Sosyal bilimlerde gözlem önermeleri sorununun Quine'ın doğallaştırılmış epistemolojisi perspektifinden analizi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, -, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ŞEREF KARAKAYA
Danışman: Ekin Kaynak Iltar
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bilimler, nesnel bilgi iddiasındadırlar. Nesnel bilgi iddiası mutlak anlamda nesnellikten ziyade yaklaşık bir nesnellik olmaktadır. Nesnellik söz konusu olduğunda doğa bilimlerinde bu ideale sosyal bilimlere göre daha fazla yaklaşılmaktadır. Sosyal bilimler, araştırmacılarının aynı zamanda araştırma nesnesi içerisinde bulunması ve insan faktörünün değişkenliği gibi nedenlerden dolayı nesnellik konusunda eleştirilmektedir. Bu eleştiriler sosyal bilim araştırmalarında üretilen bilgiye öznelliğin sızacağı yönünde yapılsa da sosyoloji gibi bilimlerde bu hususun gözetilmediği yaklaşımlarda olmuştur. Bilimsel bilgi, hâkim paradigmaya uygun olarak bu paradigmanın metodolojik sayıltıları içerisindeki yöntem ve teknikler seti ile üretilirler. Bu yöntem ve teknikler gözleme dayanmaktadır çünkü araştırmacı insan olma noktasında beş duyu organıyla bu bilgiye yönelmektedir. Sosyal bilim araştırmacıları, insan eylemlerine dayanan sosyal gerçekliğe yönelirler. Dolayısıyla sosyal gerçekliğin açıklanması, insan eylemlerinin açıklanmasından bağımsız olmamaktadır. İnsan eylemleriyse doğrudan gözleme konu edilemeyecek içsel süreçler ile ilişkilidir. Sosyal gerçekliğin bilgisinde nesnellik sorunu, bu bilginin insan inşası olması ve içsel süreçlere uzanması nedenleriyle ortaya çıkmaktadır. Quine, epistemolojinin doğallaştırılması projesiyle, bilimlerde gözlemler ve teoriler arasındaki ilişkilere odaklanmaktadır. Quine, gözlemlerimizin cılız girdiler olduğunu ve bu cılız girdilerden yoğun çıktılar olarak teoriler ürettiğimizi ifade etmektedir. Sosyal bilim araştırmalarında daha özel olarak sosyoloji araştırmalarında yapılan gözlemler cılız girdiler ve bu gözlemlerden oluşturulan teoriler yoğun çıktılar olarak ele alınırsa bu süreç içerisinde gözlem verilerine eklemlenen şeylerin ne olduğu sorunu ortaya çıkmaktadır. Duyusal girdilerimize eklemlenen şeyler, veriler arasındaki mantıksal ilişkilere dayalı çıkarımlar olabileceği gibi bilimsel bilginin nesnellik idealini zedeleyecek olan kuram-yüklülüğe dayalı ideolojiler, inançlar, kültüre özgü ontolojiler vd. gibi bilgiler de olabilmektedir. Doğa bilimleri de benzer sorunlardan azade değildir. Bu çalışma, merkezi ve özel olarak sosyoloji araştırma süreçlerine ve bazı kısımlarda sosyal bilim araştırma süreçlerine temas ederek, kuram-yüklülükten kaynaklanan ve bilimsel bilgilerimize eklemlenen şeylerin açığa çıkarılmasını sağlayacak olan ve Quine'ın bilim felsefesine dayanan metodolojik bir çerçeve sunmaktadır.