"Bilen Susar, Bilmeyen Konuşur": Yavuz Turgul'da Doğu Düşüncesi


ERSÜMER O.

Sufi Araştırmaları Dergisi, vol.4, no.7, pp.1-20, 2013 (Peer-Reviewed Journal)

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 4 Issue: 7
  • Publication Date: 2013
  • Journal Name: Sufi Araştırmaları Dergisi
  • Page Numbers: pp.1-20
  • Akdeniz University Affiliated: Yes

Abstract

Yavuz Turgul defines himself as an easterner cinematographer. Despite that, Turgul's films are mostly subjected to sociological (“West centered”) readings. This paper transforms it's point of view in order to explore the cinema of Yavuz Turgul, and directs it's attention towards the East. Yavuz Turgul; despite that he is inclined towards perceiving the world as a single entity that contains opposites within, abruptly divides the world in two as the East and the West. Those who know represent the West and those who rely on intuition represent the East according to him. When interviews made with Yavuz Turgul are examined, it is understood that the director is in relation with an intangible mystical world that not the talker but “the seer” sees. Turgul mentions awareness, spontaneity, wisdom, shaman drum, Unity of the Body, Tao and Zen Buddhism in these interviews. He reminisces to Lao Tzu, Buddha, Hallac-ı Mansur, İbn’ül Arabi, İhvan-ı Safa, Yunus Emre and Sheikh Bedrettin whom he gathers Eastern idea. The focus of the paper is on Yavuz Turgul's particular comprehension of the East; articulations, directions and allusions of the director in an Eastern idea perspective are gathered and relations respective to his films are studied.

Yavuz Turgul, kendisini Doğulu bir sinemacı olarak tanımlar. Buna karşın, Turgul’un filmleri yoğun biçimde toplumbilimsel (“Batı ekseninde”) bir okumaya tabi tutulmuştur. Bu çalışma, Yavuz Turgul Sineması’nı keşfetmek yolunda bakış açısını değiştirerek, yüzünü Doğu’ya çeviriyor. Yavuz Turgul, dünyayı, her ne kadar zıtlıkları kendi içinde taşıyan tek bir varlık olarak tahayyül etmeye yatkınsa da, sık sık Doğu ve Batı diyerek ikiye ayırır. Ona göre bilenler Batı, sezenler ise Doğu’nun ruhunu temsil ederler. Yavuz Turgul ile yapılan söyleşiler incelendiğinde, yönetmenin; söyleyenin değil, ancak “görenin gördüğü” elle tutulmayan mistik bir dünya ile iç içe olduğu anlaşılmaktadır. Turgul bu söyleşilerde farkındalık, kendiliğindenlik, bilgelik, şaman davulu, Vahdet-i Vücud, Tao ve Zen Budizm’inden söz açar. Doğu düşüncesi altında topladığı Lao Tzu, Buda, Hallac-ı Mansur, İbn’ül Arabi, İhvan-ı Safa, Yunus Emre ve Şeyh Bedrettin’in isimlerini anar. Yavuz Turgul’un, Doğu’dan ne anladığına odaklanılan bu çalışmada da; yönetmenin, Doğu düşüncesi perspektifi içinde telaffuz, işaret veya ima ettikleri bütünlüklü biçimde bir araya toplanarak, filmleriyle bağlantılar kurulmaya çabalanmaktadır.