Bilgin A. B. (Yürütücü), Ayaz Y.
Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje, BAP Alt Yapı, 2017 - 2019
| Diyabet günümüzde hem dünyada, hem de ülkemizde gittikçe büyüyen bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Diyabetik retinopati (DR), diyabet komplikasyonlarından biri olup gelişmiş ülkelerde 20-64 yaş arasında görme kaybı ve körlüğün en sık sebebidir. DR’li hastalarda ise görme azalmasının temel nedenlerinden biri diyabetik makula ödemi (DMÖ)’dir. DMÖ non-proliferatif DR’li hastalarda görme kaybının %80’inden sorumludur.. Diyabetik hastalarda retina kapillerlerinde görülen tıkanma sonucu doku hipoksisi ve otoregülasyona bağlı olarak arteriollerde dilatasyon oluşmaktadır. DMÖ tedavisinde genellikle anti-VEGF(vasküler endotelyal growth faktör)’ler kullanılmaktadır. Tedavide genellikle aylık enjeksiyonlar uygulanmakta ve bu invazif işleme bağlı komplikasyonlar (hemoraji, katarakt, retina dekolmanı, endoftalmi) gelişebilmektedir. Bunun dışında lazer fotokoagülasyon tedavisi uygulanmakta ve erken tedavi ile olguların %50’sinde görme kayıpları engellenebilmektedir. Lazer tedavisinin etki mekanizması tam olarak bilinmemektedir. Lazer yanıkları; koroidden iç retina katlarına doğru oksijen akımını arttıran, böylece vitreus oksijenizasyonunu arttıran ve vazokonstriksiyona neden olan fizyolojik pencereler olarak görev yapar. Patern lazer yeni nesil bir lazer fotokoagulatördür. Konvansiyonel lazerlere göre kullanılan kısa atım süreleri; çevre retina dokularındaki termal hasarın minimuma inmesine neden olur. Bu proje kapsamında kliniğimizde Nonproliferatif Diabetik Retinopati ve Diabetik Makula Ödemi bulunan hastaların tedavisinde anti-VEGF Enjeksiyonu ile Patern lazerin karşılaştırılması yapılarak tedavilere bağlı gelişen komplikasyonlar incelenecek, invazif girişime göre non-invazif olan Patern lazerin prognoza etkisi araştırılacak, hastaların uzun dönem (24 aylık) takip sonuçları değerlendirilecektir. Bu projenin sonucunda non-invazif Patern lazerin DMÖ tedavisinde etkili olacağını ve çalışmanın literatüre katkı sağlayacağını düşünmekteyiz. Ayrıca bu hastalara daha az enjeksiyon gerekeceğinden buna bağlı olarak da komplikasyonların azalacağını öngörmekteyiz. |