmalar oluşturmaktadır. Pratik boyutta ise sinema endüstrisi, film festivalleri, belgeseller, yönetmen çalışmaları ve film yapım pratiklerinin ekolojiyle olan ilişkileri yer almaktadır. Tezin son bölümünde ise ekosinemanın teorik ve pratik boyutlarındaki kavramlardan faydalanılarak ekoeleştirel film çözümleme modeli geliştirilmiştir. Çalışmanın örneklemini oluşturan üç yönetmenin filmleri ve yönetmenlerin doğayla kişisel etkileşimleri bu model ile analiz edilmiştir. Model içerik/ideolojik, biçimsel/estetik ve pratik/etik olmak üzere üç boyuttan oluşmaktadır. İlk boyutta doğanın filmlerde nasıl temsil edildiğine ve filmlerde yer alan açık ve örtük ekolojik mesajlara, ikinci boyutta doğanın filmlerde biçimsel ve estetik olarak nasıl kullanıldığına üçüncü ve son boyutta ise yönetmenlerin doğayla kurduğu kişisel bağlara ve film yapım pratiklerinde doğayı nasıl deneyimlediğine odaklanılmaktadır. Üç yönetmenin de filmlerinde, doğayı özneleştirip insanı nesneleştirdiği, doğayı şiirsel sinema dillerinin bir parçası haline getirdiği, felsefi olarak Tarkovski'nin doğayı Spritüalist, Kiyarüstemi'nin Romantik, Ceylan'ın ise Nihilist bir yaklaşımla ele aldığı söylenebilir. Biçimsel olarak değerlendirildiğinde ise üç yönetmenin de yavaş sinema estetiğinden faydalandığı ve dolayısıyla doğayı görsel olarak estetize ettikleri, doğaya dair sesleri filmlerde atmosfer oluşturmak ve filmlere estetik bir derinlik katmak için kullandığı, mekânsal olarak ise Kiyarüstemi'nin doğayı fiziki bir mekân olarak, Ceylan'ın toplumsal/kültürel bir mekan olarak Tarkovski'nin metafiziksel ve duyusal bir mekan olarak kullandığı görülmektedir. Üç yönetmenin de yaşamları boyunca doğaya kişisel olarak hayranlık duyduklarını, doğada vakit geçirmekten keyif aldıklarını, film mekanları olarak genellikle doğayı tercih ettikleri ve doğayı herkesten farklı olarak film yaratım süreçlerine dahil ederek deneyimlediklerini ve yönetmenlerin doğaya duydukları bu sevginin ve hayranlığın filmlerinde de karşılık bulduğunu söylemek mümkündür.