Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü, Türkiye
Tez Danışmanı: Prof. Dr. Hacer Sert
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Desteklendiği Program: Diğer
Özet:
Bu çalışmada bor oksit, kolemanit, etidot-67, borik asit,
çinko borat, susuz
boraks, boraks dekahidrat, üleksit
gibi bor türevlerinin tarihi taş yapılarda
bozunmaya neden olan ve bu nedenle önemli bir tehdit
unsuru olan Knufia perforans Sterf., Capnobotryella renispora J. Sugiyama ve Knufia petricola Wollenz. & de Hoog
fungus türlerinin misel gelişimi üzerindeki antifungal etkileri
araştırılmıştır. Buna göre mikrofungus suşları, misel gelişimlerini tespit
etmek amacıyla in vitro koşullarda
çoğaltılmış; her bir türe, sekiz farklı bor türevi %0,1, %1, %3 ve %5 (w/v)
konsantrasyonlarında uygulanmıştır. Misel gelişim çapları on beş gün boyunca 24
saatte bir ölçülerek büyüme inhibisyon yüzdeleri belirlenmiştir.
Elde edilen sonuçlara göre; tarihi eserlerde korozyona neden olduğu
bilinen K. perforans, K. petricola ve C. renispora üzerine uygulanan bor türevlerinin konsantrasyonu
arttıkça antifungal etkilerinin de arttığı ve bu siyah mikrofungus türlerinin
gelişimini başarılı bir şekilde baskıladığı tespit edilmiştir. Bor türevlerinin
antifungal etkileri mikrofungus cinslerine göre farklılık göstermiştir. K. perforans üzerinde en yüksek
antifungal etkiyi çinko borat gösterirken, boraks dekahidrat en az etkili olan
bor türevi olmuştur. K. petricola türünde
de çinko borat en etkili bor türevi olarak belirlenmiş, bor oksit ise en düşük
etkiyi göstermiştir. C. renispora için
ise kolemanit en yüksek antifungal aktiviteye sahipken, boraks dekahidrat yine
en az etkili olmuştur. Genel olarak; boraks dekahidratın tüm mikrofungus
türleri üzerinde en düşük antifungal aktiviteye sahip olduğu, çinko boratın ise
genellikle en yüksek etkiyi gösterdiği, ancak kolemanitin de C. renispora üzerinde güçlü bir etki
ortaya çıkardığı tespit edilmiştir. Diğer
bor türevleri de %3 ve %5 konsantrasyonlarında yüksek
antifungal etkiler göstermiştir. Bu bulgular, bor minerallerinin tarihi
taş yapıların biyolojik bozunmaya karşı korunmasında çevre dostu ve etkili bir
alternatif olabileceğini ortaya koymaktadır.