WOMEN'S REPRESENTATION ON COMPANY BOARDS IN THE CONTEXT OF GENDER EQUALITY, DIVERSITY, INCLUSIVITY AND SUSTAINABILITY


Creative Commons License

Bora Çınar S.

Uluslararası Disiplinlerarası Bilimde Kadın Kongresi "Çeşitlilik, Kariyer, Disiplinlerarasılık", Sivas, Turkey, 13 - 14 January 2023, pp.205-214

  • Publication Type: Conference Paper / Full Text
  • City: Sivas
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.205-214
  • Akdeniz University Affiliated: Yes

Abstract

The importance and necessity of ensuring women's representation in every decision-making unit of corporate organizations, especially in the boards of directors, has long been on the agenda for gender equality, diversity, inclusion and sustainability, and has been included in many laws, directives, policies and non-governmental organization projects. In many regulations and recommendations, it is seen that a critical ratio is tried to be determined. However, there are many questions that cannot be easily answered, such as how this critical ratio should be determined, whether women should be represented by women, whether the election of women by men constitutes a true representation of women, whether the group welcoming women should only be expected to act in a women-oriented manner, and how members who are not interested in being women but are present in a board as women should be evaluated.

The fact that half of a board is of the female gender alone is not enough to show that the board is sensitive to critical issues such as discrimination against women, violence and inequality of opportunity, and that it has a consistent and sensitive policy against all these problems. What makes diversity and sustainability on boards meaningful is the realization of "diversity of mindset". Filling the boards with female relatives of men who are shareholders or board members in order to create the illusion that the company advocates gender equality is not a solution, nor is it sincere. However, companies should "sincerely" bring a similar diversity to their boards in order to strengthen customer loyalty and, most importantly, to recognize the diverse demands and needs of the market in a timely manner. As a matter of fact, the interest of institutional investors in companies that observe gender equality in the representation of women is increasing, and shareholders and investors are scrutinizing not only profits but also social responsibility projects and company policies regarding these projects. In a changing and transforming business environment, pursuing gender equality for sustainability and promoting diversity in all aspects of business practice is no longer a choice, but the nature of business.


Cinsiyet eşitliği, çeşitlilik, kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik açısından kadın temsilinin şirket organizasyonlarının yönetim kurulları başta olmak üzere karar alıcı her birimde sağlanmasının önemi ve gerekliliği, uzun süredir pek çok kanun, direktif, politika ve sivil toplum kuruluşları projelerinde yer alarak gündemde tutulmaktadır. Pek çok düzenleme ve öneride kritik bir oranın tespitine çalışıldığı görülmektedir. Fakat bu kritik oranın neye göre belirlenmesi gerektiği, kadınların kadınlar tarafından mı temsilinin aranacağı, seçimlerinin erkekler tarafından yapılmasının gerçek bir kadın temsilini karşılayıp karşılamadığı, kadınları karşılayan gruptan sadece kadın odaklı hareket edilmesinin mi bekleneceği, kadın olmakla ilgilenmeyen ancak kadın olarak bir kurulda varlık gösteren üyelerin nasıl değerlendirilmesi gerektiği gibi kolaylıkla cevap verilemeyecek pek çok soru bulunmaktadır.

 Bir yönetim kurulunun yarısının kadın cinsiyetinde olması, o kurulun kadına yönelik ayrımcılık, şiddet ve fırsat eşitsizliği gibi kritik konularda hassas olduğunu ve tüm bu sorunlara karşı tutarlı ve duyarlı bir politikası olduğunu tek başına göstermeye yetmemektedir. Yönetim kurullarında çeşitliliği ve sürdürülebilirliği anlamlı kılan asıl olarak “zihniyet çeşitliliği”ni hayata geçirmeyi başarmaktır. Kurulları erkekleşen, erkek gibi düşünen ve ancak bunu başarırsa iş hayatında bir yer edineceğine inanan, şirketin cinsiyet eşitliğini savunduğu yanılsamasını yaratmak için pay sahibi ya da kurul üyesi olan erkeklerin kadın akrabalarıyla doldurmak bir çözüm olmadığı gibi samimi de değildir. Ancak şirketlerin müşteri sadakatini güçlendirmek ve en önemlisi standartlaşmadan gittikçe uzaklaşan piyasadaki çeşitlilik taşıyan talep ve ihtiyaçları zamanında görebilmek için benzer bir çeşitliliği kurullarına da “samimiyetle” taşıması gerekmektedir. Nitekim kadın temsilinde cinsiyet eşitliğini gözeten şirketlere yönelik kurumsal yatırımcıların ilgisi artmakta, pay sahipleri ve yatırımcılar sadece kârı değil sosyal sorumluluk projeleri ve bunlara yönelik şirket politikalarını da incelemeye almaktadır. Değişen ve dönüşen ticari çevrede sürdürülebilirlik için cinsiyet eşitliğinin gözetilmesi ve ticaret uygulamasının her alanında çeşitliliğin desteklenmesi artık bir tercih değil işin doğası haline gelmektedir.