A. BRONCHIALIS'LERİN ANATOMİSİ, VARYASYONLARI VE A. BRONCHIALIS HİPERTROFİSİ: ÇOK KESİTLİ BT ANJİOGRAFİ ÇALIŞMASI


Uzman Dr. GARİP KILIÇ

Tez Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Temel Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tez Danışmanı: Muzaffer Sindel

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

AB'ler, küçük çaplı olup oksijenli kanı arbor bronchialis'e, büyük kan damarlarının vasa vasorum'larına, nodi lymphoidei thoracis'e, trachea'ya, oesophagus'a ve pleura'ya taşırlar. AB'ler, a. pulmonalis'lere bağlanan distal mikrovasküler anastomozlara sahiptir. AB'ler normalde toplam kalp debisinin yaklaşık %1'ini alırlar. AB'ler belirgin bir plastisiteye sahiptir. Çeşitli hastalıklarda AB'ler hipertrofiye olabilir ve ince duvarlı AB distali ile a. pulmonalis anastomozu genişleyebilir, AB rüptürü ve pulmoner kanama riski artar. AB'ler masif hemoptizi vakalarının %90'ında ana kanama kaynağıdır. MDBT hemoptizili hastalarda değerlidir, hemoptiziye neden olabilecek genişlemiş AB veya diğer arterleri görüntüleme imkanı sunarak, girişimsel işlemlere rehberlik edecek bir yol haritası sağlar. Bu çalışmayla; MDBT anjiyografi kullanarak, 2021-2022 yılları arasında, çeşitli nedenlerle aorta thoracica BT anjiografisi çekilen hasta grubunda; AB'lerin çıkım yerleri, seviyeleri, çapları, AB dallanma paternleri tanımlanacaktır. Böylece, hemoptizili hastalarda potansiyel kanama bölgelerinin belirlenerek ABE'nin planlanmasında, mediastinal cerrahi esnasında iatrojenik AB hasarının önlenmesinde hekime yol gösterici olması beklenmektedir. İncelenen MDBT görüntüleri ile AB'lerin varyasyonlarını ortaya koymayı ve bu varyasyonların cinsiyetler arasındaki görülme sıklığı arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi amaçladık. Ayrıca bu konuyla ilgili güncel çalışmaları incelerken çalışmamızın sonuçlarını diğer çalışmalarla karşılaştırdık ve bu varyasyonların klinik önemini tartıştık. Değerlendirilen hastalarda ABH varlığını araştırdık, ABH'nin hemoptiziye yatkınlığı arttırabilecek sebepler açısından değerlendirmesi yapılarak, hemoptizili hastalarda ABE'nin rolünü tartışmayı amaçladık. ABE, hemoptiziyi kontrol etmede, cerrahiye göre daha az invaziv, güvenli ve iyi tolere edilen, kanıtlanmış sonuçları olan önemli bir klinik yaklaşımdır. Çeşitli nedenlerle (anevrizma varlığı veya şüphesi, diseksiyon, koarktasyon veya pulmoner venöz anatominin tanımlanması vb.) aorta thoracica ve dallarının görüntülenmesi veya pulmoner venöz damarların görüntülenmesi için çekilen ve yaşları 18-95 arasında değişen 235 erkek ve 109 kadın bireyin toraks bilgisayarlı 39 tomografi görüntüleri retrospektif olarak incelendi. 1 mm kesit kalınlığında elde edilen görüntüler PACS (Picture Archiving and Communication Systems) aktarılarak aksiyel, koronal, sagittal ve 3D görüntüler elde edildi. AB'lerin sayıları, kökenleri ve çapları değerlendirildi. Ölçümler yapılıp kategorik veriler değerlendirildikten sonra istatistiksel analizler SPSS yazılım 26.0 versiyon kullanılarak yapıldı. Çalışma grubumuzdaki toplam 244 kişide cinsiyet açısından toplam ABs, toplam ABd ve toplam AB ortalama değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamaktaydı. Olgu bazında toplam AB sayısı incelendiğinde; 141 (%41) hastada 2 AB olduğu, 105 (%37,8) hastada 3 AB olduğu, 45 (%13,1) hastada 4 AB olduğu görülmektedir. Toplam AB ortalaması 2,71±0,93 (Min: 1-Max: 7)'dir. Toplam 344 hastanın 323'ünde Ath'den direkt olarak AB dallanması görülmüştür. Ath'den çıkan AB'lerin dallanma paternleri incelendiğinde; en sık (%39,2) '1 ABs ve 1 ABd', ikinci sıklıkta (%13,7) '1 ABs ve 2 ABd', üçüncü sıklıkta (%10,8) '1 ABs ve 0 ABd' saptanmıştır. Toplam 344 hastanın 170'inde Ath'den OIBG olarak ABs ve ABd dallanma paternleri gözlenmiştir. Bu patern incelendiğinde %32,3 ile '0 ABs ve 1 ABd' paterni en sık olarak saptanmıştır. Çalışmamızda toplam 344 hastanın 182'sinde ABH bulunmamakta, 162 hastanın ise en az 1 AB'sinde hipertrofi bulunmaktadır. ABd sayı ve çapının ABs'den daha yüksek olduğunu tespit ettik. Bu durum, sağ akciğer hacminin daha büyük olması ve ABd'nin trachea, pulmoner hava yolları, destek dokular, lenf nodları ve pleura visceralis gibi yapılara büyük miktarda besleyici kan taşımasının bir sonucu olabilir. Çalışmamızda ektopik AB'lerin orijinlerine bakıldığında en fazla (%69,23) Ath'den, ikinci sıklıkta (%28,75) AAo'dan orijin aldığı görülmektedir. Bu farklılıklar çalışma popülasyonundaki veya kullanılan tekniklerdeki değişkenlerden kaynaklanıyor olabilir. Bu çalışmanın sonuçlarının toraks bölgesini ilgilendiren girişimsel prosedürlerde ve BT yorumlamalarında radyologlara ve cerrahlara yol gösterici nitelikte olacağını düşünüyoruz.